Yazı yazmaya nasıl başladınız? İlk yazılarınız nelerdi?
Çoğu kişi gibi ben de günlüklerle başladım. Aslında tam olarak günlük diyemeyiz. Daha çok bir şeyler karalama gibiydi. Yazdıklarımı da yok ederdim zaten.

Geçmişten günümüze yazdığınız her şeyi saklıyor musunuz?
Tam olarak ne yaptığımı kavramaya başladıktan sonrasını evet.

İlk kitap, ilk heyecan. Neler hissettiniz kitabınızı elinize aldığınızda?
Çağıran Uzaklar 2014’te yayımlandı. En büyük hayalimin bu olduğunu, çok mutlu olacağımı sanıyordum. İlk elime aldığımda mutlu oldum elbet. Fakat hala eksik olan bir şeyler vardı. O zaman anladım derdimin kitabımın yayımlanması olmadığını.

Kitabınıza yapılan yorumlardan sizi en çok hangisi mutlu etti?
Kitap farklı öykülerden oluşuyor. Hepsi hayata dair kurgusal hikayeler. Bu hikayelerin okuyanlara gerçekten dokunduğunu ve samimi bir dille yansıtıldığını söylemeleri hoşuma gidiyordu.

Yazma süreciniz nasıl gerçekleşiyor? Yazarken olmazsa olmaz dediğiniz şeyler var mı?
Ben disiplinli olunması gerektiğine inananlardanım. Yol almak daha kolay oluyor. Sadece başlamak önemli. Bir kelime veya bir cümleyle. Kafanızdakileri kağıda geçirmek zor bir iş. Beklemek bu süreci uzatır. Kişinin hazır olması diye bir şey yoktur. Hikaye hazır olmalıdır. Bazen yazdıkça da şekillenebilir. Doğru zaman yoktur. İlham gelmesini beklemek saçmalıktır. Sadece yazmak vardır. Yazarken herkesi tetikleyen etkenler vardır. Ben fonda müzik eşliğinde, kağıt kalemle yazmayı tercih ediyorum.

Yeni kitap ne zaman geliyor?
Sanıyorum ki kitap yazmak, kitabın yayımlanmasından daha kolay bir süreç; bu yolda yeni iseniz. Dosyamı tamamlayalı birkaç sene oldu. Bekletiyordum. Şimdi yayınevlerine gönderme aşamasındayım. Şu ara piyasa şartları malum. Herkes daha çekimser bu konuda. Ama bu sadece bir süreç. Ben yeni bir dosyaya başlıyorum aynı zamanda. Derdim, yazmak ve üretmeyi sürdürmek.

Yazarak dünyanın değişebileceğini düşünüyor musunuz?
Yazmak, insanın kendini tanıması, bulması ile ilgili bir süreç. Okudukça güzelleşiyoruz; yazdıkça büyüyoruz. Keşfediyoruz aslında. İnsan değişirse, dünya değişir mantığından yola çıkacak olursak, dünyanın da güzelleşebileceğine inanıyorum bu noktada. Sanatın her dalının olduğu gibi edebiyatın da en güzel yol olduğunu düşünüyorum.

Bizim de yakın zamana kadar çıkardığımız bir dergi vardı. Piyasa ve yayıncılık şartları malum. Distopya nasıl gidiyor?
Birçok dergi kapandı, kapanıyor. Şartlar bizi de zorluyor elbet. Ayakta kalmaya çalışıyor, yeni yol ve yöntemler arıyoruz.

Kendinizi geliştirmek adına neler yapıyorsunuz?
Kitabın çıkışının ardından yaratıcı yazı atölyelerine katıldım yaklaşık üç yıl boyunca. Bursa’da Hakan Akdoğan’ın yürüttüğü atölyelerden biri. Ön yargıyla başlayan biri olarak, işin teknik kısmıyla birlikte farklı bakış açıları kattığını söyleyebilirim. Minnettarım. Zaman zaman derin okuma atölyelerine katılmaktayım. Edebiyat, hayatın içinde gizli. O anları yakalayabilmek önemli. Sürekli okumak, araştırmak ve tabii ki düzenli yazmayı sürdürmek sizi kıvamda tutar.

Yazmaya başlayanlara tavsiye istesek sizden?
Ben daha yolun başındayım. Ben de öğrenmeye devam ediyorum. Herkesin anlatacak, yazacak hikayeleri vardır. Biriktirdikleri, kurguladıkları vardır; Hayalleri ve hevesleri de. Çoğu bunu nasıl yapacağını bilmez. Bu yönde adım atmak gerekir. Atölyelere katılabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Fırsatı olan bu yönde kendini geliştirebilir. İlk olarak kusmak ile başlayabilirler; içimizdeki birikmişleri. Bu da sürekli yazarak mümkün. Nasıl sadeleştiğinizi ve derdinizin anlaşılmaya çalışmak veya anlatmak olmadığını anlıyorsunuz. Okumaktan bahsetmiyorum bile. Keyifli bir süreç.

Peki televizyonculuk… Nasıl bir deneyimdi ekranda olmak?
Farklıydı. Büyülü bir dünya olduğunu söylerler hep. Doğru. Haftanın altı günü canlı yayında program gerçekleştirdim. Aynı zamanda haftada bir kültür-sanat-edebiyat program yapımcılığı ve sunuculuğu yaptım bir süre. Görsellik ön planda ancak çok yönlü olmanın faydalarını görüyorsunuz bu sektörde. Normalde kendi alanım olmamasına rağmen güzel bir tecrübeydi benim için. Güzel insanlar tanıdım. Sürekli heyecanınızı diri tutan bir alan.

Bir yazar olarak en büyük hayaliniz nedir?
Öncelikle kendime yazar demem. Sadece yazıyorum işte. Röportajın başında da dediğim gibi kitabımın yayımlanması değil kesinlikle; sürekli yazmak ve üretmeyi sürdürebilmek benim hayalim. Bunu kendim için yapıyorum. Varlığını anlamlandırma; kendini keşfetme yolculuğu. Evet, yazmak sancılı bir süreç, kabul ediyorum. Diğer yandan kendi yarattığınız dünyada dilediğinizce özgür olabiliyorsunuz. Yarattığım bir kurguyu okuyan insanların zihnini görebilmek isterdim. Çünkü herkes kendi filminin yönetmeni. Ve siz hikayenizle farklı zihinlerde farklı kapılar açıyorsunuz ve o insana bir şekilde ulaşıyorsunuz. Bence bu tarifsiz bir duygu; edebiyatla insanlara dokunabilmek.

Kendinize kimleri örnek alıyorsunuz? İdol olarak gördüğünüz yazar ya da şair var mı?
Buna net bir cevap verebilmek için belki de bütün kitapları, yazarları okumuş olmak gerek fakat ne mümkün! Neyi yazmamam gerektiğini bana öğreten hocam Hakan Akdoğan’ı örnek alıyorum başta. Sağlam bir kalem. Kıymetli bir yazar. Bir José Saramago hayranıyım. Yazıdaki devrimci niteliği ve kurgularıyla beni derinden etkiler. Büyülü gerçekçilik ile tanışmamı sağladığı için Gabriel García Márquez’e minnettarım. Gri yönümü Kafka’dan aldığıma kesinlikle eminim. Norveçli yazar Kjersti Skomsvold ile bir başka hayatta tanışmış olduğumdan şüphem yok. Ferit Edgü ve Sema Kaygusuz öykücülükte baş köşemde. Zweig’in insanı her yönüyle derinlemesine işleyişine hayranım. Bu liste uzar gider. Örnek alınacak çok fazla yazar var. Her geçen gün yeni bir mucizeyle tanışmaya devam ediyoruz.

Okuduğunuz ilk kitabı hatırlıyor musunuz?
Gerçekten hatırlamıyorum.

En son hangi kitabı okudunuz?
Filmini yıllar önce izlemiştim. Kitabını ise yeni okudum; Dövüş Klubü, Chuck Palahniuk.

Son zamanlarda okuduğunuz en etkili kitap hangisiydi?
Parfümün Dansı, Tom Robbins

Ve son olarak bize yani okurlarınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bu fırsatı tanıdığınız için teşekkür ederim öncelikle. Kitaplar, rafları süsleyen biblolar değiller. Her birinde inanılmaz emek ve hikaye var. Okumanın bir hobi olmadığını anlamamız lazım. Hobilerimizi boş zamanlarımızda yaparız, keyifli vakit geçirmek için. Oysa kitap okumak için özel zaman yaratmalıyız. Buna mecburuz, bu dünyayı katlanılabilir kılmak için. Sevgiler.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın