Ülkemizde Filmekimi kapsamında gösterilen ve festival devam ederken de Netflix’te yayına giren Kindergarten Teacher, 2014 yapımı İsrail filminin yeniden uyarlaması. Başrolünde Maggie Gyllenhaal’un olduğu film, festivalin en az konuşulan filmlerinden oldu fakat bana sorarsanız en çok konuşulması gereken filmlerden biriydi. Sara Colangelo’nun 2. uzun metraj çalışması olan film oldukça derin, üzerine oturup düşünülmesi gereken bir konuya odaklanıyor. O kadar derin, o kadar önemli ki yaşınız ne olursa olsun oturup düşünmeniz ve filmin seslenişine kulak vermeniz gerek.

Kısaca konusuna değinecek olursak… Lisa Spinelli, şiire merakı olan bir anaokulu öğretmenidir. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı Simon karakterinin serbest şairlik kursuna giden Lisa, şiir konusunda maalesef çok da yetenekli olmasa da sıradan hayatına renk katan bir uğraş olduğu için katılmaya devam eder. Lisa, zamanla anaokulundaki Jimmy’nin şiire olan merakını ve yeteneğini keşfeder. Jimmy, daha 6 yaşında olmasına rağmen gördüklerini, yaşadıklarını yaşının ötesinde cümlelerle anlatarak onları şiirlere çeviren ama bunun şiir bile olduğunu bilmeyen bir ufaklıktır. Bundan fazlasıyla etkilenen Lisa, Jimmy’nin şiirlerini kendi şiiri gibi kursta okuyarak Jimmy’nin şiire olan yeteneğini ölçmeye başlar. Jimmy’nin beklenmedik anlarda aklına gelen cümleleri kovalamaya başlayan Lisa, ufak bir çocukla yakınlaşmaya, onun hayatını anlamaya ve ufak da olsa yeteneğine katkı yapmaya çalışır.

Lisa, sanatsal açıdan çok büyük yeteneklere sahip olmayan ama çocuklarla çok iyi anlaşan, bunu bir sanat gibi uygulamayı başaran iyi bir öğretmendir. Hayatına renk katması için gittiği şiir kursunda da buna ne kadar yatkın olmadığını deneyimler. Fakat Jimmy’nin yeteneğini keşfetmesiyle beraber hayatı tamamen değişir. Aradığı rengi, heyecanı kendisinde değil, Jimmy sayesinde bulur. Jimmy’de boyundan büyük laflar eden ufak bir Nazım Hikmet’tir. Ne dediğini bile bilmeden konuşan Jimmy, derlenip toplanınca ortaya kimilerinin hayran kalabileceği şeyler çıkarmaktadır. Öyle ki Lisa, onun şiirlerini kendi yazmış gibi kursta okuyarak Jimmy acaba gerçekten de yetenekli mi diye ölçer ve sonuç tam da düşündüğü gibi çıkar: Jimmy, geleceğin şairlerindendir.

Buraya kadar film, 2017 yapımı Gifted ile aynı yolu izler. Gifted, matematiğe aşırı yetenekli bir kızın keşfedilme hikayesidir. Kindergarten Teacher da şiire yetenekli bir çocuğun keşfedilme hikayesidir. İki filmde de keşfi öğretmenler yapar. Buradaki vurgu öğretmenlerin bu keşifleri yapabilecek yegane insanlar olduğudur. Tabii, yapabilirlerse. İki filmde de keşif sonrası çocuklara odaklanma, onları yeteneklerini sınama mevcuttur. Fakat iki film bir yerden sonra yapısal olarak ayrılır. Gifted, annesi ölmüş ve annesinin kardeşi tarafından bakılan bir kızın hikayesidir ve bu kişi, yeğeninin matematik dehası olarak anılmasını istememektedir. Sebebi ise annenin bu matematik aşkından ölmüş olmasıdır. Yeğeninin normal bir hayat sürmesini isteyen Frank, yeğeninin yeteneğine odaklanacak, onu bir makineye çevirecek her türlü dış etkene karşı savaşır.

Kindergarten Teacher’da ise bir Frank yok. Gifted’da hem öğretmen hem de Frank, kızın yeteneğinin farkındadır ama bu filmimizde Jimmy’nin yeteneğinin farkında olan tek kişi Lisa’dır. Öyle ki bunu saplantı haline getirecektir. Yine Gifted’dan farklı olarak filmimizde ne ailesi ne de bakıcısı Jimmy’nin yeteneğinden haberdardır. Lisa, saplantı haline getirdiği Jimmy’nin ailesine kadar her şeyi öğrenir, takip eder ve Jimmy’ye nasıl davrandıklarını gözlemler. Ne anne, ne baba ne de bakıcı Jimmy’nin dediklerini ciddiye almamaktadır. Öyle ki bakıcı kız Jimmy’nin salak olduğunu düşünmektedir. Burada güzel bir detay daha var: Lisa’nın okuldaki yardımcısı bile Jimmy’nin dediklerinin hiçbirini dikkate almamıştır. Gifted filminde herkes kızın yeteneğini biliyordu ve hikaye bunun ortaya çıkıp-çıkmaması üzerinden şekilleniyordu. Kindergarten Teacher’da Lisa, Jimmy’nin bir şekilde keşfedilmesi için uğraşmaktadır. Kimse hiçbir şeyin farkında değil, farkına barmaları gerek. Ama, 40 küsür yaşında bir kadının 6 yaşında bir çocukla vakit geçirip telefonlaşması maalesef yanlış anlaşılacaktır.

Film aslında çok güçlü bir yere parmak basıyor. Yetenek, hangi konuda olduğunu bilemezsiniz, içinizde var olan bir şeydir. Belki iyi bir yazarsınızdır, belki iyi bir futbolcusunuzdur belki de çok iyi bir aşçısınızdır. Bir şeye ya da birden fazla şeye az ya da aşırı yeteneğiniz olabilir. Bu yetenek, içinizde, kapalı bir kutuda saklı bir şekilde beklemektedir. Önemli olan onu keşfedebilmektir. Çalışmak ve yetenek arasında çok ciddi bir fark vardır. Basit bir örnekle, elinizde bir fırça ve boya olması, onu nasıl kullanacağınızı bilmediğiniz sürece anlamsızdır. Günlerce, aylarca çalışarak kendinizi elbet geliştirirsiniz. Fakat buna doğuştan yeteneği olan birinin ilk dokunuşu ile eğitim sonrası dokunuşu bambaşka olacaktır.

Buraya alakasız olacak gibi dursa da fazlasıyla alakalı bir örnek vermek istiyorum: Takip edenler bilir, Cristiano Ronaldo ile Lionel Messi’nin karşılığı çalışmak ve yetenektir. Film ise Messi’yi anlatmaktadır. Yeteneği olduğu inanılan bir genç, kas erimesi olmasına rağmen kulüp tarafından ameliyat edilir ve bu çocuk yıllar sonra dünya spor tarihini baştan aşağı değiştirir. Olay keşiftir. Sizin kendi yeteneğinizi keşfedebilmenizden çok insanların sizi keşfedebilmesi. Jimmy, keşfedilmeyi bekleyen dünyadaki binlerce çocuğu temsil ediyor. Yeteneği var. Biri bunu keşfetmiş Fakat ilgisiz aileler, aptal bakıcılar, gereksiz akrabalar, sadece işini yapıp giden öğretmenler yüzünden Jimmy gibi binlerce çocuk yeteneğini keşfedemiyor; buna teşvik edilmiyor.

Lisa, yeteneği olan bir çocuğu ailesinin ikazlarına ve ilgisizliğine rağmen seyirci önüne çıkararak göstermeye çalışır. Fakat işler istediği gibi gitmez ve aile, Jimmy’yi Lisa’nın okulundan aldırır. Tabii Lisa, sapkınlık haline getirdiği Jimmy’yi bırakmaz ve onu, gezmeye gidiyoruz diyerek bir nevi kaçırır. Buraya kadar yeteneğini keşfettiği çocuğu insanlara göstermeye çalışan bir kadın izledik. Bu kadın, şiire yatkın olmasa da şiir gibi konuşan, çocukları konuşmaları ile etkilemeyi başaran bir kadındır. Jimmy de onun büyüsüne kapılanlardandır. Fakat film boyunca tatlı suratını gördüğümüz Lisa’nın gerçek düşüncelerini ancak son dakikalarda öğreniriz. Lisa’yı banyoya kitleyen Jimmy, polisi arayarak kaçırıldığını söyler. Lisa buna itiraz etmese de film boyunca peşinde olduğu gerçeği ilk defa söyler:

Biliyor musun Jimmy? Bu dünya seni silecek. Bu dünyada sana yer yok. Ya da senin gibilere. Birkaç yıla bir gölgeye dönüşeceksin, benim gibi.

İlgisizliğin ve bunu yaşayacak yepyeni bir gencin farkında olan Lisa, Jimmy’nin asla anlayamayacağı gerçekleri söyler. Anlamayacağını bile bile söyler. Çünkü film boyunca içinde tuttuğu bu gerçekleri artık açıklama ihtiyacı duyar. Lisa, Jimmy, Sam, Ahmet ya da Mehmet… Farketmez. Dünyada, yeteneği keşfedilmeyen, istediği mesleği yapamayan, hobileri dahi olmayan binlerce insan var. Çok az bir azınlık sadece ileride bunu kendi keşfedebilecek şansa erişiyor. Birçoğu, çevresindeki insanların ilgisizliği ve gerek duymamaları yüzünden yokolup gidiyor.

Kindegarten Teacher, çok özel bir film. Lisa’nın takıntısı, bir çocuğun bütün hayatını değiştirebilir. Basit bir keşif, basit bir destek, basit bir davet ile bir çocuğun 70 senelik hayatı baştan sonra değişebilir. Aileler, maalesef çocuklarına “yaptık, oldu” gözüyle bakıyor ve ne kadar geleceklerini kurduklarını iddia etseler de aslında gelecekleri hakkında hiçbir planları ve yatırımları yok. Bir çocuğun kendi geleceğini şekillendirecek keşfi yapmak yerine üniversiteye göndermeyi bir gelecek yatırımı olarak görüyorlar. Bu hayatta Jimmy’den binlerce var. Siz de belki onlardan birisiniz. Çünkü bu hayatta Lisa’lardan çok az var. Sizin elinizden tutacak, sizi anlayacak, keşfedecek çok az insan var.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın