Johnny Depp ne kadar -zaten- ünlü olsa da 2003’teki ilk Karayip Korsanları filmi onun ününe ün kattı. Canlandırdığı Jack Sparrow karakteri sinemada yeni bir akımın başlamasına da sebep oldu diyebiliriz. Umursamaz, vurdumduymaz, zeki ve kendini düşünen karakterler. Kişisel hayatında yaşadığı problemlerden sonra altı yıllık sessizliğini bozan oyuncu belkide son kez Jack Sparrow olarak karşımıza çıktı. Altıncı filmi yapalım demediği sürece de beşinci film Karayip Korsanları’nın son yolculuğu olarak kalacak. Keza filmin konusu korsanların evrenindeki tüm soruları cevaplamış gibi duruyor. Gerçi film olası bir devam kapısı bırakarak serinin bitmemesi için ufak bir adım atmış da diyebiliriz. Pası Johnny Depp’e attılar. Gerisi onda.

Kısaca konudan bahsetmek gerekirse: Orlando Bloom’un zamanında canlandırdığı William Turner’ın oğlu Henry Turner, babasının Uçan Hollandalı’nın lanetinden kurtarmak için bir yol aramaktadır ve bu yol Poseidon’un var olduğu bile kesin olmayan mızrağından geçmektedir. Aslında evrendeki her sorun Poseidon’un mızrağına bağlıdır çünkü mızrağı ele geçirirseniz, sorununuz çözülür. Tayfası tarafından terk edilen Jack, onu bugünlere taşıyan pusulasını içki takasında kullanır ve pusulanın elden çıkmasıyla yıllar önce denizin dibine gömdüğü Kaptan Salazar ve mürettebatı, karanlıkların içinden çıkarak Sparrow’un peşine düşer. Bir taraftan Henry, bir taraftan Barbossa bir taraftan da intikamı için Salazar, onun düşer çünkü mızrağı bulabilecek tek kişi tabii ki çılgın korsan Jack’tir.

Dördüncü filmde karısı Penelope Cruz’un yer aldığı filmde bu sefer Javier Bardem arz-ı endam ediyor ama üzgünüm, Kapitan Salazar serideki en kötü “kötü adam” olmuş diyebiliriz. Serideki ilk “hayalet” olan Salazar, maalesef Javier Bardem’in canlandırması ile pek de iyi olmamış diyebilirim. Yine de filmin içerisinde baktığımızda gayet makul bir yerde duruyor. Gizemli Denizlerde gibi kötü bir dördüncü filmden sonra beşinci film oldukça dolu bir hikayeye sahip. Sadece hikaye değil, karakter ve aksiyona da doyuyorsunuz.

Serinin ilk filmden sonra belkide en eğlenceli filmi diyebileceğim Ölü Adamlar Masal Anlatmaz, dördüncü filmden sonra ilaç gibi geliyor. Popüler sinemanın bütün öğelerini “sonuna kadar” barındıran film her şeye rağmen keyifli bir vakit sunuyor. Kaya Scodelario’nun da yer alıp renk kattığı film sadece Jack Sparrow üzerine değil birçok karaktere odaklanıyor ki beşinci filmi güzel kılan yanı da bu açıkçası.

İçinde Fast and Furious: Rio Soygunu filminin Karayip versiyonunu barındıran film diğer filmlere nazaran çok daha cüretkar olmuş. Çekimlerinden aksiyon sahnelerine kadar bol şaşalı sahneler mevcut. Rio Soygunu dediğim kısmı da filmi izlediyseniz anlayacaksınız… Serinin son filmi olarak lanse edilen bir film için dolu dolu eğlence ve aksiyon var. Keza konu da bütün seriyi bitirebilecek türden bir konu: Her derde deva Poseidon’un mızrağı. Kraken ya da Davy Jones’u birebir işleyen seri Poseidon’un mızrağına biraz modifiye yapmış ki hoş durmuş diyebilirim.

Johnny Depp, hadi devam demediği sürece ya da yapımcılar biz onsuz da gideriz demediği sürece Karayip Korsanları’na veda ettik. Oldukça da görkemli bir veda olduğunu söyleyebiliriz. Zaten vasat dördüncü filmden sonra bir de altı sene beklettikleri için iyi bir şey yapmaları gerekiyordu. Serinin -tekrar ediyorum- ilk filmden sonraki en iyi filmi olmaya aday olan Ölü Adamlar Masal Anlatmaz, izlemeye giden kimseyi pişman etmeyecektir.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın