The Social Network ve Steve Jobs gibi filmlerin kaleminde yer alan Aaron Sorkin bu sefer sadece senaryo başında değil aynı zamanda yönetmen koltuğunda karşımıza çıkıyor. İlk yönetmenlik denemesi için tekrar gerçek hayat hikayesi seçen yönetmen bu sefer daha alengirli, Amerikan hukuk sistemine cuk diye oturan bir konu tercih etmiş. Molly Bloom, izleyen kadar kendisini tanımazdım, Amerika’nın en ilgi çekici suçlularından biri. Kendisinin bu ilginç hayatı da Aaron Sorkin’in kalemi ve kamerası ile mükemmel bir filme dönüşmüş. Öyle ki 90. Akademi Ödülleri’nde film “En İyi Uyarlama Senaryo” dalında aday olmayı başardı. Altın Küre Ödülleri’nde de aynı dalla beraber en iyi kadın oyuncu dalında adaylık çıkardı.

Konuyu kısaca özetlersek: Molly Bloom, uyuz bir adamın asistanı olarak çalışan sıradan bir kadındır. Bir gün patronunun daveti ile gizlice poker oynatılan bir yerde hosteslik yapmaya başlar. Poker hostesliği sırasında Molly hiç de sıradan bir kadın olmadığını keşfeder ve zamanla pokerle ilgili her şeyi öğrenir. Öyle ki patronunun işlettiği gizli poker geceleri kendi düzenlemeye hatta daha yüksek bir bahisten oynatmaya başlar. Molly’nin gizli poker geceleri zamanla o kadar büyür ki Amerika’nın kalbur üstü isimleri onun masasında boy göstermeye başlar. Buna zamanla Hollywood yıldızları da katılır. İsimleri tam olarak verilmese de Tobey Maguire’ın dediğin göre bu gizli gecelerde Leonardo DiCaprio, Macaulay Culkin, Ben Affleck kimi isimler de boy göstermiş.

Tabii öyle ya da böyle Molly bir oyuncusu tarafından kandırılır ve sisteme yakalanarak takip edilmeye başlar. Daha sonrasında polis tarafından yakalanan Molly ülkemizin de yakında tanıdığı -Trump tarafından kovulana kadar- Reza Zarrab davasına bakan Preet Bharara tarafından cezalandırılır. Polise ciddi bir meblağ ödeyerek kurtulur fakat elinde hiç para kalmadığı için en baştaki standart günlerine döner. Bunu fırsat bilen Molly hayatını kitaba çevirerek adından tekrar söz ettirir. Aaron Sorkin de bu kitabı filme çevirerek hepimizin kendisini tanımasını sağlar.

İlk yönetmenlik deneyimi olmasına karşın Aaron Sorkin harika bir iş çıkarmış. Poker filmi olması, şehirler ve karakterler arasında gidip gelmesi sebebiyle hızlı kurgu tercihi yapan yönetmen filmin akıcılığını arttırmış ve izlemesi oldukça keyifli, eğlenceli bir film çıkarmış. Filmin kurgusu oyunculuklara da yaramış. Jessica Chastain seviyorsanız büyük ihtimal kendisine doyacaksınız. Molly Bloom’un bizzat kendisini oynamasını istediği Jessica Chastain 90. Akademi Ödüllerinde aday bulamaması ile beni epey şaşırttı. Mükemmel bir oyunculuk sergileyen oyuncu Idris Elba ile de harika bir uyum sağlamış.

Amerika, gizli kaçaklı oyunları, partileri ile bilinir. Seks, uyuşturucu, kumar ve benzeri şeyler birçok noktasında gizlice yapılıyor. Konuyu ilgi çekici kılan ise 2 detay var. Birincisi filmde adları geçmemesine rağmen poker oynamaya gelen isimlerin belki de adını ara ara andığımız kişiler olması. Eğer adları çıksa Molly gibi onlar da suçlu durumuna düşecekti. İkincisi ise: Molly Bloom. Kadınların ikinci plana atıldığı dünyada Molly 100 milyon dolarlık oyunlar oynatan çılgın bir kadındır. Zekası ve hırsına hayran olunası bir kadın. Jessica Chastain’in ortaya koyduğu performans ve Aaron Sorkin’in tercihleri ile Molly’s Game oldukça etkileyici bir işe dönüşüyor.

Sözün Özü; Molly’s Game, zeki ve çılgın bir kadının Amerika’nın en büyük şehirlerinde milyon dolarlık gizli poker gecelerini anlatıyor. Bu gecelere de denilene göre Leonardo DiCaprio, Macaulay Culkin, Ben Affleck gibi isimler katılmış, devasa paralar kazanıp kaybetmişler. Yönetmenin hikayeyi hızlı işlemesi, bunu kurgu ile süslemesi filmin seyir zevkini arttırmış. Jessica Chastain’in de mükemmel canlandırması ile Molly’s Game izlemesi oldukça keyifli ve ilgi çekici bir film olmuş.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın