Çok sık film çekemese de çektiği zaman adından söz ettiren Karyn Kusama’nın yönetmenliğini yaptığı Destroyer, özellikle Nicole Kidman’ın performansı ile göz önünde kalacak gibi. Altın Küre’ye aday olup farklı festivallerde ödül kazanan Nicole Kidman, Destroyer’da tam anlamıyla ortalığı yıkmış. Gerilim ve aksiyon filmleri ile tanıdığımız yönetmen yine ve yeniden gerilimi üst düzey bir aksiyon ile karşımızda. İlgi çekmeyi başaran, kurgusu ile çekiciliğini arttıran ve Nicole Kidman’ın Godlike performansı ile sonuna kadar izlettirmeyi başaran bir film Destroyer.

Kısaca konusuna değinelim… Erin Bell, eski takım arkadaşı Silas’ın şehre geri döndüğünü düşünür ve bağlı olduğu polis teşkilatından bağımsız hareket ederek ipuçlarını birleştirerek hikayeyi tamamlamaya çalışır. Silas’ın geri dönmesi demek şehirde olay çıkacak demektir ve Erin, birileri zarar görmeden Silas ve ekibini bulmalıdır. Daha önce onlarla beraber suç işlemiş biri olan Erin için eski arkadaşlarını bulmak da pek zor olmayacaktır. Fakat seyirci olarak bizim aradığını düşündüğümüz ile olanlar bambaşkadır.

Static-X’in sevdiğim bir şarkısı olan Destroyer, anlamının hakkını vermesi beklenen, güçlü bir kelimedir. Şarkı bu gücü veren kuvvetli bir parçaydı. RIP Wayne Staic… Film de mükemmel olmamasına karşın isminin hakkını veren bir yapım olmuş diyebiliriz. Gerek hikayesi, gerek hikayesinin kurgulanma şekli ki Karyn Kusama tebrik edilesi bir kurguya imza atmış. Gerek de aksiyonu ile Destroyer, seyircisini sonuna kadar dinç tutabiliyor. Hatta yer yer bunaltıcı bir havası olduğundan seyirciyi germeyi başaracaktır.

Keyfi Kaçırıcı Paragraf için (TIK)

Filme başladığımızda bir ölü görüyoruz ve bunun ardından Erin, Silas’ın geri döndüğünü düşünüyor. Fakat yönetmen Karyn Kusama öyle bir kurguya imza atmış ki filmin son 10 dakikasına kadar 3 farklı zamanda gidip geldiğimizi bir türlü anlayamıyoruz. Siz anladıysanız, bir tebrik gelsin benden size. Ben, Silas’ın cesedine kadar hiçbir şeyi fark edemedim. Bu da bence filmin ne kadar başarılı kurgulandığını gösterir. Keza, soygun çantası patlayana kadar Erin’in polis olduğunu anlayamadım. Parçalı kurgu olduğundan, zamandan zaman atladığımızdan ve çoğunlukla Nicole Kidman’ın acayip suratına odaklandığımdan son 10 dakikaya kadar her şey benim için karmakarışıktı. Bu, kötü değil, yönetmenin istediğini aldığını gösterir.

[collapse]

Nicole Kidman; her daim harika bir aktris. Her filminde ve dizisinde kendinden çok fazla katar. Hala Big Little Lies’daki performansını takdir ederim. Fakat Destroyer’daki performansı, girdiği karakter öyle bir hal almış ki, şu güne kadar gördüğüm en enteresan oyunculuğunu sergilediğini iddia edebilirim. Bunda, çekim sırasında hasta olmasının büyük bir payı var. Hasta olmasına rağmen de seti bırakmaması, bunu oyunculuk için kullanması ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlar nitelikte. Fakat oyunculuğunun çok iyi olmasından ufak bir sıkıntı doğuyor.

Nicole Kidman, filmin önüne geçmiş. Sadece kendisi koca bir film. Hikaye ne kadar güzel olsa da, ki yapmak istediğim sinemaya yakın bir hikaye var filmde. Nicole Kidman’ın oyunculuğu filmin önünde. Hikaye ya da aksiyon biraz daha yukarıda olsa, oyunculuk ve film kendini eşitlese, belki de yıllarca konuşabilecek bir yapım olabilirdi. Keza film, bir karikatürize bir başlangıç yapıp ardından ciddileşiyor. Karyn Kusama ve senaristler giriş ile gelişme arasındaki kıvamı tam olarak tutturamamışlar.

Sözün özü… Yıllar sonra geri dönen Karyn Kusama, ben iyi bir yönetmenim demiş. Hikayesi, aksiyonu ve özellikle kurgusu hoş olan filmin oyunculuğu da üst düzey. Nicole Kidman, o kadar iyi oynamış, o kadar içten karaktere bürünmüş ki filmin dahi önüne geçmiş. Hikaye ya da aksiyon, Kidman’a yetişse, film hakkında çok başka konuşuyor olurduk. Her şeye rağmen Destroyer, içerisindeki soluk tenli yok edicisi ile kendini izlettirmeyi başaran, bence herkesin evet güzel bir filmdi diyebileceği bir film olmuş.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın