Öyle uzun uzun süslü süslü anlatmayacağım. Bir ders ezberletir gibi tane tane başlık başlık anlatacağım ki onu değil; bıraktığı mirası. Yaşar Kemal deyince hepimiz biliyoruz onun Homeros olduğunu, Karacoğlan olduğunu, Köroğlu olduğunu… Dedem Korkut kılığına bürünüp karış karış gezdiği Anadolu’yu Kaşgarlı Mahmut gibi Anadolu’nun dilini ince ince işlediğini. Aslında hepimiz biliyoruz onun Anadolu olduğunu.

Ama bugünün nesli bilmiyor onu, tanımıyor. Edebiyatını bilmedikleri gibi onurlu duruşundan da haberleri yok. İşte bu yüzden önce vasiyetini hatırlayıp ardından Yaşar Kemal’in edebi mirasından söz edeceğim.

“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.

“Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.

“Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”

  • Yaşar Kemal Vakfı: Onun adını yaşatacak, bakış açısını ve değerlerini ileriye taşıyacak en önemlisi eserlerini genç kuşaklara aktaracak bir kuruluş. İşe arşiv oluşturmakla başlayan vakıf, 1 Mart 2017’de Sarıyer Belediyesince gerçekleştirilecek Yaşar Kemal Sempozyumuna katılacak.

  • Ağıt Derlemesi: Yaşadığı toprakların halk anlatılarını ezberine alıp gelecek kuşaklara aktardığı için Yaşar Kemal’i Homeros’la bir tutarlar. Yaşar Kemal’in Homeros olma macerası yaptığı ağıt derlemeleriyle başlıyor. Bir kültürü, toplum hafızasını yok olmaktan kurtarıyor. 1938 -42 yılları arasında derlemeye başlıyor. İlk derleme ürünlerini kendi köyünde yapıyor. İnsanın ölüm karşısındaki direnişini kayda geçiriyor. Ve ilk maceralarını şöyle anlatıyor:

“Ben ilk ağıt derlemelerini Hemite köyünde yaptım. İlk ağıdı Medine Mustafa’nın karısı Kara Zeynep’ten aldım. Sonra Hasibe Hatuna gittim. O bir aşıktı da. Ondan da hem kendi hem de başkalarının ağıtlarını yazdım. Toroslar’a Telli Hatuna gittim, kendi ağıtlarını, Avşar ağıtlarını derledim. Sonra Toroslar’ı dolaşmaya başladım. Yaya, elimde kiraz ağacından bir değnek, köy köy dolaşıyor, önce köylülere Osmaniye’nin Gebeli köyünden Murtazadan, Küçük Memet’ten, Kazmacalı Güdümen Ahmet’ten öğrendiğim Köroğlu hikayesini anlatıyor, köylülerle yakın ilişkiler kuruyor, ondan sonra da kadınlardan ağıtlar derliyordum. Bu sıralarda da şiirler yazıyor, yayınlıyordum.”

  • Efsaneler ve Masallar: Genç Homeros yıllar sonra verdiği bir röportajda, okuma yazma öğrenmeseydim köy köy dolaşıp hikaye anlatırdım, diyor. Büyük şans okuma yazma öğrenip yaşadığı yörenin halk anlatılarını kayda geçiriyor. Derliyor, derlediği malzemeyi hayal gücüyle harmanlayıp bilmeyenlere sunuyor. İstiyor ki insanlar birbirini bu masallarla tanısın, bir arada kültüre tutunarak yaşasın. Kah Çakırcalı Efe oluyor bunun için Kah Ağrı Dağı’nın öfkesini kavalıyla anlatan çoban.

  • “Velhasıl Yeryüzünün Bütün Karıncaları Birleşince” – Masal Kitabı: Önemli kültür insanları çocuğu asla es geçmez. Çünkü bilir ki çocuk geleceğin kendisidir. Bir çiçek büyütür gibi yetiştirir onu. Bu insanlar nasihat verirken de hayatı öğretirken de kendilerine yakışır şekilde yaparlar. Yaşar Kemal’de Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca masal kitabı çocuklar için yazdığı tek eserdir. Haklılık ile güç arasındaki ilişkiyi alegorik olarak anlatır. Bence büyüklere yazılan çocuk kitapları arasında ilk sıraya yerleşmeli. “Ölüm umutsuzluktur, oysaki en kötü yaşamda bile her gün umut güneş çiçeği gibi açar.”

  • Yedinci Sanat: Yaşar Kemal’in de içinde bulunduğu 1950 kuşağı olarak da bilinen Toplumcu Gerçekçiler’in neredeyse hepsi sinemayla ilgilenmiş. Toplumu bilinçlendirmeyi görev bilen sanatçılar, yedinci sanatı es geçmemişlerdir. Ya senaryo yazmış para kazanmak için ya da eserlerini beyaz perdeye uyarlamış, sansüre takılmasına rağmen. Sinemacı Kemal kimliği devreye girdiğinde 18 film çıkıyor karşımıza senaryosunu yazdığı filmler de dahil. Meşhur romanı Yugoslavya sinemasında boy gösteriyor ilk önce. Daha sonra Yılmaz Duru Türk sinemasına taşıyor. Ayrıca Teneke romanı opera olarak gösterime girerken Sarı Sıcak öyküsü de Devlet Tiyatroları tarafından tiyatro oyunu olarak sahneleniyor.
  • İnce Memed Türküsü: Şiirlerden bestelenmiş şarkılar listelendiğinde 300’e yakın sonuç çıkıyor. Bir de romandan esinlenmiş şarkılar listesi oluşturmaya kalksak neler olurdu acaba ? Bence listenin en başına Zülfü Livaneli’nin ve Grup Yorum’un seslendirdiği İnce Memed Türküsü.

  • Edebiyatı Sınırlandıran Ödül – En Çok Nobel Alamayan Yazar: Büyük yazar olmak alınan ödüllerle bir tutuluyor maalesef ki. Oysa Yaşar Kemal ödülü asla bir yüceltici olarak görmüyor. Defalarca Nobel’e aday gösteriliyor. Ama Nobel dışında yaklaşık 35 tane ödül ve çeşitli üniversitelerden fahri doktora unvanına layık görülüyor. Yaşar Kemal ve Nobel meselesi sadece onun edebiyatıyla ilgili değil. Nobel’e aday gösterilen ilk Türk olmasıyla da ilgili. Ödül meselesindeki kader arkadaşı Leyla Erbil ile PEN Derneği’ni kurup bu tartışmaların dışında kalmaya çalışsalar da biz bu meseleyi tartışmayı asla bitirmiyoruz.
  • Yaşar Kemal Sözlüğü: Yaşar Kemal Anadolu’nun ağzını kullanır. Ama çoğumuz bu yöreden çok uzaklarda olduğumuz için bilemeyiz. Hatta bu kelimeleri Yaşar Kemal’in uydurduğunu bile düşünürüz. Dilbilimci Ali Püsküllüoğlu sadece Yaşar Kemal’in eserlerinde geçen kelimeleri derler ve bir sözlük oluşturur : Yaşar Kemal Sözlüğü. Shakespeare Sözlüğü oluyor da Yaşar Kemal sözlüğü neden olmasın?
  • Gözüyle Kartal Avlayan Yazar – Yaşar Kemal Kitabı: Adettendir, edebiyat çevresinde önemli yazarın sanatında belli bir yılı dolmuşsa ya da beklenmedik bir şekilde ölmüşse en yakın dostlar / akrabalar hemen onunla ilgili bir eser çıkartır. Bir nevi söz konusu yazarı okuma ve anlama kılavuzu. Tezer Özlü’nün ölümünün ardından kardeşi Sezer Duru onun hakkındaki yazıları derlemişti. Zülfü Livaneli 44 yıllık dostu Yaşar Kemal’i “Gözüyle Kartal Avlayan Yazar – Yaşar Kemal” adlı kitapta anlatıyor. Onun edebiyatını, yaşamını, anılarını, siyasi kişiliğini kısacası bir dosta ve dostluğa ait ne varsa içini döküyor.
  • Şiirler: “Bugünlerde Bahar İndi” onun şiirlerini topladığı şiir kitabıdır. Bahar onun için umut, sevgi, direniş demek. 41 şiirinin yer aldığı kitapta yalnızlık, tabiat, özlem temalarının yoğunluğu göze çarpıyor. İlk ve tek şiir kitabı olmasına rağmen biçim ve içerik açısından kendini sınırlandırmıyor. Ele aldığı 18 tema ve kullandığı dil onun edebiyatıyla doğrudan ilgili. Çukurova’da konuşulan Türkçe nesirlerinde olduğu gibi şiirlerinde de ön plandadır.
  • Dengbejler: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hala varlığını sürdüren destan, hikaye ve masal anlatıcılarıdır. Halk ozanlarından ayrılan yönü kullandıkları enstrümanlardır. Ellerinde erbane ya da kaval bulunur. Herhangi bir müzik aleti kullanmadan sadece kendi seslerini kullananlar da vardır. Yaşar Kemal  daha 7 yaşındayken tanıştığı dengbejleri dinleyerek büyür ve eserlerinde sıkça yer verir. Bir efsaneyi ya da destanı gelecek nesillere taşıyacak olanlar onlardır. Sözlü kültürün en önemli parçalarıdır.

  • Meşhur Fotoğraf: Yaşar Kemal’in kahkaha attığı tek fotoğrafı Mehmet Turgut çekmiş. O fotoğrafın hikayesi de şöyle:

“Fotoğraf çekmek için Yaşar Kemal’in evine gittim. Yedinci ya da sekizinci çayı içiyoruz ve o da sürekli anlatıyor. Ben gözümü kırpmadan dinliyorum, sonuçta yaşayan bir mucizenin önündeyim. Yaşar Kemal’in gülen fotoğrafını çekmeyi kafama takmıştım.
Tam fotoğraf çekeceğiz, her seferinde yeniden Mustafa Kemal’i anlatmaya başlıyor.
‘Ya üstat, ben de çok severim Mustafa Kemal’i ama sabahtan beri hep onu anlatıyorsun’ dedim. ‘Ne diyorsun sen?’ diye öyle bir bağırdı ki bana…
‘Yaşar Abi, sen doğduğunda Mustafa Kemal yoktu ki, daha Vahdettin padişahtı’ dedim.
Durdu düşündü, ‘Hakikaten lan’ deyip bastı kahkahayı.
Kaçırır mıyım o anı? Ben de şak diye bastım deklanşöre.”

  • Ceyhun Atuf Kansu’dan Bir Şiir:

“Yaşar Kemal yaylaların sözlüğü
….
Ki sen doğadansın çiçekçedir anadilin
….
Kalkıp bir gün Binboğa’nın dağlarından
Türkçeyi bir çam ağacı gibi taşıyan değil misin
Başkalarının yaz ateşine, sevinin nar ağacına.
Ya bir kekikli kaya değil midir
Ardında tüter Dadaloğlu’nun barutu
Karışır sendeki özlemlerin yarpuz kokusuna.”

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın