Search
EKİBİMİZ
porno izle- Canlı Bahis Siteleri- canlı casino siteleri- ngsbahis yeni giriş- enbet giriş adresi-

Sis Var Görüntü Yok: The Mist

Korku efsanesi John Carpenter’ın 1980 yapımı The Fog, korku filmleri tarihinde efsaneler arasında yer alan güzide bir filmdir. Aynı sene Stephen King’in meşhur The Mist kitabı da raflardaki yerini aldı. Biri birinden mi esinlendi yoksa büyük bir tesadüf mü bilinmez ama şahsen Carpenter’ın sis fikrini tercih ederim. Stephen King’in The Mist’i ise onun canavar sevdasını güzel yansıtan bir örnektir. The Mist, 2007’ye kadar film olmadı. Çok başarılı da bir film olduğunu iddia edemeyiz zaten. Aynı şey dizi için de geçerli maalesef. Stephen King uyarlaması bir dizi olması tabii ki heyecanlandırmıştı ama izlediğimiz şeyin maalesef King ile pek bir alakası yok. Olmamasından mütevellit dizi ucuz bir yapıma dönüşmüş.

Hafızalarımızı tazelememiz gerekirse King’in eseri olan The Mist’te ve keza filmde sis içinde bilimum yaratığı getiriyordu. Sisin çöktüğü kasaba/şehir içindeki yaratıklar ile mücadele etmek zorunda kalıyordu. Tabii dizinin de böyle olacağını düşünüp epey bir heyecanlanmıştım fakat dizi sisin içinde maalesef bir hiçlik getirmiş. Kasabaya nereden geldiği belli olmaya bir sis çöküyor ve insanlar doğal olarak panikleyip kendilerini kapalı mekanlara kapatıyorlar. Burada biraz George A. Romero esintileri mevcuttu çünkü kalabalığın büyük bir bölümü kendisini alışveriş merkezine kapatıyor. Sis, maalesef beraberinde ne getiriyor belli değil. Yaratıklar olmadığı kesin. İnsanlar sisin içine girince delirmeye başlıyor ve kimin zaman feci bir şekilde kimi zaman ise alelade ölü veriyorlar.

Başrolünü Morgan Spector ve Vikings dizisinden hatırladığımız Alyssa Sutherland’in üstlendiği dizide bir sürü yan karakter mevcut. Sisin gelişiyle de hikayeyi üçe bölerek en sonunda toparlamaya çalışmışlar: Kilisede mahsur kalan kısım, karakolda mahsur kalan kısım ve alışveriş merkezinde kalanlar. Çoğu ailesinden ayrı bir bölümde kaldığı için bir şekilde ayrı kaldıkları kişilere ulaşmaya çalışıyor. Bunun için de sis ile mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Fakat sisin ne olduğu ve neler yapabildiği belli değil. Bu da halkı hep diken üstüne tutuyor. Fakat gelin görün ki dizinin ana konusu sis değil.

Dizi, sisi kasabaya musallat edip nedense bir sürü gereksiz yan hikaye ile uğraşıyor. Sisin insanları aynı mekan hapsetmesi yüzünden insanlar birbirleri ile yüzleşme gereği duyuyor ve sis harici bir sürü acayip hikayeyi izlemek zorunda kalıyoruz. Anlıyorum, VFX kısmı zor olacağı için yaratık tercih etmemişler. Onun için sise başka anlamlar yüklemişler. Fakat kafasına göre takılan sis fikriyle birbiriyle yüzleşmek zorunda kalan halk fikrini kim bulduysa onu eşekler kovalasın. Dizi, o kadar gereksiz diyaloglar ile dolu ki bitirmekte zorlandım. Özellikle kilise kısmını diziden çıkarttığınızda dizi aslında hiçbir şey kaybetmiyor.

Üzerine detaylı yazabileceğim bir şey olmadığı için maalesef yazımı kısa kesmek zorundayım. Sis, kasabaya çöküyor fakat dizi sise odaklanmak yerine daha çok intikam, tecavüz, uyuşturucu gibi şeylere odaklanıyor. Sis, arada birilerinin canını alsa da burada da sisin ne yapacağı belli olmadığı için bir tutarsızlık var. Sise çıkan herkes ölüyor fakat hepsi farklı şekilde. Her defasında bu sefer sisin ne olduğunu anlayacağız derken hiçbir şey çıkmıyor. Kitabın ve 2007 yapımı filmin rotasından tamamen uzaklaşmış olan dizi gereksiz diyaloglarla maalesef izlemesi zor bir seyir sunuyor. İzlemeyin diyen biri değilimdir fakat sizi zor bir 10 bölüm beklediğinin altını çizmek isterim.

Değerlendirme

  • Yönetmenlik6
  • Senaryo3
  • Görüntü5
  • Oyunculuk5
  • Müzik4
  • 4.6

    Puan



Sinema Teröristi; Arakat Sanat Ele Başı; Beşiktaş Taraftarı.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.