Son dönem Japon sinemasının en önemli yönetmenlerinden Hirokazu Koreeda, Altın Palmiye ödüllü son filmi “Shoplifters” ile önceki birçok filminde değindiği “aile olmak” kavramının üzerine gitmeye devam ediyor. İşlediği konuları kimi zaman derinlemesine ele alan kimi zaman ise yüzeysel kalan Koreeda sinemasından çok çok iyi filmler izlediğim gibi, hoşuma giden ama etkisi uzun süre olmayan filmlerle de karşılaştım. Hemen hemen her sene yeni bir filmi ile karşımıza gelen yönetmen, büyük ödüllü bu son filmi ile açıkçası merak seviyemi üst seviyelere çıkardı. Yazının başında filmi beğendiğimi, yılın enleri listemi zorlayacağını fakat yönetmenin en iyisi olmadığını belirtmek isterim.

Küçük ve hayata tutunmaya çalışan, yokluklara rağmen neşeyi elden bırakmayan ailemiz, çalıştıkları bir takım işlerden geçimlerini sağlamalarının yanı sıra, sık sık süpermarketlerden araklamalar yaparak bunu bir gelenek haline getirmiştir. Gecenin birinde soğuk havada dışarıda yalnız bir kız çocuğu ile karşılaştıklarında önce geçici olarak evlerine aldıkları bu yavruyu, önceden tereddüt etseler de daha sonradan iyice benimseyerek aile bireyleri arasına katarlar. Araklama işlerine bu küçük kız çocuğunu da katmaya başlayan aile ileride yaşanabilecek sorunlardan habersiz hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler. Bir şekilde ayakta durmaya çalışan ailemizin yaşanacak sorunlar karşısında nasıl tepki vereceğini film boyunca merakla izliyoruz.

Koreeda filmlerinde genelde “aile” ön plandadır demiştik. Bazen eski hesaplar, yüzleşmeler, kırgınlıklar ile karşımıza çıkar; bazen senden olmayanı benimsemek ve tamamen onun için yaşamaya başlamak, bazen de aile fertleri olmadan ayakta durmanın savaşının küçük yürekliler tarafından verilmesi ile “aile” olmanın çeşitli varyasyonlarını izleriz. Hepsinden çıkarılacak bir ders vardır ve gerçek insanı, olabildiğince gerçekçi şekilde sinemada izleriz. Aslında sinema perdesi de değil, karşı binanın penceresinin ardındakilerdir izlediklerimiz. Böyle duyguları bize yaşatan bir yönetmenden zaten kötü bir film izlememizi mümkün görmemekle birlikte, genelde iyi ve çok çok daha iyi ikilemi arasında tepkiler vermişimdir. Shoplifters filmi de iyi olarak adlandıracağım filmlerinden.

Yönetmen son filminde, anne olmak için doğurmak şart mı, aile olmak için bir bağ olması illa ki gerekli mi? sorularının üzerine yoğunlaşıyor. Küçük kızın aileye girmesi ile birlikte bu soruları önce kendi kendimize sorarken, ilerideki sahnelerde yönetmen bu soruları ameliyat masasına yatırıp yaptığı operasyonu bize izlettiriyor. Evet yine gerçek bir şey izliyoruz ve acabalar ile birlikte filmin anlattığı hikayeyi kendimize ve çevremizdeki insanlara uyarlıyoruz.

Filmin akıcılık kısmında hiç bir problem yok. Duygu dağıtımı çok iyi bir şekilde izleyiciye ulaşıyor. Fakat senaryonun bazı kısımları daha önce izlemiştim hissini engelleyemediği gibi bazı kısımlarında da böyle bir diyalog çıkmasın dediğimiz sahnelerde, o diyaloglar ile karşılaşmamız filme olan motivasyonu düşürüyor. Bunlar o kadar göze batan sahneler olmamak ile birlikte, yine de olması filme olumsuz manada etki ediyor.

Bu tarz senaryolarda en önemli olaylardan birisi oyuncu yönetimi ve oyuncuların çıkaracağı performanslardır. Duyguların ağır olarak ön planda olduğu filmlerde, yapmacıklık ne kadar o duygu alışverişini sömürürken, doğal olmak ve karaktere gerçekçi yaklaşmak da o kadar seyirciyle bağ kurmasını sağlıyor. Yönetmenin daha önceki birçok filminde önemli karakterlere hayat vermiş ve bu filmde de babaanne karakterini oynayan, yakın zamanda hayatını kaybeden Kirin Kiki başta olmak üzere tüm oyuncular o gerçekçiliği sonuna kadar yaşatıyorlar ve muhteşem performanslar sergiliyorlar. Teknik anlamda özellikle kurgu bazlı artılarının ve bazı eksilerinin olduğu film, finale çok etkileyici giriş yapıp sonunda gücünü biraz düşürmesi ile bende keşke öyle değilde böyle bitseydi söylenmelerini başlattı.

Efsane yönetmen Yasujiro Ozu sinemasının etkilerinin özellikle bazı filmlerinde çok sık görüldüğü Koreeda, Japon kültürünü, çeşitli hayatları, en önemlisi aile olmayı günümüz sinemasında en iyi anlatan yönetmenlerden biri olarak, en beğendiğim yönetmenler arasına yıllar önce girmiş ve bir sonraki filmi için beni hep heyecanlandırmıştır. 90’lı yıllarda “Maboroshi no Hikari” (1995) ve “After Life”(1998) filmleri ile ön plana çıkan, 2000’li yıllarda da “Nobody Knows” (2004) ve Still Walking (2008) gibi çok başarılı filmler ile master seviyesine ulaşan, birçok ödüller kazanan “yaşayan Ozu” Koreeda, Cannes Film Festivali’nde, Altın Palmiye ödüllü son filmi “Shoplifters” ile yine herkesin kesinlikle izlemesi ve çıkarımlar yapması gereken bir işe imza atıyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın