4 filmlik kariyerine rağmen Duncan Jones gelecekte ne kadar iyi işler yapabileceğini bize kanıtladı. Bilimkurguya, fantastik evrenlere olan merakından ötürü bu yönde ilerleyeceğine emin olduğumuz yönetmen şimdilerde yeni filmi Rogue Trooper için çalışmalara başladı. Uzun yıllar göreceğimizi düşündüğüm Duncan Jones hayata nerden baktığınıza bağlı olarak 1-0 önde ya da geride başladı. Pek kimseler bilmez ama Duncan Jones, David Bowie’nin oğludur. Angela Angie Bowie ile birliktelik yaşayan David Bowie’nin 1971’de doğan oğlu Duncan Jones’tur. Tabii ünlü şarkıcının birlikteliği 1980’de son bulur. Velayet babaya kalır ve Jones’un İngiltere’den Amerika’ya yolculuğu başlar.

Birçok farklı okulda okuyan Jones’un yönetmenliğe olan merakı babası için çalışırken başlar. Babasının konserlerinde ve programların asistan olarak çalışan hatta 50. doğum günü için tüm ülkede düzenlenen programda kameramanlardan biri olan Jones burdan yönetmenliğe doğru yol alır. 97’deki babasının işinden sonra çeşitli işler yapan Jones 2002’de bir kısa film çeker; 2006’da ise ünlü bir markanın reklam yönetmeni olur. Sokaklarda geçirdiği günlerden sonra 2009’da ilk filmi Moon’u çeker ve ilk filmiyle büyük bir kariyerin başlangıcını atar. İngiltere’de birçok festivalde adaylık alan film sonra Source Code’u çeken yönetmen daha sonra hayatının piyangosu olan Warcraft’ın yönetmenlik koltuğuna getirilir. Son filmi Mute pek başarılı olmasa da yeni filminin çok daha iyi olacağına eminiz.

Duncan Jones sadece yönetmen olarak değil insan olarak da çok başarılı biri. Fotoğrafçı Rodene Ronquillo ile 6 kasım 2012 günü evlenen yönetmen aynı gün karısının meme kanseri olduğunu öğrenir. Karısı tabii ki mücadele vererek kanseri atlatır. Sizin de yanınızda kafasını sizin için kazıtan, her an yanınızda olan biri olursa sizin de atlatmak için gücünüz olur.

4. Moon (2009)

Duncan Jones’un ilk yönetmenlik deneyimi olan Moon, kendisinin bakış açısını, film tarzını da bizlere gösteren bir ön gösterim gibi. Warcraft harici tüm filmleri bilimkurgu olan yönetmen bunu da gerçekten iyi yapıyor. Keza kendisinin takılıp kalmışlığa da bir merakı olsa gerek. Yönetmenin Nathan Parker ile beraber yazdığı filmin başrolünde Sam Rockwell var ve bizlere tek kişilik bir gösteri sunuyor. Ayda bir uzay istasyonunda tek başına yaşayan Sam Bell, görevlerinden birine çıktığında yaptığı kaza sonucu hayatını kaybeder. Uyandığında uzay istasyonuna dönmüş olan Sam, onu iyileştirenin kendisi olduğunu görür. Tabii ki karşısında ondan bir tane daha olduğunu gören Sam şok geçirir. Fakat bu duruma alışmak zorunda kalacaktır çünkü uzay istasyonunda artık bir misafiri vardır: Kendisi. Kendisiyle anlaşmak zorunda olan Sam’in acayip macerası ise Duncan Jones’u meşhur nicki olan ManMadeMoon yaptı. Daha ilk filminden kendine hayran kitlesi oluşturmayı başaran yönetmen bilimkurgu ve kendini tekrarlamaya olan merakını bir sonraki filminde de gösterdi.

 

3. Source Code (2011)

Kadrosunda Jake Gyllenhaal, Michelle Monaghan, Vera Fermiga ve Jeffrey Wright gibi güçlü isimlerin olduğu filmin büyük bir bölümü bir tren ve kompartımanlarında geçiyor. Colter Stevens, çıktığı tren yolculuğunda, içerideki herkes gibi intihar bombacısının patlaması sonucu ölür. Fakat Colter, anlam veremediği bir sebepten ötürü kendini sürekli aynı trende bulur. Bunu farkeden Colter trenin havaya uçmasını engellemeye çalışır ama kaderi ne kadar değiştirirse değiştirsin, ölmeye devam eder. Loop filmlerine farklı bir bakış açısı getiren film birçok sürpriz ile dolu. Tabii ki spoiler vermemek için uzatmıyorum. Duncan Jones, ikinci filmle beraber yetenekli, takip edilmeye değer biri olduğunu gösterdi. Genç olması ve mükemmel olmasa da ortalama üstü olan filmlere imza atması kendini göstermesine yetti. İlk iki filminde başarıyı bulan yönetmen ödülünü 3. Filmde aldı.

 

2. Warcraft (2016)

Warcraft, neredeyse 10 yıldır yapılması planlanan, çok ciddi yönetmenlerin kapısından döndüğü bir proje oldu. Devasa bir evrene sahip olması ve tatmin olmayı bekleyen koca bir kitlesi olduğu için yapımcıların fazlasıyla dikkat etmesi gerekiyordu. Şans kapıyı çaldı ve koltuk bir World of Warcraft oyuncusu olan Duncan Jones’a kaldı. Duncan Jones, aslında altından kalkamayacağı bir işe girişmişti ama olsundu. Maddi sebepler, filmin süresinin kısaltılması ve Duncan Jones’un kimi yerlerde kötü kadrajlamaları yüzünden film maalesef “mükemmel” ya da “epic” takısını alamadı. Fakat 10 yıldır bekleyen kitleyi tatmin edebilecek bir film çıktığı kesin. Amerika’da gişede patlayan film açığı son yılların yeni pazarı olan Çin’de kapattı. İkincisi konusunda hiçbir bilgi olmamasına karşın devamının geleceği söyleniyor. İkinci filmde de Duncan Jones olacak mı tabii ki o şuan muamma. Çünkü yapımcılar da projenin Jones’a ağır geldiğinin farkında. Jones’un filme en büyük katkısı ise evreni biliyor olması ve çalışmasını detaylı bir şekilde yapmasıydı.

22 Yıllık Efsane: Warcraft the Beginning

 

1. Mute (2018)

Warcraft sonrası yönetmen hemen yeni filmi için çalışmalara başladı fakat bu sefer sinema salonlarına değil, Netflix’e. Netflix’in 2018 filmlerinden olan Mute, maalesef yönetmenin kariyerinin en kötü filmi konumunda. Her zaman olduğu evreni oluşturmakta başarılı bir iş çıkaran Duncan Jones bu sefer hikayede patlıyor. Elle tutulur ciddi bir hikayenin anlatılmadığı film yenilikçi olmaya çalışırken maalesef vasatın ötesine gidemiyor. Alexander Skarsgård başrolünde olduğu film dilsiz bir adamın sevdiği kadını bulmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Çizerek konuşan ve sıradan bir adam olan Leo, sevdiği kadını bulmak için altından kalkamayacağı, sinematik maceralara atılıyor. Leo’nun macerası maalesef sıkıcı. IMDB’de de 5.4 puan alarak sadece benim değil birçok insan tarafından beğenilmediği de tescillenmiş diyebiliriz.

Dilsiz Aşık: Mute

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın