İsveç Akademisi 2015 yılında Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verirken yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş. İsveç Akademisi’nin üç yıl önce Rus bir yazara bu ifadelerle Nobel’i vermesine karşılık yirmi yedi yıl önce Sovyetler Birliği’nin dağıldığını düşünürsek dünyada sosyalizmin, özellikle Sovyet Sosyalizmin etkilerinin nasıl da devam ettiğini, en azından yarattığı auradan anlayacağımız üzere hala devam ediyor olduğunu görmekteyiz.

Kafka Yayınları tarafından yayınlanan 2015 yılında Nobel Edebiyat ödülü alan  Svetlana Aleksiyeviç kitabı İkinci El Zaman – Kızıl İnsanın Sonu, canlı tanıklarla Sovyetler Birliği’nin dağılışını ve yeni Rusya’nın ortaya çıkışını anlatmakta. Süreç boyunca insanlarda oluşan duyguların tarihi seremonisinin ifadesi diyebiliriz kitap için. Bu süreç tarih adına ve insanlarda ortaya çıkan duygular açısından bir seremoni havası yaratmakta gerçekten çünkü Sovyetler Birliğinde 90’lı yılların ilk çeyreğinde yaşanmış olan kırılma bir devrin kapanarak devam etmesine vesile olmuştu aslında; tamamıyla kapanmasına değil.

İkinci El Zaman iki bölümden oluşmakta. Bu bölümlerden önce Aleksiyeviç, Bir Suç Ortağının Notları isimli bir bölüme yer vermiş. Kitaba giriş olarak adlandırabileceğimiz bu bölüm ilk etapta kitabın ana konusu hakkında bize fikirler vermekte ve şöyle bir giriş yapılmakta;

“Komünizmin delice bir planı vardı. “Eski” insanı, antika olmuş Adem’i yeniden yapmak. Ve bunu yaptı da… Belki de bir tek onu yaptı. Yetmiş küsur yılda Marksizm-Leninizm laboratuvarlarında ayrı bir insan tipi ortaya çıkardılar: homo sovyeticus. Bunun trajik bir karakter olduğuna inanıyor bazısı, bazısı da ona “sovkom” diyor. Sanırım, bu insanı tanıyorum, çok iyi tanıyorum, onunla yan yana sırt sırta yaşadım yıllarca. O benim. Benim tanıdıklarım, arkadaşlarım, annem babam. Birkaç yıl bütün eski Sovyetler Birliği’ni gezdim. Çünkü homo sovyeticus sadece Rus değil, aynı zamanda Belarus, Türkmen, Ukraynalı, Kazak… Artık farklı devletlerde yaşıyoruz, farklı diller konuşuyoruz, ama bizi kimseyle karıştıramazlar. Hemen tanırlar!”

Birinci Bölüm Apokalipsisle Teselli, Sokak Gürültüsünden ve Mutfak Sohbetlerinden oluşurken 1991-2001 yılları arasındaki on yıllık süreçte Rus insanının nasıl bir sürecin içine girdiği, neleri yaşamaya başladığını konu edinmekte. Bu bölümün sokak gürültüsü ve mutfak sohbetlerinden çıkıyor olması bu yüzden bir tesadüf değil aslında. Çalışkan, disiplinli, hırlı Rus insanı için şaşırtıcı tespitlerde bulunmakta Aleksiyeviç. “Her taraf bizde Oblomovlarla dolu” demekte. “Divanda yatar bir mucize bekler.” Sovyet Sosyalist devletin sona erdirilmesiyle bir mucize bekleyen Rus halkının korkunç bir hayal kırıklığının içine doğru sürüklenmesinin betimlemesidir bu.

Ve Kızıl İç Kısımda On Hikaye başlığıyla bu kitabı Nobel Edebiyat Ödülü’ne doğru götüren o dönemi ve sonrasını yaşamış insanların tanıklıklarına doğru kanatlarını açıyor Svetlana Aleksiyeviç. İlk on hikayeden itibaren hikayelere inanamayarak hatta arada bir ara verme gereksinimi duyarak okumaya başlıyorsunuz.  1991-2001 yılları arasında insanların büyük bir inançla yola çıktıkları yeni dönemin korkunç hayal kırıklıkları gerçekten çok sarsıcı.

İkinci bölüm olan Boşluğun Cazibesi ikinci on yıllık süreç olan 2002-2012 yıllarını kapsamakta. Yeltsin’in doksanları, inanılan şeyin ne uğruna harcandığı konusunda kafalara çok geç dank eden meseleler ve hayali demokrasi döneminin gerçekte ne olduğunun artık iyice gün ışığına çıkması…

Ve İç Kısmı Olmayan On Hikaye başlığıyla ikinci on periyotluk gerçek yaşam hikayelerini okumaya başlıyoruz. Bir fikre sıkıca bağlı olmuş ve o fikri tüm detaylarıyla yaşamış insanların değişen, temelden sarsılan hayatlarının; yaşamayı bir kenara bırakın anlatırken dahi ne kadar dokunaklı ve sarsıcı olmasıyla şaşkınlığa düşüyorsunuz. Kendi öz çocuklarını yeri geldiğinde parti için ele veren ebeveynlerden tutun da, devrim sonucunda beklentilerinin olmadığını görüp her şeylerini kaybeden insanlara, koskaca yanılgılarla harcanmış milyonlarca hayattan seçilmiş yirmi hikayeyi okumak bile altüst edebiliyor. Svetlana Aleksiyeviç anlatılan hikayelere karşı mesafesini zor olsa da korumaya çalışırken hikayelerin gerçeklik paylarını gözetmeyi ihmal etmiyor.

Sovyet Sosyalistlerin dağılışını ve yeni dönemin kuruluşunu insan duygularındaki tahribatları öne çıkarılacak şekilde anlatan İkinci El Zaman-Kızıl İnsanın Sonu  Sabri Gürses’in çevirisiyle ayrıca önem kazanıyor. Okumanız dileğiyle…

İkinci El Zaman-Kızıl İnsanın Sonu 
Yazar: Svetlana Aleksiyeviç
Yayınevi: Kafka Yayınları
Çeviri: Sabri Gürses
Sayfa: 524

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın