Search
EKİBİMİZ
porno izle- Canlı Bahis Siteleri- canlı casino siteleri- ngsbahis yeni giriş- enbet giriş adresi-

‘Var…’ Ben de Buluyorum: Sunay Akın

Sunay Akın, 1962’nin eylül ayında, bir mantonun tamirini bahane eden babasının annesini çok sevmesi ile dünyaya geliyor. Yıllar sonra plakasında 62 gördüğünde tavşan yapacak kadar çocuk. Maçka ve Karadeniz’in zekasını ve şivesini her daim hatırlayacak kadar memleketli! İstanbul Üniversitesi Fizik – Coğrafya eğitimi onu yıllar sonra denizleri keşfederken haritalarda bekliyor olacak. Kendisi büyük olmayı seçmiyor. Ona göre büyümek, özgürlüğü elinden alınan bir çocuk demek. Kahramanı kim mi? Kılıcı dikiş iğnesi, kalkanı yüksüğü olan babası. En büyük şövalye! Tek sevmediği kitap ise ‘100 Ünlü Türk’. Neden? Çünkü içinde babasını bulamamış! En büyük şövalye olan babası bir kitapta yok, olacak şey değil. Annesi, düğüne gittiğinden daha tiril tiril giyinip, iki oğlunu da yanına alıp özellikle kitapçıya gidiyor. Kitapçıların çarşıda gezerken uğranacak yer olmadığını, ayrı özen gösterilmesi gerektiğini daha o zaman anlıyor. Babası ise ilk İstanbul’a geldiklerinde onları Arkeoloji Müzesine götürüyor. Arkeoloji müzesi gezisi sonrası annesinin kolyeleri, küpeleri ile müzecilik oynamaya başlayan Akın, müzelerde birey olma ve özgür düşüncenin geçmişini keşfediyor. Anne ve babası ilkokul mezunu ancak Cumhuriyet insanı.

Sunay Akın’ın hayattaki amacı, Karanlıktaki insanı fark edip onu aydınlatabilmek için el olmak. Konuştuğu her bir kelimenin define avcısı. Neden, nereye, nasıl gidiliri öğretiyor şiir ve kitaplarında. Ödüllü şiirinde şöyle diyor mesela:

‘Virgül

Hiç susmayan

Bir davulun tokmağı

Çağırır kelimeleri

Kağıtlardaki düğününe’

Hayattaki fazlalıkları atarak yaşıyor, nedir mi fazlalıklar ? ‘Hisse senetleri…’ Onun en büyük değeri : ‘Hissi senetler’. Sigara ve alkol mesela! Nasıl ki ekranlarda mozaikleniyorsa kötü alışkanlıklar, artık sonuç olmuş haberlerde bomba, şiddet ve silahlı saldırıların bu kadar açıkça yayınlanmasını anlamlandıramıyor! Haklı.

Her bir oyunu davetkar. ‘İki Kitap Bir Heves’, ‘Görçek’. Milliyetçiliği ve vatanseverliği, bildiğini aktarmak olarak yorumlayan Akın, farklı düşüncelerin de hayranı. Farklı enstrümanları çok seviyor ancak bireylerin nota bilmesini de çok önemsiyor. Kaotik sesler değil de masalsı melodiler şenlendirsin diye dünyayı o oyuncakları anlatıyor. Yine insanlar için yani. Çocuk Bakanlığı kurulsun istiyor. ‘Devlet çocuktur, devlet insandır , devlet biziz’ diye de ekliyor. 23 Nisan’da çocuklara hediyedir Oyuncak Müzesi. 2005 yılında Fener olmuş bir köşk, içinde bütün kahramanları ile Erenköy’de karanlığın içinde dimdik. Müzeciliğin en saf ve donanımlı hali! ‘Müze’ Fransızca’dan gelen bir kelime, toplumların hafızası, ‘İlham perisi’ demek. Onun bütün oyuncakları ise hayatın ilhamı. Dünyadaki ilk uzay romanının Urfa-Adıyaman’da geçtiğini ve bunun 2000 yıl önce bahsedildiğini yine onun arşivinden öğreniyoruz. ‘Vaaar!’ diyor. Var olan bilgiyi çıkarmak ve tarih dilimiz olan bilgiyi kullanmak gerektiğini ısrarla vurguluyor. Bilginin üretilen ve yönetilen en büyük güç olduğunu da ABD parlamentosunun kütüphanesinin uzunluğunun 1400 km olduğunu söyleyerek örneklendiriyor. Düşünün ki iki uç şehrimiz arasına dünyaları sığdıran Amerikalılar.

Çocukların yaşam hakkı 1800’lerde koruyucu aşının bulunması ile korunmaya başlandı ve böylelikle oyuncakları olabildi diye de detaylandırıyor. İlmiye Çığ Sümerlerden bahsederken ‘Madem biliyorsun neden öğretmiyorsun!’ der. Sunay Akın da bu cümlenin heykelleşmiş hali. Bir kibrit kutusundan tutunda, sizi Mickey Mouse ve Naziler Almanya’sında oyuncaklar yapılırken savaş ögeleri nasıl işlenmiş, Temel Reis ıspanağı neden çok yemiş açıklıyor da açıklıyor. Bilmek yetmiyor, bunu öyle güzel ifade ediyor ki , sabahtan akşama akşamdan sabaha ‘Ay Hırsızı’ olmak istiyor insan. Sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilmemiz bir yana İtalya’da 4 tane üniversitenin ortaklaşa yürüttüğü doktora tezinin de konusu kendisi. Öğrenmenin en güzel hali Sunay Akın. Cana, candan yakın yaşında!

 



20.02.1990'da İzmir'de doğdum. İzmir aşığıyım. Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde Hemşirelik Bölümü okurken çeşitli kongrelerde yazılarım ile poster çalışmaları yaptım. 'Hemşirelik Anıları' kitabında denemem yayınlandı. Halen Sapanca Gazetesi köşe yazarlığı yapmaktayım. Dr.Güleryüz'de asistan olarak çalışmaktayım. Yazarlık Atölyesi çalışmaları ile yazıya gönülden bağlıyım. Tiyatro, sinema ve sanat sergilerini yakından takip etmekteyim. Fotoğraf çekmek ve gezilerde bulunmak benim tutkum. Psikoloji ile ilgili Konstelasyon eğitimi almaktayım. Çözümleme ve psikolojik yazıları takip etmekteyim.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.