Avengers: Infinity War filminin Dünya çapında elde ettiği başarı sonrası, gözler otomatikman filmin baş kötüsü, pembe-mor karışımı titanımız Thanos’un planlarına çevrildi Kahramanlarımızın gelecek filmde sonlarının ne olacağı konusunda türlü türlü teoriler ortaya atılmıştı.

Ben de, siz saygıdeğer Arakat Sanat okuyucularına, tek parmak şıklatmasıyla evrenin yarısını küle çeviren bu koca adam hakkında çizgi romanlardan ve yabacı kaynaklardan derlediğim ve muhtelemen hakkında daha önceden duymadığınız bilgileri bir yazı haline getirmeliyim dedim. Umarım yazı sonuna eriştiğinizde bunun hala iyi bir karar olduğunu düşünürsünüz.

Evet efendim, bu kadar uzatmadan sonra huzurlarınızda Marvel Sinematik Evreni’nin bu zamana kadar gördüğü en güçlü kötü adam Thanos ve hakkında bilinmeyenler…


Satürn etrafında dönen Titan adlı bir uydu gezegende, Eternals adı verilen bir kolonide hayata gözlerini açan Thanos, A’Lars’ın (aynı zamanda Mentor olarak da bilinir) son oğullarından biri olarak tarihte yerini alıyor. Deforme olmuş bir cilt ve kocaman bir vücutla dünyaya gelen Thanos, doğduğu gün itibariyle anlaşıldığına göre Deviant Sendromu’na sahipti. Bu nadir görülen hastalıktan dolayı Eternal halkından olmasına rağmen, düşmanları Deviant’lar gibi gözüküyordu. Annesi tarafından doğum sırasında öldürülmeye çalışılan Thanos, okul yıllarını pasif bir eğilimle geçirmiş ve sadece kardeşi Eros ile vaktini değerlendirmiştir. Karşılaştığı tüm olumsuzluklar ve deformasyona uğradığı cildi, kendisinin ölüme takıntılı ve alaycı yapıya sahip bir çocukluk geçirmesine sebebiyet vermiştir.

Tüm Eternals halkı gibi, Thanos da aslında ölümsüzdür. Sınırsız güç, dayanıklılık ve zekaya sahip olduğu yetmiyormuş gibi, Thanos kendisinin uygun gördüğü herhangi bir kullanım için kozmik gücü sentezleyebilme yeteneğine sahiptir. Biyonik implantasyon ve meditasyon yoluyla sahip olduğu güçlerini arttırmış ve Titan üzerinde yaşayan her bir Eternal üyesinden daha güçlü hale gelmiştir.

Güçlerinin yanı sıra, fetihe ve yıkıma karşı olan hırsları da aynı hızla büyüyen kötü adamımız, halkına ait olan bir uzay gemisini çalmış ve kendi adına özel bir ordu yaratmak için tüm uzayı paralı askerler aramak için dolaşmıştır. Bunun sonucunda küçük bir filoyu bir araya getirdikten sonra Titan üzerine bir sürü nükleer bomba bırakmış ve annesi Sui-San dahil binlerce vatandaşın ölümüne yol açmıştır. Thanos, Titan gezegeninin geri kalanı için kendini hükümdar ettikten sonra gözlerini yakınlardaki bir diğer gezegen olan Dünya’ya çevirmiştir.

Bu olayların gerçekleştiği zamandan kısa bir süre sonra ise, Thanos ölümün vücut bulmuş hali ile tanışır. Vücut bulma fiili ile kastettiğim şey ise: Kadın!

Daha sonralarında Mistress Death; kendi halkının soykırımının yanı sıra nihilizme olan bağlılığıyla ilgisini çeken Thanos’un yoldaşı olmuştur. Thanos yetişkinlik zamanlarında yeni bir aile kurup bambaşka bir hayatın temellerini atsa da, tekrar Mistress Death tarafından ziyaret edilmiştir ve bunun sonucunda hanımefendi uğruna yeni ailesini katletmiştir.

Zamanla Mistress Death’in iyice takıntı haline gelmesinden dolayı Thanos, hayatında ilk defa birisi için bu denli yoğun aşk ve sevgi duygularını beslemeye başlamıştır. Bu denli mükemmeliyete sahip birine karşı layık olabilmek adına daha çok güç sahibi olmak onun için bir nevi zorunluluk haline gelmiştir.

Başlangıçta bu güce karşı politik perspektifle yaklaşıp gezegenlerin hükümdarı olmayı planlasa da sonralarında farkettiği üzere, daha güçlü olmanın sırrı kozmik küp veya sonsuzluk taşları gibi benzersiz eşyalardan geçmektedir.

Hatta, tanrısal bir forma ulaşmak için kozmik kübü kullanmasından sonra, Thanos, Avengers ve Captain Marvel ile savaşmıştır. Kendisinin dikkatsizce kullanımından dolayı kübün bütün enerjisini tükettiğini zannetmesi, Mar-Vell’in işine yaramıştır ve bunun sonucunda kübün son enerjisini kullanılıp kainatın eski haline dönmesine engel olamamıştır. İktidarından ve sahip olduğu güçlerden mahrum kalan Thanos, amiral gemisi Sanctuary II sayesinde kainatın ortasında kendini “ölümlü” bir şekilde bulmuştur. Anlaşıldığı üzere bu büyük başarısızlığı sonucu Mistress Death tarafından da terkedilmiştir.

Süper kahraman ve çizgi roman sektörlerinin başını çeken, kimilerimizin oldukça yoğun bir şekilde taraf tuttuğu, kimilerimizin ise ikisini birden sevgiyle kucakladığı devler DC ve Marvel, tarih boyunca birbirlerinden esinlenme(!) durumunda oldular. Bundan dolayı ortak paydada bulundukları ve kısmen aynı şeyleri ortaya sunmaları gibi benzerlikler oluşmuştur. İşte bu ortak payda buluşmalarından nasibini alan bir diğer karakter de şanlı Thanos!

Thanos karakteri yaratılırken kendisi doğrudan bir DC kahramanından etkilenmiştir. Fakat bu etkilenme sanmış olduğunuz gibi Darkseid’dan değil, direkt olarak Metron adlı karakter olmuştur.

Birazcık Metron’dan bahsetmek gerekirse, kendisi aynı Thanos gibi galaktik bir tahtta oturmayı seven ve sayısızca tanrısal güce sahip olan bir karakterdir. Yani ne kadar Thanos’un daha çok Darkseid’dan esinlenilerek yaratıldığını düşünsek de, kendisi Metron’dan etkilenmiştir.

Bu konuyu karakter yaratıcısı Jim Starlin’in sözleriyle bitiriyorum;

“Kirby, müthiş olduğunu düşündüğüm New Gods’ı yapmıştı ve bunun sonucunda da ilham verici birkaç şey bulmuştum. Ne kadar Thanos’un Darkseid’den ilham alınarak yapıldığını düşünsenizde benim asıl amacım bu değildi. Eğer ilk Thanos çizimlerime bakmak ve bunu birine benzetmek gerekirse bu kesinlikle Metron olurdu. Yapmak istediğim onca farklı olgudan ve tanrılardan sonra, ortaya Thanos ve Titan’lar ortaya çıkmıştı. Roy, tahtında oturan bu Metron-vari adama bir göz attıktan sonra ‘Şu karakteri biraz daha kızgın yap! Eğer New Gods’dan birini çalacaksan, bari en iyi olanını yani Darkseid’i çal!’ demişti.”

Uzun lafın kısası, yeni Avengers filminin fragmanının düşeceği söylentilerinin dolandığı ve muhtemelen karakterin arka planına ait daha çok bilgiye doyacağımız bu zamanlarda, emin olduğumuz bir konu var ki, kendisi sahip olduğu gaye ve hedeflerinden dolayı yer yer izleyicisi ve okuyucusu tarafından haklı bulunmuş ihtişamlı bir karakterdir. Kendisine ilk filmde doyamamakla beraber umuyoruz ki ikinci filmde yeteri kadar her şeye şahit olmuş oluruz.

Umarım benim yazdığım kadar sizler de okurken keyif almışsınızdır. Paylaşmak istediğiniz daha farklı bilgiler veya başka düşünceleriniz var ise yorumlarda görüşmek üzere!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın