Search
EKİBİMİZ
porno izle- Canlı Bahis Siteleri- canlı casino siteleri- ngsbahis yeni giriş- enbet giriş adresi-

Nicedir Bizle Olman Dileğiyle: Şükrü Erbaş

Sonbahar; üşüyen ellerini koyamadığın ceplerin, ilk aldanış, uzaklara dalan gözlerin… Sızısı gülümsediği yerde burkulanların mevsimi. Şimdi adımımızı atmışken güze, hüznü sonbahar olan bir zarif adamın şiirine tutunacağız. Oda bir hanımcığa tutunur. Düşen kelimelerini Ömür Hanım’ın avuçlarında biriktirir. Bazı soruları ise yaralasın diye dökülür. Dökülmeyen kalmaz. Çünkü der ki bu zarif adam, sevdiğine söylemediklerinde küstürmez mi? Söylediklerin gibi…

“Ve güz geldi Ömür Hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul.
İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.
Yağmur ha yağdı ha yağacak.
İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan.
Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı… ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır
Ömür hanım?“

İlk trenler öğretmedi mi bize el sallamasını. Ve sallanan ellerin temenni sayılmasını. Gözlerimizden çıkıp giden hareketlenmeler bir çizgi olunca ayrılığı çarptı yüzümüze. Hüzün yine kalana bırakıldı. Payı hüzün olanlara bu satırlar;

“Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize?
Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan,
mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar?
Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?
Bir güz düşünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür?
Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir?
Yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir.
Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe,
alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik
olur tükenmek değil de?“

Yaşamak yağmalar tüm saf inanışları. Bir çocuk ilk kez gökkuşağını gördü mü kocaman açar gözlerini. Oysa bir adam yağmur sonrası hızla uzaklaşır ıslanmamak adına. Koca adamları büyük şeylerin mutlu etmesi beklenirken, çocuk bir renkli balona gülücükler çıkarır. Tıpkı insana dair yavan sevinçlerin satırların anlatımı gibi;

“Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı.
Koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum.
Herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni.
Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; biryemek lokantalarda; televizyon, halı,
masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye,
var olmaya, ‘dar çevre yitikleri’nde önem kazanmaya…“

Soluğun kesildiği yerde bir gökyüzü yeter insana. Yoksa nasıl dayanılır yaşanmaya? Sonsuz bir şey arar. Bitenden yılmak eyleminin sonu için uçsuz bucaksızlığa kesilir kalır. Ve mavi; derinin de hüzün, sığlığında berraklık. Ne güzel şeysin sen kafanı kaldırıp göğe bakmak;

“Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil dudaklarımla.
Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan.
Delilik mi dedin? Kim bilir…Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu,
ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu.
Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi? Kim ne diyebilir ki?”
Bir gül en çok değerinin bilindiği avuç içinde yapraklarını güneşe açar. Ve düşmüşse tek yaprağı ezilmesi kaçınılmaz son. Şair avuç içindekinden çok ezilen yaprağa baka kalır. Çünkü şiir başka türlü nasıl yazılırdı?
“Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde.
Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum.
Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını.
İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek.
Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?”

Ömür Hanım olmak kolay iş değil ama satırlarına tutunup yaşamın sızlayan yerlerinin altını Şükrü Erbaş kelimeleri çizmek istedik. Ve her hissettiğimiz derinlikte bir şükür bu değerli insanı tanıdığımıza… İyi ki doğdun incinen yaprağın sesi adam iyi ki! Ve nice bizle olman dileğiyle…



Şey dicem: Belki de bir yutkunma yeridir dünya?


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.