Netflix ile başlayan internet televizyonu akımı ülkemizde de birçok kişiyi hareketlendirdi ve Puhu gibi BluTV gibi internet kanalları açıldı. BluTV ise Masum adlı dizisi ile çok ciddi bir giriş yaptı ve tabii ki dizinin kalitesinden ötürü övgüleri topladı. Tabii Netflix’i Netflix yapan şey tek işle gol atması değil, bütün işlerine baktığımızda izlenebilecek bir sürü kaliteli şey sunması. BluTV’nin masumdan sonraki hamlesi Türk işi bir korku dizisi oldu. Korku filmlerinden tanıdığımız Alper Mestçi’nin yönetmenliğini yaptığı dizi 10 bölümlük tek bir sezondan oluşuyor. Devamı gelir mi bilinmez fakat BluTV’nin ikinci dizi projesi olarak bir korku dizisi seçmesi bana birkaç soru sorduruyor?

Kısaca konuya değinmek gerekirse: Yeni evlenmiş olarak gördüğümüz daha gelinliği üstünde olan Büşra ve kocası kendilerini düğün sonrası evlerine atar. Fakat gece korkunç bir şekilde biter. Kocası nedensiz bir şekilde intihar eder. Bunun acısını atamayan Büşra, hayata sıfırdan başlamak için doğduğu köye geri dönmeye karar verir. Köye dönmesiyle beraber de köyde ilginç şeyler yaşanmaya başlar. Büşra’nın gelişiyle uzun süredir bekleyen bir şey uyanmıştır ve köyün bütün havası artık farklı olacaktır.

Öncelikle iyi yanlarından başlamak istiyorum. En başta Türk işi korku dizisi fikri gerçekten de cesur bir fikir. Keza böyle şeylerin yapılmasını da takdir etmek gerek. Yeni bir kanalın 2. dizisi olarak korku seçmek ne kadar mantıklı tartışabiliriz fakat cesur bir hamle olduğu kesin. Keza dizi gerçekten de yer yer korkunç anlara sahip ve bol bol scarejump sahnesi mevcut. Kimi sahnelerinin de gerçekten usta işi olduğunu söyleyebilirim. Aynı şekilde dizide bol bol görsel efekt kullanılmış ki bunları da başarılı bir şekilde yapmışlar

Gel gelelim kötü yanlarına. Cin filmlerinin bitmek bilmediği ülkemizde, taptaze kurulmuş bir kanala cin dizisi çekme fikri ne kadar vizyon dolu bir hareket(!) İnsanlar cin filmlerinden bu kadar bunalmışken bu furyanın önemli isimlerinden birinin çıkıp aynısını bir de diziye uyarlaması gerçekten çok büyük talihsizlik olmuş. BluTV’yi bu konuda eleştirmek istiyorum. Birincisi BluTV vizyoner bir atılım ve her kesime hitap edecek bir proje değil. Para vererek izlemeniz gerek. Para veren insan da farklı bir şey izlemek ister. Masum, Türk dizi tarihinde gerçekten de aradığımız bir işti; üstüne kaliteli bir oyuncu kadrosuna sahipti. Masum gibi bir diziden sonra ülkenin kanayan yarası olan CİN konusunu işlemek çok büyük bir vizyonsuzluk, zannımca.

Çünkü… İsterseniz gidin Amerikalıların Slenderman’ini Türkiye’ye uyarlayın gene aynı sayıda izlenecektir. Çekeceğiniz herhangi bir cin dizisi ile çekeceğiniz “başka” bir korku dizisi aynı izlenecektir. Hatta eminim farklı bir şey denerseniz daha çok izlenecektir. Madem öyle, neden bildiğini okumak? Farklı olması  gereken bir kanalda neden farklı bir işle gelmek varken aynı şeyi yapıp kendini tekrarlamak. Biz bildiğimiz ile başlayalım, sonrasına geçeriz demiş olabilirsiniz. Ya da bizim kültürümüz bu diyebilirsiniz. Fakat “bizim kültürümüz” dediğiniz şeyi para vererek izlediğimizi unutmamak gerek.

Ben eleştirmen-lik yaptığımdan ötürü izledim ve yorumumu yapıyorum. Kendime vazife gördüm. Ama parasını verince “güzel” bir şey izlemek isteyen alelade bir seyircinin Sahipli’yi izlemesi için hiçbir sebep yok maalesef. Çünkü: AYNI. Daha da kötüsü, dizinin prodüksiyon olarak icrası güzel olmasına rağmen hikayesi çok kötü. Kocasını kaybeden bir kadının “hayata yeniden başlamak için” köyüne geri dönmesi kadar ucuz bir seçim olamazdı. Bu biraz şey gibi olmuş: Benim bu kadını köye götürmem gerek ki orada olan olsun. Çünkü şehirde cinler yok. Keza hikayenin gidişatı da bu şekilde kötü. Daha güzel tercihler olsaydı belki daha farklı konuşurduk.

Sözün özü… Sahipli, cesurca bir hamle ile yola çıkılarak yapılmış bir Türk korku dizisi. Fakat hikaye seçimi maalesef kötü. İşlenişi ise ondan daha kötü. Evet, yer yer başarılı sahneler olsa da bununla bütünleşecek bir hikayesi olmadığı için eksik kalmış. Keza Mahsun Kırmızıgül’e laf atıyoruz müzikle veriyor dramayı diye fakat Alper Mestçi’nin yaptığı ondan da beter. Bardak kırılsa basıyor korku müziğini. Bu da üzgünüm ama işi çok ucuzlaştırıyor. Hani ben sizi korkutamıyorum, müziklerle zıplatayım der gibi. Denemek isterseniz tabii ki de deneyin. Yerli malı yurdun malı. Desteklemek gerek. Fakat kaliteli bir iş olduğunu söyleyemem. Bu derece vizyoner bir atılıma bu kadar vizyonsuz bir iş yapılması çok ama çok üzücü.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın