Bir yıl boyunca çeşitli sergilere imza atan Nilüfer Belediyesi, 2015’in son sergisi için kolları sıvadı: Ömrüne Sığmayan Adam Aziz Nesin.

Doğumunun 100. yılında Aziz Nesin’i edebiyatı, mizahı, hayat görüşü, politik duruşu ve geleceğe bıraktıkları açısından daha yakından tanımak ve değerlendirmek amacıyla düzenlenen sergi 19 Kasım 2015’te Nazım Hikmet Kültür Evi’nde gösterime sunuldu. Sergimiz 5 Ocak 2016’ya kadar ziyarete açıktır.

Sergi 2 bölümden oluşuyor. İlk kısım Aziz Nesin’in hayat hikayesine yer veriyor. Doğduğu 1915 senesinden başlıyor ve 1995’te ölümüyle son buluyor.

Serginin yapıldığı Nazım Hikmet Kültür Evi’ne girip ilk kısım için 2. kata çıkıyoruz. Burası onun hayatıyla ilgili en önemli olaylara kendi kaleminden yer veriliyor.Adının hikayesi, doğduğu yılın zamansızlığı, savaş nedeniyle babasının yanında olmayışı, ilk yazarlık deneyimleri, Darüşşafaka’ya girişi, askerliği, annesini kaybetmesi, soyadını alışı, askerlikten kurtulması, gazetecilik ve dergicilik faaliyetleri, 6-7 Eylül olayları, 27 Mayıs Darbesi, 80 Darbesi, ödülleri, Düşün Yayınevi’nin kuruluşu, ilk yurtdışı gezisi, tutuklanmaları ve cezaevi anıları, Nesin Vakfı, Sivas Katliamı, sağlık durumu, ölümü ve vasiyeti…

Sergi salonunun tam ortasında ahşap bir ünite duruyor. Bu ünitenin üstünde Aziz Nesin’in tüm kitapları var. Sergiye gelen herkesin onun kitaplarını görmesi, incelemesi isteniyor. Çünkü Aziz Nesin ömrüne sığmadığı gibi o sergi salonundaki afişlere, gazete küpürlerine de sığmıyor. Aziz Nesin’i tanımak için o kitapları da bilmek gerekiyor. Bu ünitenin tasarımı vakfın öğrencileri tarafından yapılmış. Zaten kurulum aşamasında da ellerinden geleni yapmışlar.

Elbette ki bunlarla sınırlı kalmıyor Aziz Nesin’in hayatı. Adı üstünde Ömrüne Sığmayan Adam o. 100 yaşında ve hala daha bizlerle. İşte, serginin ikinci kısmı da bize bunu gösteriyor. İkinci kısmı gezmek içinasansörlerle ya da merdivenlerle -1. kata iniliyor ve sergiye kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.

Sergi salonuna girmeden önce şöyle bir yazı karşılıyor bizleri:

“Kendimden sonraki kendimi merak ediyorum…”

Bu sözleri okuyup giriyoruz içeriye. Girişte bir yazı masası bulunuyor. Burada sergiyle ilgili görüşlerinizi yazabiliyorsunuz. Aynı şey ilk kısmın girişinde de bulunuyor. İkinci kısmın başında 3 tane televizyon bulunuyor. Üçünde de ayrı ayrı Aziz Nesin belgeselleri var. Belgesellerin ardından camekana alınmış bir çalışma masası geliyor. Masanın bir değeri yok, sıradan bir masa ama üzerindeki belgelerin hepsi Aziz Nesin’in kendi eliyle yazdığı Sivas Katliamı notlarından oluşuyor. Gazeteden kestiği küpürler de burada duruyor, dava dilekçeleri de. Ayrıca bir başka televizyon ekranında da Sivas Katliamı’nın haberleri yayınlanıyor.

Serginin en can alıcı noktalarından birisi Sivas Notları bölümünden sonra geliyor. Loş bir ışıklandırmayla ayrılan özel bir bölmede Aziz Nesin’in çalışma masası duruyor. Ahşap kahverengi bir masanın üzerinde daktilosu duruyor. Daktilonun hemen sol üstçaprazında gözlüğü ve dolma kalemliği yerini alıyor. Sağ tarafta ise birtakım defterler ve bir kalemlik bulunuyor. Masayı tam ortalamış bir şekilde de deriden bir çalışma sahnesi konumlandırılmış. Bu masanın bire bir yerleştirildiğini düşünüyorum. Sanki bir yerden çocuklarının Nesin Dedesi gelecek gibiydi, fazla canlı…

Diğer can alıcı noktaysa Nesin Vakfı’nda çıkan yangının ardından kalan piyanonun orada olmasaydı. Tamir edilmemiş bir şekilde duruyordu orada. Aziz Nesin, vakfı kurarken sadece onların okulda verilen derslerle ilgilenmesini istemiyordu. Vakıfta güzel sanatlarla ilgili de alanlar bulunuyor. Bu piyano da onun örneğiydi işte. Eğitim üzerine onun ne kadar güzel düşüncelerinin olduğu bir kanıt. Hem onun eğitim üzerine güzel planlarının olması vasiyetinde kurulmasını istediği bir matematik enstitüsü olmasından da anlaşılıyor. Bu vasiyetin üzerine de Ali Nesin’in girişimleriyle Nesin Matematik Köyü kuruluyor zaten…

Maalesef ki artık serginin son kısmına geliyoruz. Son kısım oldukça geniş bir alandan ibaret. Birbirinden ayrı iki cam kitap rafı var. O geniş alanın iki ayrı duvarında bulunuyor. Bir duvarda Aziz Nesin’in kitaplarının ilk baskılarından hazırlanan bir seçki; diğer duvarda da yabancı dillere çevrilmiş kitaplarından bir seçki bulunuyor. Aziz Nesin kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş yazarlarımız arasında bulunuyor.

Serginin çıkıştan önceki sonra duvarında da ölümünden sonra çıkan kitaplarıyla ilgili bir pano bulunuyor. İşte o kitaplar:

Mum Hala I (1996),
Böyle Gelmiş Böyle Gitmez III Yokuş Yukarı (1996),
Gözümüz Aydın Efendim (1997),
Bir Vicdan Davası (1998),
Aziz Nesin Meral Çelen Mektuplaşmaları (1998),
Türkiye Şarkısı Nâzım (1998),
Aziz Nesin Mektuplar (1999),
Okuduğum Kitaplar (2000),
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim (2006),
Mum Hala II (2010),
Sanat Yazıları (2011),
Bütün Oyunları IV (2011),
Sporcu Milletiz Vesselam (2012),
Çizgi Romanları (2012-2013),
Yurt Gezileri (2013),
Okuma Güncesi (2014),

2015 Yılın Yazarı Aziz Nesin etkinlikleri kapsamında Nilüfer Belediyesi, Nesin Vakfı’yla beraber bu güzel sergi projesini gerçekleştirmekle sınırlı kalmıyor. Gene aynı ortaklıkla bir de Liseler Arası Kitap Kapağı Tasarım Yarışması düzenlemişti. Aziz Nesin’in Bursa’da sürgünde bulunduğu yılları anlatan Bir Sürgünün Anıları adlı kitabından yola çıkarak tasarım yapmaları gerekiyordu. Yarışmayı Zübeyde Hanım Tekniki ve Meslek Lisesi’nden Zeynep Yıldız kazandı ve ödülü kendisine verildi.

Nilüfer Belediyesi Aziz Nesin’e adadığı bu yılda öğretmenleri için de bir güzellik yaptı. Öğretmenler günü için tüm öğretmenlerine Bir Sürgünün Anıları adlı kitabı hediye etti.

Nilüfer Belediyesi’nin bu kapsamda yaptığı çalışmalardan bir Bursalı olarak çok memnun kaldığımı dile getirmek istiyorum. Geçtiğimiz bahar aylarında hazırlanan Labirentini Ören Şair Enis Batur sergisini çok beğenmiştim. Bu gibi etkinliklerin daha fazla olması dileğiyle…

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın