Search

Taksi 5

154

2007 yılında çekilen dördüncü film ile veda ettiğim taksi serisi, son filmden tam 11 sene sonra yeni bir devam filmi ile tekrar karşımıza geldi. Samy Naceri, Frederic Diefenthal, Marion Cotillard ve Bernard Farcy gibi serinin kemikleşmiş isimlerinden sadece Komiser Gibert rolüyle Bernard Farcy’nin bulunduğu yeni film, serinin önceki filmlerinin izinden başarısız bir şekilde giderken, ek olarak son dönemin popüler arabalı filmlerinin etkisi ile de tamamen gereksiz bir devam filmine dönüşmüş.

Serinin 1998 yılında çekilen ilk filmi, temposu ve bu tempoya çok iyi ayak uyduran dinamik müzikleri, bunların yanında kendisinden çok önce çekilmiş klasik absürt komedi filmlerinin bileşenlerinin de filme yedirilmesiyle tadından yenmez, seyre değer bir hale gelmiş ve adını birçok kişiye duyurmuştu. Aldığı gaz ile iki sene sonra (büyük bir zevkle sinemada izlediğim) ikinci film ile de bu dinamikleri tam kararında devam ettiren seri, üçüncü ve dördüncü filmler ile birlikte tekrara düşmesiyle birlikte giderek ivme kaybetmeye başlayarak seriye noktayı koymuştu.

Önceki filmlerin (özellikle ilk iki filmin) biraz önce altını çizdiğim başarılı bileşenlerinin yanında, özellikle oyuncu kadrosunun da filmler ile çok iyi uyumu (senaryonun başarılı işlenmesi ile gelişmesi kaçınılmaz uyum) ve bu uyumla birlikte hiçbir karakterin sırıtmaması, en riskli  görünen komedi unsurlarının senaryoya iyi yedirilmesi ile de seyirciyle arasında sıkı bir bağ kurmuş ve başarılı sonuçlar elde etmişti. Önceki filmlerin tutan kimyalarından kısaca bahsetmemin nedeni, yazının devamında yine kısaca bahsedeceğim, yeni filmin gereksizliğini biraz daha net yansıtmak amacıyla.

Yeni filmimizin hemen başlarında Marsilya’ya tayini çıkan polis memuru Sylvain Marot (ayrıca filmin de yönetmeni Franck Gastambide), Ferrarileri ile şehirde bela yaratmaya başlayan bir çetenin peşine düşer. Birbirinden beceriksiz yardımcıları ile ne yapacağını tam olarak bilemeyen memur Sylvain, eski filmlerin ana karakteri Daniel Morales’in (Samy Naceri) yeğeni Eddy Maklouf’un (Malik Bentalha) meşhur beyaz taksi Peugeot’yu yeniden ortaya çıkarması ile birlikte mücadelesine başlar. Bu şekilde özetlenen konu, şöyle zevkle bir film izleyip öyle ayrılalım salondan düşüncesini bile maalesef yerine getiremiyor.

Zaten bir beklentimin olmadığı, tamamen eğlenmek için gittiğim bir film olan Taksi 5’in başarısız olmasının birçok nedeni var. Noktalanmış bir serinin, çok uzun bir süreden sonra hemen hemen değiştirilmiş kadrosuyla karşımıza gelmesi yani insanların kafasında yer etmiş yüzlerin yerini başka yüzlerin alması ile film riskli bir başlangıç yapıyor. İzlerken eski yüzleri sürekli arıyorsunuz. Yeni oyuncular ile yeni film çekilmesi tabi ki kesin başarısız olur anlamı taşımıyor, çok başarılı bir filmde izleyebilirdim ama özellikle diğer bileşenlerin çok kötü işlenmesi bu riski iyice gün yüzüne çıkarıyor, körüklüyor ve arayışa sokuyor.

Beşinci film ile seriyi devam ettiren yapımcılar, yazının başında belirttiğim son dönem popüler arabalı-vurdulu-kırdılı filmlerin etkisini bünyesine gereksiz bir şekilde alması, bazı karakterlere bunu işlemesi, komedi unsurlarını uyumsuz ve bazı yerlerde itici olarak yerleştirmesi, işleyişte tamamen kolaya kaçılıp en ufak bir özen gösterilmemesi ile o “riskli” durumu el birliğiyle yükseltip filmi aynı zamanda göre göre yokuş aşağıya sürüyorlar.

Seriyi takip edenlerin olumlu – olumsuz eleştirilere bakmadan zaten izleyeceği bir yapım olan “Taksi 5” sadece meşhur beyaz taksi ve bazı müzikleri ile beyazperdede şöyle hafif bir nostalji havası veriyor ama onun haricinde ne yaptığını kendisi bile bilemiyor.

Reviews

  • Yönetmenlik3
  • Senaryo2
  • Oyunculuk3
  • Sinematografi3
  • Müzik6
  • 3.4

    Score

User Rating: 0 ( 0 Votes )


mm

Konuşmak; her zaman iletişim kurmak demek değildir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir