Yeni kitabınla güzel bir bahara merhaba dedin. Hayatında neler ne değişti nasıl tepkiler aldın? Şuan nasıl bir ruh haline sahipsin?

Kitabın okuyucuyla buluşmasından sonra insan ruhen rahatlıyor. Sanki tüm sorumluluk üzerinden kalmış gibi oluyor. Ya da ben öyle hissettim, bilmiyorum. Şu an kendimi iyice dinlenmiş hissediyorum. Baharın gelişi, kitabın çıkışı ve ardından gelen güzel haberler umut verici.

Kitap çıktıktan sonra çok bir şey değişmedi hayatımda. Bir yandan işim olan sosyal medya çalışmalarına devam ederken bir yandan da söyleşiler yapıyorum ama kitaba beklediğimden daha çok olumlu tepki geliyor. Bu da yazma eylemi için motive edici doğrusu. Olumlu, olumsuz eleştirileri nitelikli olduğu sürece önemsiyorum.

Söyleşiler, dergiler ve sosyal medya çalışmaları arasında yoğun bir tempon var. Şiir yazmaya nasıl zaman buldun?

Kitabın dosyası iki sene önce hazırdı. Çok fazla şiir vardı ve kendimce içlerinden seçip bir dosya haline getirmiştim. Sonra birkaç yayıncı ile görüştük ama havada kaldı görüşmeler. Ben de söyleşi çalışmaları ve bunun üzerine yeni bir kitaba çalışmaya başlayınca çok üzerine düşmemiştim. O zaman daha rahat bir çalışma sistemi içerisinde olduğum için yazma eylemi üzerine düşünmek için daha geniş vakitler bulabiliyordum şu an bulamıyorum pek.

En zor alanlardan birisi şiir. Herkes için farklı anlamlar taşıyor. Senin dizelerinin içinde bazı noktalar var karanlıkta kalan, açıklamasını yalnız okurun yapacağı. Sence şair buralarda kendini mi açıklar yoksa okurun kendini mi tanımasını sağlar?

Şiirin anlamı yazan için de okuyan için de değişiyor. O sebeple “açıklama” kısmını çok doğru bulmuyorum. Kişinin ne zaman okuduğu ile nasıl bir duygu halinde okuduğu çok önemli. Anlamlar çok değişebiliyor böyle durumlarda. Herkes kendi içinde sevdiği ya da sevmediği şiiri açıklıyordur herhalde.

Şiir genel olarak hüzünlü bilini ancak Orhan Veli ve Nazım Hikmet gibi şairlerin öyle güzel hüznü kovan şiirlerini de okuduk. Senin kitabının içine hiç uğramayan neşenin bir anlamı var mı?

Yazdığım dönemdeki ruh halim, gözlemlediğim durumlar ve ülkede yaşananların etkisi olsa gerek. Daima pozitif birisi olmama rağmen zihnimde kelimeler bir araya gelirken -özellikle de yazarken bu durum çok hakimdi- çok pozitif değildim.

Belki de dizelerin sosyal medyada isimli-isimsiz çok fazla paylaşılacak. Hatta kim bilir belki de internette gezerken aniden kendi dizelerine denk geleceksin. Peki, okurun en çok hangi satırının altını çizmesini istersin?

Sosyal medyada isimli-isimsiz paylaşma eylemi yazan/çizen herkes için geçerli bir durum. İnsanlar ne yazık ki bu konuda çok özensiz. Bir çalışmanın arkasındaki emeği görmeyip serbestçe alıp isimsiz paylaşabiliyorlar. İsim takıntılı birisi değilim, yıllardır birçok çalışmam isimsiz paylaşılıyor, buna takılmıyorum ancak bazen arkadaşlarımın çok emek harcayarak ortaya koyduğu çalışmalarını insanların özensizce paylaştığını görünce üzülüyorum.

Kamu spotu kısmını geçtiğime göre sorunun ikinci kısmına gelebilirim… Kitapta herkes sevdiği yerin altını çizecektir ama benim aklımda daima kitaptan bir soru olacak: “Yazdığı kitabın güzel olması, kalbinin de güzel olacağı anlamına mı gelir?”

Kitabını şimdiki zamandan bağımsız olarak bir kişiye/şaire hediye etmek isteseydin bu kim olurdu?

Didem Madak olurdu. Tanışma, birkaç dakika da olsa sohbet etme fırsatım olmadığı için üzülürüm hep. İzleme fırsatı olduğum röportaj ve çalışmalarından kaynaklı onun şiirlerine ve masalsı sesine ihtiyaç duyuyorum daima.

Birçok sarsıcı dize var kitabında. “kurdelesini bağladığı yaşamı kendisinin sanıyor insan” bunlardan birisi. Hayat bize bir hediye mi yoksa sadece bir ayakkabı mı gitmeler için?

Bir Karadeniz türküsünde söylendiği gibi, “Dünyâ bir penceredir / Her gelen bakar geçer.” Bizden önce de vardı dünya, bizden sonra var olacak. Mühim olan nasıl bıraktığımız.

Birçok kişi yalnız kendi için yazdığını söyler kitabını ama okundukça neşelenmesi gerçeği bu tezi çürütür, sen de hiç ya okunmazsa korkusu oldu mu?

Kitabının okunması elbette mutlu eden bir durum ama okunmazsa diye de bir korkum olmadı. Olursa zaten ne söyleşi yapabilirim ne de diğer metinler üzerine çalışabilirim. Yazma eylemini böyle korkulardan soyutlamak gerekiyor yoksa insan “okunma” hevesi ile aslında yapmak istediği şeylerden uzaklaşabiliyor.

Bir dönem belki de hâlâ intihar üzerine birçok inceleme yaptın. Kitabına bu yazı dizisinin etkisi oldu mu?

Muhakkak etkisi olmuştur. Uzun zamandır bu alanda okumalar yapıyorum. Çok azını yazma fırsatım oldu, sırada bekleyen yazılar da var. Kitabın oluştuğu dönemde dergiye “intihar” üzerine bir yazı dizisi hazırladığım için çok sık okuma yapıyordum o sebeple ister istemez ruhen de etkileniyor insan.

Seninle sohbet etmek çok güzeldi. Hem bizlerle paylaştığın dizelerin hem de sohbetin için teşekkür ederim. Arakat Sanat ekibi olarak yol açıklığı diliyoruz.

Teşekkür ederim…

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın