“İnternet ortamının ve varoluşsal sancıların ne olduğuna dair eğlenceli bir 112 dakikalık şaheser”

Gerçek bir kahraman olma hayali doğrultusunda önüne çıkan her engeli aşmaya çalışan, atari oyunu kötüsü karakterimiz Ralph, beyaz perdede izleyicisi ile ilk etkileşimini 2012 yılında Wreck-It Ralph adlı film ile gerçekleştirmişti. Önceki cümlede bahsettiğim gibi, ilk filmde karakterimiz kendi oyununda kötü karakter olarak anılmaktan ve oyunun diğer karakterleri tarafından yıllar boyunca hor görülmekten bir hayli sıkılmış durumdadır. Bu durumdan kurtulmak adına bir sürü eylemde bulunan ve amacı doğrultusunda ilerlediği yolda bir sürü farklı karakterle tanışan Ralph, bir anda kendisini Vanellope adlı küçük kızın oyun evrenini kurtarmak ve onun kahramanı olmak gibi farklı misyonlar edinmiş halde bulur. Yaşanan bunca olay ve ortaya çıkan bu güzel dostluğun geriye kalan serüveni biz izleyicileri otomatikman ikinci filme yönlendiriyor.

Serinin ikinci ve devam filmi olan Ralph Breaks the Internet, Türkiye’de 11 Ocak Cuma günü vizyona girerek seyircisi ile buluşuyor. Filmin konusuna kısaca değinmek gerekirse, önceki film Wreck-It Ralph’de yaşanan olayların üstünden tam olarak 6 yıl geçmiş ve karakterlerimizin hayatlarını sürdürdüğü atari salonu günümüz teknoloji gereklerinden dolayı kablosuz internet ile tanışmıştır. Bu küçük modem sayesinde filmimizin en yakın dostları, günümüzde hala sınırlarını kavrayamadığımız internet dünyası ile karşı karşıya kalırlar.

Geride bıraktığımız son birkaç yılı baz alarak düşündüğümde, animasyon kategorisinin teknoloji ile birlikte paralel ilerleyen gelişimi dikkat çekici anlamda gözler önüne seriliyor. Çok uzaklara gitmeden, geçtiğimiz sene bile bu kategoriye çağ atlatabilecek Spider-Man: Into the Spider-Verse ve Isle of Dogs gibi projelere imza atılmıştı. Bu tarz projeler ile birlikte, animasyon kategorisinin kalitesi artmış ve bu türde bulunan filmlerin barındırdığı amaçlar ve karakterlerin taşıdığı derinlikler, hedef kitle olarak görülen, hitap edilen yaş grubu seviyesini bir hayli yükseltmiştir.

Senenin ilk animasyon filmlerinden biri olan Ralph Breaks the Internet, serinin ilk filmine kıyasla karakterleri sahip oldukları hislere ve taşıdıkları varoluşsal sancılara göre daha derin bir bakış açısı ile ele almış ve bunda bir hayli başarılı olduğunu söyleyebilirim. Filmin ana konusu olan karakterlerimizin internet ile etkileşim süreci, belirli evreleri ile seyirciye çok başarılı bir biçimde yansıtılıyor. İnternet ortamına karşı ilk olarak yaşadıkları adaptasyon süreci ve bu ortamdan maksimum verim elde etmek için karakterlerimizin bir nevi metalaşmış eylemlerde bulunmaları, bizleri 112 dakikalık bir internet sunumunun özeti ile karşı karşıya bırakıyor.

Filmde en başarılı bulduğum nokta ise, günümüz internetinde karşılaştığımız sorun olarak sayılabilecek bir takım ögelerin (virüsler, spam mesajları ve açılır pencere ekranları) tam anlamıyla başarılı, esprili bir biçimde seyircinin önüne sunulmasıdır. Disney markasının sahip olduğu prodüksiyonlar ve zengin karakter skalası, filme renk katmak açısından inanılmaz bir kaynak olmuş durumda. Global ekonomiye ve teknolojik gelişimlere yön veren Google, Amazon, eBay, Twitter, YouTube gibi bir sürü marka da, filmin yapım süreci boyunca internet ortamının anlatılmasına dair bir hayli katkıda bulunmuş ve bu katkıyı filmin seyircisine adeta tanıdık olduğumuz olaylar ve her gün gördüğümüz yüzler sayesinde gerçekleştirmiştir.

Ne kadar önceki film barındırdığı atari salonu ve oyun kavramları ile daha çok 80’li yıllarda doğan jenerasyona hitap etse de, serinin ikinci filmi hedef kitle olarak bu sefer 90’lı jenerasyona hitap ediyor ve doğdukları andan itibaren internet ortamıyla iç içe olan çocukları baz alıyor. Eğer hafta sonu kardeşinizle veya çocuğunuzla güzel vakit geçirmek adına sinemaya gitmek isterseniz, kesinlikle tercih etmeniz gereken filmin Ralph Breaks the Internet olacağını söyleyeceğim. Hatta şunu da garanti etmek isterim ki, eğlenen taraf sadece küçük dostlarımız olmayacak!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın