“Paranızı sayabiliyorsaniz milyarder değilsinizdir.”

– J. P. Getty

Ridley Scott’ın son filmi olan All the Money in the World, başrolünde yer alan Kevin Spacey’nin taciz skandalına karışmasından ötürü epey bir ses getirmişti. Adını açıklamayan bir kadının, 18 yaşından önce Kevin Spacey tarafından taciz edildiğini açıklamasıyla Hollywood’da ortalık iyice karışmıştı. Kevin Spacey önce başrolünde olduğu House of Cards’tan çıkarıldı ardından da Ridley Scott kendi filminden oyuncunun tüm sahnelerini çıkarıp yerine Christopher Plummer’ı getirdi ve filmin tüm sahnelerini yeniden çekti. House of Cards’tan kovulması ve Ridley Scott’ın halihazırda çekilmiş filmden çıkarması ile Kevin Spacey’e karşı resmen bir tavır konmuş oldu. Sonrasında zaten birçok film festivalinde sunucular Kevin Spacey ile alay edip karıştığı skandalı bol bol dile getirdi.

Ridley Scott; skandalın ortaya çıkmasının ardından filminin yeniden çekimleri için hızlı davrandı. Kevin Spacey’i çıkarıp yerini alan Christopher Plummer’ın olduğu 22 sahnenin yeniden çekimi için Mark Walhberg ve Michelle Williams tatillerinden geri çağırdı. Tabii bu çekimler de filme ekstra 10 milyon dolara mâl oldu. Fakat ilginçtir, Ridley Scott’ın neden başından beri Christopher Plummer ile çalışmadığını sormak gerek. Çünkü Christopher Plummer canlandırdığı J.P. Getty karakterine fazlasıyla benziyor. Keza Kevin Spacey’de yapılan yaşlandırma makyajına da ihtiyaç olmamış. Filmi izledikten sonra en aşağı koyduğum Kevin Spacey’li fragmanı izlemenizi öneriyorum ve Kevin Spacey’nin ne kadar da olmadığını görebilirsiniz.

Burada ekstra bir paragraf açmak istiyorum. Durumu avantaja çeviren Ridley Scott, kendince bir deney yapar. Christopher Plummer’a Kevin Spacey’nin nasıl oynadığını göstermeyip anlatmayan yönetmen film sonrası yaptığı gözlemde iki oyuncunun da karakterleri kendi tarzında ve bambaşka canlandırdığını fark etmiş. Şahsen fragmandan çıkarttığıma bakacak olursan Kevin Spacey açık ara kötü olmuş.

Skandaldan sıyrılıp gelen filmin konusuna değinecek olursak: Film, dünyanın en zengin petrol şirketi sahiplerinden biri olan J.P. Getty’yi ve onun kaçırılan torununu anlatıyor. Gerçekten yaşanmış bir hikayenin biraz dramatize edilmiş hali olan film Getty’nin milyonlarca dolara sahip olmasına rağmen kaçırılan ve 17 milyon dolar fidye istenen torunu için kılını dahi kıpırdatmamasını; bu sırada da oğlunu kurtarmak için çılgınlar gibi mücadele veren annenin hikayesine odaklanıyor. Cimriliği ile bilinen Getty en başta torununun kaçırıldığına inanmaz; ardından da 17 milyon doları çok bulup fidyenin düşürülmesini ister. Ki istediği de olur ve fidyeciler düşe düşe 3 milyon dolara kadar düşerler.

J. P. Getty karakteri için Christopher Plummer dışında başkasının düşünülmesi gerçekten ilginç. Plummer’ın dediğine göre senaryo kendisine gelmiş ama Ridley Scott ilk seçenek olarak Kevin Spacey’i düşünmüş. Plummer, 88 yaşına rağmen mükemmel bir performans sergileyerek performansının karşılığını Oscar adaylığı ile aldı. Burada Michelle Williams’a ayrı bir parantez açmak gerek: Kendisi mükemmel bir oyuncu. Her filmde bambaşka bir karakter olmayı başaran oyuncu Gail Gatty karakterini de başarılı bir şekilde canlandırarak gönlümü yeniden kazandı. Mark Walhberg için diyecek söz yok. Amerika’da yaşanmış bütün olayların uyarlama filmlerinde bu adam var. Hepsinde de başarılı bir performans sergiliyor.

Film, çok kaliteli bir yönetmenliğe sahip. Hollywood’un en usta isimlerinden biri olan Ridley Scott yine döktürmüş. Kendisini 1940’lardaki devasa filmlerin yönetmenlerine benzetiyorum. Parasını basıp ne gerekiyorsa yapıyor ve şaşaayı çok seviyor. Filmi All the Money in the World; yönetmenlik, görüntü ve özellikle sanat yönetmenliği bakımından tam bir şaheser. Hikayesi, diğer filmlerine nazaran daha ağır ilerlese de kendine özgü bir gerilimi var. Yine de belirteyim: Her seyircinin dimağına uygun olmayabilir, kimi izleyiciler sıkılabilir.

Getty’nin çılgınca zenginliği üzerinden çok sağlam eleştiriler yapan film izleyenlere J.P. Getty’den nefret ettirecek kıvamda. Ki bu kadar zengin olan bir adamın tek kuruşunu dahi ailesine harcamamak istemesi ve gelininin önüne koyduğu anlaşma zaten ondan nefret etmek için yeter de artar. Filmi izleyene kadar Getty’yi tanımıyordum. Sinemanın en sevdiğim yanlarından biri de bu zaten: Beni hiç bilmediğim hikayelerle tanıştırması. Sözün özü… Bu hafta sinemada şöyle güzel bir gerçek hayat hikayesi izlemek istiyorum diyorsanız All the Money in the World sizi bekliyor.

* Bahsettiğim Kevin Spacey’li fragman:

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın