Süper güçleri olan herkesin yegane iddiası ya dünyayı kurtarmaktır ya da yok etmektir. O güzelim güçlerin kullanılmasının başka bir yolu yoktur. Ne bileyim iş güç. Bunun sadece 2 istisnası var: Hancock ve Deadpool. Biri ayyaş bir serseri. Ona rağmen süper kahramanlık peşinde. Öbürü ise tam bir istisna; kiralık katil gibi milleti kovalıyor. İyi kötü ayırt etmeden. Ne kadar tür olarak süper kahraman filmi olsa da Deadpool süper kahraman olmadığını iddia ediyor. En azından ilk filmde böyle bir söylemi vardı. Fakat ikinci film bu söylemini çiğnediği, karşı olduğu her duyguya 2 elle sarılmaya çalıştığı bir film olmuş. Yani anlayacağınız, Deadpool artık bir süper kahraman. Hem de ekibi var!

Konuya kısaca değinmek gerekirse… Sevgili Deadpool dünyanın 4 köşesinde kötü adamları kovalarken bir taraftan da sevgilisine yetişmeye çalışıp onu ağaçta kalan engelli çocuklar yalanı ile kandırmaya çalışıyor. Sonuna kadar zevk aldığı bu maraton evine yapılan bir baskın ile son buluyor. Kendine yeni bir hayat çizmek zorunda kalan Deadpool, X-Men ekibine katılır ama ne yapıp ne edip kendini hapishaneye attırmayı başarır. İşte burada da gelecekten gelen Cable ile tanışıp onu durdurması gerektiğine karar verir. Sonrası zaten aksiyon, eğlence, bam güm.

Deadpool’un ilk filmini sevdiyseniz ikincisine bayılacaksınız. Ne kadar ilk film daha oturaklı bir yapıya sahip olsa da ikinci film aksiyon ve komedi bakımından ilk filmin neredeyse 3 katı. Aynı şekilde referans listesi de 3 katına çıkmış. Laf atmadığı, sataşmadığı, gönderme yapmadığı tek bir film bile kalmamış. Seçmen Şapka esprisi, Temel İçgüdü sahnesi, filmdeki karakterlere diğer filmlerdeki rolleri ile seslenişi ve daha fazlasıyla film gerçekten eğlendiriyor. Özellikle ayırmak istediğim bölüm Deadpool’un Xavier’ın tekerlekli sahnesinde takıldığı sahneler. İlk filmde Deadpool bütçe yetmediği için sadece iki X-Men’in gelmesiyle dalga geçmişti. Bu filmde ise tüm X-Men kadrosunu 5 saniye de olsa gördük. Beast’in kapıyı kapatmasıyla verilen Deadpool ile uğraşmak istemiyoruz tavrı filmde en beğendiğim noktalardan biriydi.

İlk filmin daha oturaklı olduğunu söyledim. İkinci film bazen mantık sınırlarını fazlasıyla zorlayan, absürtlüğün dozunu yer yer kaçıran bir film olmuş. X-Force ekibinin paraşütle yere inmeye çalıştığı sahne filmin en saçma bölümüydü. Fakat gene de güldürüyor. Aynı şekilde Deadpool ilkine göre daha çok konuşuyor. Fakat hiç susmasa dahi rahatsız etmeyecek gibi. Ryan Raynolds, Deadpool karakterine o kadar uymuş ki saatlerce saçmalasa izlenir. Aynı şekilde Thanos’u canlan… Pardon, Cable’ı canlandıran Josh Brolin de filmin en güzel detaylarından olmuş. Fakat en beğendiğim yeni karakter Zazie Beetz’in canlandırdığı Domino oldu. Şans bir süper güç değildir!

Sözün özü, fazla spoiler vermeden kapatayım yazıyı. Deadpool hayranları büyük ihtimal ilk filmi hala en iyisi olarak görecek çünkü ilk film daha derli topluydu. İkinci film yer yer ipin ucunun kaçtığı, çılgın bir aksiyon komedisi olmuş gibi. Bir sürü yeni karakter, bir sürü yeni sataşma, çılgın CGI kavgaları ve Deadpool’un küçük ayakları var. Şunun garantisini verebilirim: Sinemaya gittiğinize asla pişman etmeyecek, salondan keyifli ayrılmanızı sağlayacak güzel bir film olmuş. Evrenini seviyorsanız, biraz da referansları anlayacak genel kültürünüz varsa tadına doyamazsınız.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın