Search

Pasif Travma: Nocturnal Animals

240

Nocturnal Animals, gelmeden önce büyük bir beklenti oluşturmuştu. Sebeplerinden biri yönetmenliğini 7 yıl sonra tekrar film yönetmeye karar veren Tom Ford’un yapacak olması ve bu filmin kendisinin ikinci uzun metrajı olacak olması. Austin Wright’ın 1993 yılında yazdığı Tony and Susan adlı kitaptan uyarlanan filmin başrolünde bu senenin en gözde isimlerinden Amy Adams ve oynadığı her filmde muazzam bir iş çıkaran Jake Gyllenhaal var. Bu iki isim de filmi ilgi çekici kılan detaylardan biridir. Gelgelelim film övüldüğü kadar ya da oluşturduğu beklenti kadar var mı? Maalesef yok. 2016 yılı -nedense- overrated filmler yılı oldu biraz da. Öve öve bitirelemeyen, aslında güzel gibi görünen ama biraz düşününce “yok be o kadar da değil” denilen filmler.

Susan, post-modern sanat yapan bir sanatçıdır. Bunalımda ve kocası ile problemleri olduğu bir zamanda eski kocasından bir paket gelir. Pakette bir roman taslağı vardır ve yazar eski karısının yorumunu istemektedir. Susan da sıkıldığı ve bunaldığı şu günlerde neden olmasın diyerek kitaba başlar. Kitaba başlamasıyla beraber Susan’ın okuduklarını izlemeye başlarız. Hikayede: Tek kızı olan bir karı koca Teksas’ın kuş uçmaz kervan geçmez bir yolunda araba ile seyahat etmektedir. Bu seyahatleri, tipik Amerikan ruh hastası gençler tarafından bozulur, engellenir ve iş git gide çirkinleşmeye başlar.

Nocturnal Animals

Tom Ford, yönetmenlik adına harika bir iş çıkarmış. Fakat bunu renk ve ışık için söyleyemeyeceğim. Renkler ve ışıklar arası keskin geçişler insanı yoruyor. Güzel çekilmiş olmasına karşın bir Lubezki ışıklandırması mevcut değil. Gelgelelim hikayeye… İşte yönetmen burada -bence- sınıfta kalmış. Neden? Ortada klasik bir hikaye olmasına karşın yapay, sahte karakterler var. Tom Ford, hikayenin ilerleyebilmesi için abartılı karakterler tasarlamış. En başta da Jake Gyllenhaal’un karakteri. Harika bir oyuncu olmasına karşın kendisine verilen karakter yüzünden belkide filmografisindeki -oyunculuk adına- en kötü filme imza atmış olabilir. Bir nevi yazık olmuş.

Tony karakterinin pasifliği, korkaklığı, acizliği fazlasıyla abartılı olmuş. Aynı şekilde kitabı okuyan Susan’ın kitap için sergilediği tavırlar da. Tony’nin bitmek bilmeyen pasifliği maalesef  filmin -en azından benim için- bir yerden sonra kopmasına sebep oldu. Özellikle böyle bir karakteri Jake Gyllenhaal’un oynaması dezavantaj. Cüsse, en, boy ile reaksiyonlar çok alakasız. Tony’nin aşırı pasifliği ve aşırı pasifliği yüzünden gerçekleşen final sahnesi maalesef kötüydü. Son saniyesine kadar bağlanmak için uğraştım ama gerçekçi bir hikayeye karşın gerçek dışı karakterler olması sebebiyle bir türlü beceremedim. Eleştirmenlerin ise filme bağlanma sebebi, filmin ortasındaki o vurucu sahne. Herkes orada kaldı, zaten film biraz da orda bitti bizim için.

Nocturnal Animals bu kadar övülmüşken gitmenizi öneririm. Klasik Amerikan filmine çok daha farklı bir bakış açısı getirilmiş. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde birkaç ruh hastası gördükleri insanlara sulanıyor, seviyeyi arttırarak önce tacize sonra tecavüze yelteniyor. Fakat anlatım şekli bu klasik filmi değiştirmiş. Önereceğim bir film olmamasına karşın bu kadar övülen bir filmi de kaçırmanızı istemem.

Reviews

  • Yönetmenlik8
  • Sinematografi5
  • Senaryo5
  • Oyunculuk6
  • Müzik7
  • 6.2

    Score

User Rating: 0 ( 0 Votes )


mm

Sinema Teröristi... Senaryo Canavarı... Dergi Yazarı... Avan-Gardist... Çok Feci Bir Beşiktaş Taraftarı...


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir