Aislinn Clarke ismini bir kenara yazmanızı öneririm. İlk uzun metrajını çeken yönetmen, filmde denediği tarzdan ötürü, bence, ileride bol bol karşılaşabileceğimiz bir isim olacak. Şeytan çıkarmalı korku filmlerinin azaldığı dönemlerde yapanların da ortaya ilginç bir şey koyması gerek. Çünkü artık filmler birbirini tekrarlıyor. Gerek senaryo gerek de teknik olarak bir farklılık yapmanız gerekir. Aislinn Clarke; senaryoda çok üstün bir değişim yapmasa da teknik açıdan son yılların en başarılı işine imza atmış diyebiliriz.

Kısaca konusuna değinelim… 1960’larda, bir kilise, dışlanmış ve sorunlu kadınları toparlayarak onları iyileştirir. Bu mucizevi değişim Vatikan’ın ilgisini çeker ve Vatikan; Peder Thomas Riley ve Peder John Thornton’ı orada olanları anlamak kaydetmesi için kiliseye gönderir.

Kilise, diğer kiliseler gibidir. Garip olayların yaşandığı, geceleri küçük çocukların ruhlarının koşturduğu, bazı odaların bir var bir yok olduğu klasik, bildiğimiz kilise. Pederler her gece kendilerine kaydedecek ilginç olaylar bulmayı başarırlar. Sonuçta filmlerde kilise hiçbir zaman tanrının evi değildir. Şeytanların mesken tuttuğu, rahibeleri ele geçirdiği sonrasında gelenlerle önce oynayıp sonra öldürdüğü bir yerdir. Değil mi?

Fakat filmi diğer kilise/şeytan filmlerinden ayıran özelliği çekimleri. Film, tamamı 16mm kamera ile çekilmiş. Filmi izlemeye başladığınızda acaba görüntüde bir bozukluk mu var diyeceksiniz fakat yok. Filmin olayı bu. Filmin tamamının 16mm ile çekilmesinden ötürü efektlerin hepsi elle yapılmış. Görsel efekt adına hiçbir şey yok yani. 60’larda geçen bir filmin anlatımı için gerçekten de o dönemlere ait bir kamera kullanılması da filmi ilgi çekici kılıyor. Bu tekniğin tek falso yanı ise lamba ile tasarruf etmeye çalışmaları. Neredeyse her sahneye koydukları bozuk el feneri sayesinde kesmeler, kırpmalar yapabilmişler. Bu da bir tercih.

Sözün özü… The Devil’s Doorway, tamamı gerçek 16mm ile çekilmiş ve içinde tek bir efekt olmayan bir şeytan/kilise filmi. El kamerası filmi olmasına rağmen başarılı çekimleri olan filmin korku kısmı da fena değil. Keşfedilmeyi bekleyen bir sır, her gece yaşanan garip olaylar derken film sizi içinde tutmayı başarıyor. Ürkütücü tiplerin iyi oyunculuklarıyla da film, bence, 2019’un hatrı sayılır korkularından biri olarak anılacak.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın