Search

Ölüm-süz Dünya: Altered Carbon

594

Netflix, ne kadar borç batağında da olsa 2017’de yüzde bin küsür kar ettiklerini ilan etti. Birkaç sene önce attıkları adımla da dünyaya açılan Netflix artık her ülke ile iletişimde, her ülkeden dizi alıyor. Almanya, İtalya, İspanya çoktan Netflix’e girdi; biz de girmek için hazırlanıyoruz. Netflix de demiş ki hazır dünyaya açıldım, izleyenlerimin de çoğu bilimkurgu seviyor; basayım parayı, en kralından biri dizi yapayım, herkes hayran kalsın. Bunun için de Richard K. Morgan’ın “Altered Carbon” adlı kitabını seçmişler. Para, sektörde çok önemli bir etken olsa da maalesef her zaman projeyi iyi yapmıyor. İstediğiniz kadar prodüksiyona odaklanın, senaryo güçlü değilse, o iş elde kalabilir. Altered Carbon da aslında senaryosundan ötürü sınıfta kalmasa da sınıfı DC ile zoraki geçen öğrenci gibi. İzledik fakat yarın hatırlamam.

Öncelikle konusundan bahsedelim: Dizi, günümüzden 300 yıl sonrasını anlatıyor. Blade Runner tadında şehirlerde yaşayan insanlar fakirse aşağıda, zenginse yukarıda konaklıyor. Aşağısı tabii ki karman çorman. Evrenin en büyük özelliği ise ölüm, artık kesin son değil. İnsanların omuriliğine yerleştirilen “stack” adındaki nesne ile insanların bütün bilinci yedeklenebiliyor ve öldüklerinde başla bir bedene aktarılabiliyorlar. Parası olan da parayı basıyor, aynı bedenden bir tane daha yaptırıp, kendini kendi bedenine geri yüklüyor. Dizideki Bancroft o kadar zengin ki bazen zevkine ölüp geri dönüyor. Zenginler, kara bulutların tepesinde mutlu mesut yaşarken fakirler aşağıda her yerden reklam, seks ve kavga fışkıran karanlık sokaklarda yaşıyor. Keza evrende hologram teknolojisi gelişmiş, artık aramızda gezinebiliyorlar. Hikaye ise; Takeshi Kovacs adlı bir askerin polisler tarafından basılıp, öldürülmesi ve 250 yıl sonra bir görev için uyandırılması ile başlıyor. Kovacs, çılgınlar gibi zengin olan Bancroft tarafından kendisini öldüren kişiyi bulması için kiralanır. Kovacs da tüm dizi boyunca onu öldüreni arar, yan hikayelerden çıkıp ara hikayelere dalar.

Cyber-Punk dedektiflik hikayesi olan Altered Carbon’un oyuncu kadrosunda öyle ünlü bir isim yok ki Netflix zaten dizilerinde pek ünlü oynatmaz. Karakterleri ne kadar beğensem de -kitabı bilmiyorum- seçimler biraz ekonomik bakış açısıyla yapılmış. Dizide Müslüman var; uzak doğulular dolu; Meksikalı zaten başrollerden biri ve Rusça konuşanlar da var. Kadro tercihi yapılırken, tekrar ediyorum kitabı bilmiyorum, biraz bütün dünyaya oynanmış gibi. Tabii bu hakları. O kadar para yatırınca tüm dünyanın izlemesini istersin.

10 bölümlük dizi görsel açıdan tam bir şov. Paranın nerelere harcandığı belli. Renkler, dekorlar, şehirler harika bir şekilde tasarlanmış. Yüksek kalitede izlediğiniz zaman dizi görsel bir şölene dönüşüyor. Dizinin çekimleri de bir o kadar şahane. Teknik bakımından dizi paramızın hakkını veren bir şaheser. O konuda hiçbir şüphe yok. Fakat gelin görün ki senaryo maalesef teknik kadar iyi değil. Hatta, vasat bile diyebilirim. Aslında zevkle izleyebilirdim. Fakat diziyi Netflix’in en yüksek bütçeli dizisi ünvanı ile izlediğinizde maalesef iş biraz vasat kalıyor.

Dizi, bana sorarsanız orjinal hiçbir şey sunmuyor. Tabii burada biraz da kitabı eleştirmiş oluyoruz ama ortada yeni hiçbir şey yok. Her şeyi daha önce gördük. Böylesine bir projede orjinal bazı şeyler görmek isterdim. Yine de dizide “iyi fikirmiş” denilebilecek, varolanı geliştiren bazı anekdotlar var ki onları övmek isterim. Katillerin ölmeden önce kendi bedenini terk edip başka bir bedene “korsan” yolla nakil olması; Bancroft ve onun gibi manyakların zevkine ölmeleri ve geri dönmeleri; zenginin sadece geri dönmekle kalmayıp kendi bedenini de klonlayabilmesi; bilinç içerisinde işkence fikirleri gerçekten güzeldi. Bilinç içerisinde işkence ya da kapana kısılma fikrini geçen senenin underdog filmlerinden biri olan Otherlife’ta görmüştük. Altered Carbon bunu geliştirip bütün sorgulamaların bilinç içerisinde yapılmasına çevirmiş ki zekice bir fikir olduğunu söylemem gerek. Tabii bilinç içerisindeki sahneler dizi ilerledikçe Matrix’e bağlanmasaydı harika olurdu.

Teknik olarak başarılı bir dizi olduğunu yeniden vurgulamak istiyorum senaryo maalesef beni içine çekmedi, çekemedi. Bir dizi bittiği zaman “keşke bitmeseydi” diyorsam ya da “2. sezonu ne zaman geliyor” diye Google’a yazıyorsam o dizi benim için iyidir, içime girmiştir. Bu arada sözü açılmışken kitap normalde üçleme ve 3. sezon yapılması düşünülüyor. Hatta çekimlerin kasımda başlayacağı fakat Kovacs’in artık olmayacağı söyleniyor… Velhasıl Altered Carbon beni almadı. Bunda oluşturulan “bütçe” havasının etkisi yüksek. Büyük bir iş bekliyordum ama vasat bir senaryo ile karşılaştım ki cinayetin çözülme işinin dallanıp budaklanacağını, eğlenceli bir hal alacağını düşünmüştüm. Fakat en sevmediğim şeylerden biri oldu ve dizide hiç görmediğim ya da 1-2 defa gördüğümüz biri çıka gelip bütün seyri değiştirdi. Böyle olduğunda öncesinde izlediğim her şeyin boş olduğunu düşünüyorum.

Fevkalade bir final de yapamayan dizi senaryo konusunda sınıfı DC ile zoraki geçti. İzledik, evet, güzeldi fakat adını bu sene daha da anmayacağım bir iş olduğunu söylemem gerek. Hikaye benim için her şeydir ve maalesef hikayeyi başarılı bulamadım. Keza dizinin 300 yıl sonrasında geçmesine rağmen bana hiçbir şeyi sorgulatamamış olması da diziyi benimseyemememdeki etkenlerden biri. Genelde böyle projelerde insanlık üzerine ciddi çıkarımlar olur fakat Altered Carbon size sadece dedektiflik hikayesi sunuyor. Karakterler, özellikle Poe gerçekten çok iyiydi. Tasarım fevkalade. İlk bölüm çok sert başlıyor ama sonra aşağı düşüyor.

İzlemesi keyifli mi? Onu da bilmiyorum. İzledik, oldu bitti. İzlemeyin der miyim? Asla demem.

Reviews

  • Yönetmenlik8
  • Senaryo9
  • Senaryo4
  • Oyunculuk7
  • Müzik6
  • 6.8

    Score

User Rating: 4.4 ( 3 Votes )


mm

Sinema Teröristi... Senaryo Canavarı... Dergi Yazarı... Avan-Gardist... Çok Feci Bir Beşiktaş Taraftarı...


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir