Search

Versace Zinciri: American Crime Story

39

FX’in 2016’da Ryan Murphy’nin yapımcılığı ile televizyonda yayınlandığı American Crime Story, raytinglerde büyük başarı elde ederek ekrana geniş bir izleyici kitlesi çekti. Bunun sebebi ise Amerika’nın kanayan yarası olan O.J. Simpson davasını işlemiş olmasıydı. O.J. mahkeme jürisi tarafından suçsuz bulunmuş, Amerika’nın yarısı kahrolmuştu. Zaten dava cinayetten, siyah-beyaz tartışmasına çekilmiş, gerçeklikten saptırılmıştı. Serbest kalan O.J. çok geçmeden tekrar suç işlemiş ve hapse girmişti. Eminim ki jüri de verdiği karardan ötürü yıllarca pişman olmuştur.

İkinci sezon ise Gianni Versace’nin 1997’deki cinayetini anlatılıyor. Kapısının önünde vurulan Versace, ne yapıldıysa kurtulamadı ve ameliyat masasında kaldı. Devasa bir giyim markasının sahibi olan Gianni Versace’nin ölümü Amerika’da büyük bir kafa karışıklığına sebep olmuştu. Zengin, yetenekli ve gay olan Gianni’nin ölümü kimilerini üzerken kimilerinin ise hoşuna gitmişti. Cinayeti işleyen Andrew Cunanan aslında Amerika’nın büyük bir bölümünü temsil ediyordu. American Crime Story’nin de 2. sezon konusunu Versace seçmesindeki sebep ise buradan gelir.

İlk sezonda O.J. Simpson’ın yargı sürecine odaklanan dizi ikinci sezonda tamamen katilin psikolojisine odaklanıyor. Zincirleme bir şekilde nasıl Versace’ye kadar geldiğini, yaşadıklarını ve yaşattıklarını anlatan dizide yer yer Versace’nin markası için verdiği mücadeleyi de izliyoruz. O sebeple dizi ikiye ayrılıyor: Versace’nin ölmesine sebep olan yaşam biçimi ve kıskançlık ile nefretini körükleyen Andre Cunanan. Kurgusal olarak da ilk sezona göre farklı olan dizi bir ileri bir geri giderek belirli bir düzlemde ilerlemiyor. İlk bölümde öldürülen Versace sonrası dizi bir anda gerilere giderek bu olayın temelini araştırmaya başlıyor.

Andrew Cunanan, bana göre, yaşayan en psikopat insan olabilir. Tarih; cesetle sevişen, koca bir yahudi ırkını yok etmeye çalışan, güzel tüm kadınlara saldıran psikopatlar görse de bana göre Cunanan aralarında en manyağı. Sapkınlık birçok katilde olduğu gibi onda da var ama onu farklı kılan en garip özelliği sürekli göz önünde olmak istemesi, popüler olmak istemesi ve bu sebeple kronik bir yalancıya dönüşmesi. Üstüne kıskançlık ile körüklenen bir nefret eklenince yapamayacağı hiçbir şey yok. Öldürdüğü herkesi, onlar gibi olamadığı için kıskançlıktan öldürdü. Sezonun adı Gianni Versace olsa da Cunanan oraya öylesine gelmedi, onu Versace’ye getiren koca bir zincir var ve dizi onun ilk kurbanından son kurbanına kadar her anını bize yaşatıyor.

Vasat bir hayatı olduğu ve kendi kafasında kendine mükemmel bir hayatı kabul gördüğü için Cunanan, ailesinden ayrılarak zenginleri bulur, onların paraları ile yaşar. Eğer o insanlar kendisini eleştirirse de terk eder, yenisini bulur. Mükemmel olduğunu iddia eden Cunanan asla gerçekten mükemmel olmak için adım atmaz. Bu sebeple çalışmış ve kendini geliştirmiş insanlardan nefret eder. Gay olmasına karşın gay’lerden nefret eder. Zengin olmasına rağmen gay olan kişileri de “benden farkın yok” diyerek eşitlemeye çalışır. Burada, kendine benim onlardan ne farkım var diye avutmaya çalışırken aslında karşısındaki insanın başarıları önünde ezilir ve kinle, nefretle dolar. Sonunda bu nefret de öldürmeye kadar götürür. Ve birçok katil gibi bundan asla pişman olmaz. Sıradaki durağına geçer, kan emici bir kene gibi sıradaki insanın parasını emmeye başlar.

Yukarıda bahsettiğim “benden farkın yok” temelini de Versace ile yaptığı konuşmasında açık bir şekilde görürüz. Sırf karşısındaki insanın da gay olmasından ötürü onun kendisinden farklı olmadığını düşünür. Versace’yi bile küçümseyebilecek hatta ondan daha iyi biri olduğunu iddia edebilecek bir manyak olan Cunanan zamanla biriktirdiği nefretini kusar ve Versace’yi, 1997’de evinin önünde vurur. Versace, onun için zincirin son halkasıydı. Yavaş yavaş yükseldiği basamaklarda en sonunda en yeteneklisini öldürerek içini ferahlatır. Bu, onun için, ben senden daha güçlüyüm demek gibi bir şeydi.

Versace’nin ise tek suçu, şıklığa, kumaşa, kadınlara önem vermesiydi. Üretmek ve daha çok üretmek istiyordu. En güzelini yapmak istiyordu. Kendini kimseden üstün görmüyordu. Gay olmaktan da pişman değildi, açıklamak istiyordu. Fakat kader, onu bir manyak ile yan yana getirdi. Yalanlarına kandığı bir manyak tarafından bir gün kapısında öldürüldü. Amerika için şoke edici bir olaydı tabii ki bu. Final bölümünde sorguya çekilen Cunanan’ın eski ev arkadaşının söylediklerinden de Amerika’da birçok insanın onun ölümünü umursamayacağını hatta iyi bile olduğunu düşündüğünü çıkarabiliriz.

American Crime Story’nin başarılı olmasının ana sebeplerinden biri cast seçimidir. İlk sezonda esas kişilere delicesine benzeyen bir cast seçen FX, ikinci sezonda da nokta atışı yapmayı başarmış. Versace’yi canlandıran Edgar Ramirez sanki kendisinin ikizi gibi. Penelope Cruz ve Ricky Martin gibi iki latin yıldızının da yer aldığı dizide Cunanan’ı canlandıran Darren Criss altın gibi parlıyor. İnanılmaz bir oyunculuk sergileyen Darren Criss’in Altın Küre ödüllerinde bir adaylığı hakettiğini düşünüyorum. Öyle bir canlandırma yapmış ki, sinirlerinizi altüst edecek.

Versace’nin öldürülmesinin 19. Yılı olan bugün* diziye başlamak için güzel bir sebep aslında. Oyunculuğundan sanat tasarımına, yönetmenliğinden senaryosuna kadar bir şaheser olan dizi seçtiği konular ve onları işleme şekliyle son yılların en harika işlernden biri. Polisiye seviyorsanız ve özellikle katil psikolojisine merakınız varsa ikinci sezon sizi fazlasıyla tatmin edecek hatta günlerce düşünmeye itecektir.

 

*
Bu yazı 15 temmuz gününe özel hazırlanmıştır.



mm

Sinema Teröristi... Senaryo Canavarı... Dergi Yazarı... Avan-Gardist... Çok Feci Bir Beşiktaş Taraftarı...


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir