Dizide de sürekli söylediği gibi her şeye sıfırdan başlayan ve bir zamanlar avucunun içinde uyuşturucu dünyasını oynatan Kolombiyalı Pablo Escobar’ın hikayesine tanık oluyoruz. Her şey ufak bir iki kiloluk kokainle başlıyor. Sonrasında bu rakamlar yerini yüzlerce kilolara bırakıyor.

Dizinin jenerik kısmı en az dizi kadar iddialı. Jenerikte gerçek Pablo Escobar’ı gördükten sonra diziyi izlemek sizi biraz daha o zamanlara götürüyor. Şarkının sözlerine baktığınız zaman neden seçildiğini bir çırpıda anlayabilirsiniz.  ‘’Yaşasın Kolombiya!’’ demeden geçemiyorum.

Jose Padilha’nın yönetmenliğini yaptığı Tropa de Elite filmindeki başrol oyunculuğundan Wagner Moura’yu hatırlayabilirsiniz. Fakat Narcos ile oyuncu kimliğini bulduğunu düşünüyorum. Narcos’tan sonra birçok yönetmenin dikkatini çekeceği kesin.

Hem çocukluk arkadaşı, hem kuzeni, hem de ortağı olan Gustavo ile uyuşturucu dünyasının kapılarını açıyor. Gustavo Gaviria karakterini canlandıran Juan Pablo Raba’nın oyunculuğunun hakkını verdiğini düşünüyorum. Pablo kadar ön planda olmasa da akılda kalabilecek bir biçimde bu role hayat veriyor. Dizi boyunca Gustavo ismini duyuyoruz. Pablo’nun hayatında güvendiği, işlerinde de fazlasıyla destek aldığı adam olarak önem arz ediyor.

Olay örgüsünde önemli bir karakter olan karısı Tata, Pablo’nun yaptığı bütün kirli işler için onun her zaman bir sebebi olduğuna inanmaktadır. Normal evli insanlara nazaran, birbirlerine evlendikleri ilk günden beri bağlıdırlar.

Pablo, eşine ve ailesine oldukça sadık biri olarak bu konuda dikkat çekmiyor değil. Ortaklarını dahi öldürmekten çekinmeyen bir adamın ailesine böylesine önem vermesi, babacan bir profil çizmemize neden oluyor. Öyle ki evli olmasına rağmen metresine bile sadık. Bu arada metresi ise ünlü bir sunucu olan Valeria Velez’dir. Pablo’ya kendisine zarar geleceğini bilse dahi yardımcı olmuştur.

Bütün bunları gerçekçi kılan yanlarından biri de dizinin danışmanlığını DEA ajanları olan Steve Murphy ve Javier Pena’nın yapıyor olması. Hayatlarının yarısından çoğu Pablo Escobar’ı aramakla geçmiştir. Ailesi kadar Pablo’yu tanıyor ve yaptığı işleri biliyor olmaları ile dizinin gidişatını belirlemeye yardım ediyorlar. Bu dizi için paha biçilemez bir kaynak olsa gerek. Ufak pürüzler haricinde dizinin çoğu kısmının gerçeğe en yakın hali olduğunu ifade ediyorlar. Dizide bu iki ajanı canlandıran isimler Boyd Holbrook ile Pedro Pascal. Pedro Pascal Nikita, Game of Thrones, The Mentalist, Homeland, The Good Wife gibi dizilerden tanıdığınız bir oyuncu. Her dizide olduğu gibi bu dizide de benliğini ve oyunculuğunu ortaya koyarak kafamızda yeni biri olarak karşımıza çıkıyor.

Narcos’un ilk bölümünden itibaren ‘’Bir gün Kaliforniya’nın başkanı olacağım,’’ sözüyle hareket eden Pablo, nitekim hedefini gerçekleştirebilmek için amaca giden her yol mübahtır felsefesini ediniyor. Bu yüzden dizinin kahramanıyken birden anti-kahramana dönüşüyor. Bir yanda Halkın Robin Hood’u olarak adlandırılırken bir yandan da ülkenin her yerinde aranan bir uyuşturucu kaçakçısı olarak karşımıza çıkıyor. Yine de diziyi izleyen kitlenin birçoğunun Pablo’yu hala Robin Hood olarak gördüğünü düşünüyorum.

Pablo’yu Pablo yapan şey ise ihtişamının zenginliğidir. Öyle ki bir bölümünde milletvekili olabilmek için gelirinin ve gelir kaynağının resmi bir belgeye dönüşmesi gerekmektedir. Parasının çoğu kısmını halka dağıtır ki bu noktadan sonra Robin Hood olarak adlandırılacaktır. Devlete teslim olma koşulu klasik bir Pablo hareketidir. Kendisine bir hapishane yaptırıp orada cezasını çekmesini istemektedir. Kağıt üzerinde ceza olarak yazmaktadır fakat oradan bile saltanatını sürdürmeye devam etmiştir. Bir anlığına da olsa Pablo için bile bu kadarının fazla olabileceğini düşünmüyor değil insan.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın