1968 yılında George A. Romero, Night of the Living Dead adlı filmini çekerek sinemanın ilk zombilerine imza atmıştı. Onun başlattığı bu furya 2000’lerin başında büyük bir yükselme yaşasa da artık zombiler değerlerini kaybediyorlar. Onları anlatan o kadar çok film yapıldı ki, anlatılacak bir şey kalmadı. Belli ki kenarda köşede bir şeyler kalmış. Jim Jarmusch’un da anlatacağı ilginç bir zombi hikayesi varmış. Fakat onun zombileri diğerlerinden biraz farklı. Beyaz saçlı yönetmenimiz zombilerinin gerçekçi olup olmaması ile hiç ilgilenmemiş. Hatta, filmin bile gerçekçi olup olmaması ile ilgilenmemiş. Öyle ki, ortaya, çektim oldu diyebileceğimiz türden bir film çıkmış.

Kısaca konusuna değinelim… Dünyanın yörüngesi kaymıştır. Eskisinden daha hızlı dönmeye başlar. Günler ve gecelerin saatleri şaşar; hayvanlar garip davranmaya başlar. İlginçtir, dünyanın hızlanması ölüleri dünyaya geri getirir. Tabii ölülerin geri dönmesi demek yenecek bir sürü beyin ve bağırsak demek. Zombi istilasına yakalanan Centerville sakinleri de filmlerde gördükleri teknikleri kullanarak zombileri durdurmaya çalışırlar.

Jim Jarmusch’un bir filmini daha izleme şerefine ulaştığım için mutluyum. Lakin bu sefer diğerlerinden farklı bir durum var. Sanırım izlediğim en kötü filmiydi. Kötü demek de bence bir ölçüttür. Denenmiş ve olmamıştır. Jim Jarmusch; ciddiyetsiz, amaçsız, sonlara doğru seyircisi ile -bana göre- alay eden bir işe imza atmış. Her klişeden bir kuple serpen yönetmen sonunu bitirememiş olsa gerek ki saçmalamaya başlamış. Saçmalama kelimesi filmin sonunu tam anlamıyla ifade ediyor bence.

Jim Jarmusch filmleri skeçvari olur. Entelektüel bir yaklaşımları vardır. Güçlü diyaloglara sahiptirler ve izleyeni düşündürmese de ilgisini taze tutar. Hatta filmleri “güzel söz, yaz bunu” diyebilecek birçok diyalog içerir. Anlatmak istedikleri vardır ve bunları anlatır. Fakat The Dead Don’t Die tam olarak nereden çıktı gerçekten merak ediyorum. Birkaç referans, basit klişeler ve amaçsız bir final. Anlatılmak istenen hiçbir şey olmamakla beraber diyalog bile yok. Öyle, alelade bir film.

Üzerine çok fazla yazabileceğimi de zannetmiyorum. Mürekkebi bitmiş gibi finali ile The Dead Don’t Die, 2019 yılı içerisinde izlediğim en manasız filmdi. Kötü filmler de izledim ama hepsi bir şey olmaya çalışırken olamamış filmlerdi. Bu film, tam olarak neden var bilmiyorum. Bu tarz cümleleri pek kurmam ama; filmi para vererek izleseydim çok üzülürdüm.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın