Enis Özkan Film yapımcılığında çekilen Sir-Ayet filminin yönetmen koltuğunda iki ay önce gösterime giren Şeytan Geçidi Enhara filminden hatırlayacağımız Onur Aldoğan bulunuyor. Önceki filmin aksine bu filmin senaryosu Aldoğan’a ait. Filmin görüntü yönetmenliğinde yine Mustafa Köse bulunurken ona İman Tahsin eşlik ediyor, müzikler ise Ozan Demir’in imzası taşıyor. Filmin başrollerinde Demet Oran, Aydan Akboğa, Sinan Taşkan, Gizem Terzi, Ali Burak Küçük ve İlayda Özenses bulunuyor.

Filmin konusunu annesi musallata uğrayan Gizem ve arkadaşlarının başına gelen olaylar oluşturuyor. Hicran bir yıl kadar önce çok sevdiği eşini kaybeder, kocasının yokluğunu bir türlü kabul edemez ve zor günler geçirir. Kızı Gizem’in de yardımı ile psikolojik destek alır. Doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanmayan Hicran, içerisinde bulunduğu bu durumdan kurtulamaz. Bir müddet sonra ona daha iyi geleceğini düşündüğü İstanbul dışındaki evlerinde yaşamaya karar verir. Gizem İstanbul’da okuluna devam etmektedir. Komşularından gelen telefon üzerine okuldan üç yakın arkadaşı ile birlikte acil olarak annesinin yanına giderler. Gördükleri manzara karşısında şaşkına dönen gençler için korku dolu günler başlayacaktır.

Oyuncuların performansları gerçekçi ve doğal. Özellikle Gizem Terzi diğer oyuncular arasından doğallığıyla bir tık daha yukarı çıkmayı başarıyor. Bunun nedenleri arasında diyalogların oldukça gerçekçi yazılmış olmalarının da etkisi de yüksek. Yönetmenin bir önceki korku filminde kullandığı cin tasviri bu filmde aynı biçimde kullanılmış. Özel efektler bazı sahnelerde yapay kalsa da çoğu sahnede inandırıcı ve doğal olarak filme eklenmiş. Çekim kalitesi ve açıları da birçok yapıma nazaran başarılı olan filmin tek sıkıntısı senaryosunda bulunuyor.

Bir önceki korku filmi olan Şeytan Geçidi Enhara’da, Uras Zafer Özdemir’in kaleme aldığı, Amerikan tarzına yakın, Türk korku sinemasında karşılaştığımız hikâyelerden oldukça farklı ve yaratıcı bir senaryoyla yola çıkan yönetmen, Sir-Ayet’te kalemi eline alıyor ve Türk korku sinemasının sıklıkla kullandığı halk inançlarına dönerek, bunlar üzerinden yürümeyi tercih ediyor. Birkaç küçük twist ile hikâyesini farklılaştırmaya çalışıyor olsa da Üç Harfliler: Marid (2010), Ümmü Sibyan: Zifir (2014), Azap (2015) gibi filmlere benzer bir hikâyenin ortaya çıkmasını ne yazık ki engelleyemiyor. Bu durum da Sir-Ayet’in cin-musallat temasını işleyen yerli korku filmleri arasından sıyrılamayıp aralarında kaybolmasına neden oluyor.

Sir-Ayet birkaç yaratıcı korku sahnesi barındırıyor olsa da Türk korku sinemasında çokça işlenen bir hikâyenin yeni versiyonuyla karşılaşıyoruz. Birçok boşluk içeren senaryo yavaş yavaş akıyor ancak bir anda hızlı bir finalle film sonlanıyor. Bu durum da seyirciye filmin zorla uzatıldığı hissini veriyor. Bitişin kısa tutulması ve havada kalması finalin seyirciyi tatmin edememesine yol açıyor. Bu bağlamda bakıldığında yönetmen Aldoğan için önceki filmindeki oyuncuların yapaylığı sorununu ortadan kaldırırken, bu kez daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalmış diyebiliriz.

Sonuç olarak yılın üçüncü yerli korku filmi olan Sir-Ayet; birçok yerli yapıma nazaran başarılı çekimleri, gerçekçi oyunculukları ile öne çıksa da, senaryoda yetersiz kalarak benzerlerinden sıyrılmayı başaramıyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın