“Kültür fikrindeki sorun, onu sürekli genişletmek zorunda kalmamızdır –ta ki ortak hayatımızın tamamıyla neredeyse özdeş hale gelinceye kadar.“

Raymond Williams

Yukarıdaki söz sizleri korkutmasın. Zira cümlenin sonuna doğru bir özdeşlikten bahsediliyor ki, bu kültür meselesinin asıl varmak istediği noktadır. Kültür kavramının durmaksızın devam eden devinimi, bu devinim esnasında yaratılan genişleme kültür sanatla ilgilenenlerin dahi tahayyül edemeyeceği kadar uçsuz bucaksızlıkta. Kültür sadece tiyatro yapmakla veya tiyatroya gitmekle, kitap okumakla, bir ülke tarihini çok iyi bilmekle, iyi konuşabilmek ve düzgün bir hayat kurabilmekle sınırlı değil mesela. Bu yüzden kültür kavramıyla ilgili bir bütüne gidersek veya bütüne ulaşmak istersek yanılgı içine düşmüş oluruz büyük bir ihtimal. Hatta bir bütünlük aramadığımız için kültürü politik bir kavram olarak bile tanımlayabiliriz. Ne dersiniz?

Terry Eagleton ismi Kültür olan bir kitap yazdığında dikkat kesilmemeniz elde değil. Eagleton, İrlanda kökenli. Marksist kültür eleştirisi geleneğinin en üretken temsilcisi. Akademik kariyerini Cambridge ve Oxford’da geçiren Eagleton, Eleştiri ve İdeoloji, Edebiyat Kuramı, Postmodernizm Yanılsamaları kitaplarıyla dünyaca tanınan bir akademisyen aynı zamanda. Çok yönlü bir kavram olan Kültür ile ilgili yazmak tam da Terry Eagleton’ın  kuramcı yapısına göre. Edebiyat, Postmodernizm, ideolojik kavramlar konularına çok hakim olan bir yazardan bahsediyoruz çünkü.

Fakat bu yazının odak noktası kitap olacak. Altı bölümden oluşan, kültürün politikasından, post-modern ön yargılara ve kültürün kibrine kadar her konunun irdelendiği Kültür kitabı üzerine ne yazılırsa yazılsın yeterli olmayacak aslında.

Toplumsal Bilinçdışı Olarak; Kültür

Eagleton ilk olarak kültür kavramının çok yönlülüğüne dikkat çekiyor ve bu yüzden bu kavramla ilgili bütüne varmanın güçlüğünden bahsediyor. Ki kitap bu yüzden konusu bakımından farklı bakış açılarına yaklaşabilmek adına tamamıyla bütünlüklü bir idea sunmama riskini göze alıyor diyor Eagleton açık sözlülükle.

İngiliz dilinde kültür kelimesinin olağanüstü karmaşık olan kelime anlamını Eagleton  başlıca dört kelime anlamı etrafında topluyor. (1) Sanatsal ve düşünsel eserler toplamı; (2) ruhsal ve zihinsel gelişim süreci; (3) insanların yaşamlarına yön veren değerler, gelenekler, inançlar, ve simgesel pratikler; (4) bütün bir yaşam tarzı. Eagleton, sanatsal ve düşünsel anlamda kültür yenilikler içerebilir ve kültür aynı zamanda yaşamsal deneyimlerimiz açısından bir alışkanlık meselesidir de demektedir

Kültür’ü toplumsal bilinç dışı kavramıyla özdeşleştiren yazar bu tanımı en iyi şekilde açıklayabilmek adına siyaset felsefecisi Edmund Burke ve Alman filozof Johann Gottfried Herder’in eserlerinden ilham aldığını paylaşıyor bizimle. Kültür en bilinçli insan faaliyetlerinden biridir. Bu varsayımdan yola çıkarak demek ki der Eagleton kültür diğer uğraşlarımıza nazaran kendisinin hem çok daha yoğun bir şekilde hem de çok daha az farkındadır.

Kültürsüzlük Çağı: Modernizm

Kültür insanlığın referans çizgisi değildir. Bu savını şöyle açıklıyor Eagleton: Bazı toplumlarda bolluk üzere oluşan, tenis kulüpleri, bitki bahçeleri, gurme lokantalar, saç modelleri, radyo istasyonları varken; bolluk içinde olmayan toplumlarda dil, hısımlık, törenler, adetler, işlerin belli bir düzen içinde yürütülmesi vb. anlamlarda bir kültür oluşacaktır. Marx’ın da dikkat çektiği gibi der Eagleton, sanatçı ve entelektüellerden oluşan profesyonel kast ancak toplumdaki herkes vaktinin çoğunu çalışarak geçirmek zorunda kalmadığında oluşabilir. Demek ki kültürün maddi koşulları vardır. Yani kültür emeğin olduğu kadar sömürü ve mutsuzluğun da ürünüdür.

Tam da bu noktada, maddi olanaklar ve mutsuzluk demişken kitabın Oscar Wilde ile ilgili bölümüne göz atmak gerekiyor. Çünkü Eagleton, Wilde ekseninde çoğunlukla kültürsüzlük çağı olarak tanımlanan modern çağda kültür meselesine neden  bu kadar önem verildiği sorusunu ele alıyor ve buna dair bazı nedenler öne sürüyor. Bu nedenlerin başında kültürün sanayi kapitalizmin estetik ya da ütopyacı bir eleştirisi olarak görülmesi, devrimci milliyetçiliğin, çok kültürlülüğün, kimlik politikalarının yükselişi, dinin yerini alacak bir alternatif arayanların kültür endüstrisi kavramını ortaya çıkarışları yer alıyor.

Kültürün Kibri

Bu başlık için kitabın en önemli başlığı diyebiliriz. Bu başlık kültürün nasıl yapılırsa yapılsın başka meselelerin; politikanın, savaşların, yıkımın, kapitalizmin önüne geçemediği gerçeğiyle bizleri yüzleştirmekte. Bu anlamda Eagleton’ın kurduğu şu cümle son derece önemli:

“Kapitalizmin, bir zamanlar onun tersi olarak görünen şeyi  (kültürü) asimile etmeye çalışmasının en iyi örneği üniversitelerin küresel gerileyişidir. Bu, onlar kadar gösterişli olmasa da komünizm ve İkiz Kuleler’in çöküşüyle beraber çağımızın en önemli olaylarından biridir.”

Kültürün varlığı bildiğimizden daha kapsamlı bir konuları kapsamakta. Terry Eagleton kitap boyunca bildiğimiz ne varsa ters köşeye yatırmakta ya da aklımızın alamayacağı kadar genişletmekte. Eagleton her zamanki gibi ironik ve keskin. İyi ki de öyle. Böyle olmasaydı kaynak niteliğinde kitaplar kültür dünyasına nasıl katkı sağlayabilirdi ki?

Kültür’ü edinmeniz ve okumanız dileğiyle.

Kültür

Yazar: Terry Eagleton
Yayınevi: Can Yayınları
Türü: Kuram
Çeviri: Berrak Göçer
Yayın Tarihi: Ağustos 2019
Sayfa: 144

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın