1Apostle

The Raid serisi ile adından fazlasıyla söz ettiren Gareth Evans’ın 3. Raid filmi ile geri dönmesi beklenirken kendisi Netflix’te bir korku filmi ile karşımıza çıktı. 1905 yılında geçen film, kız kardeşini kurtarmak için gerçeklerini sonradan öğreneceği bir kasabaya giden adamın hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Sadece bileti olanların gidebildiği bu kasaba, geceleri herkesin kapısına evden birinin kanını koyduğu sırlarla dolu bir yer. Kız kardeşine ulaşmak için bir sürü zorlukla uğraşmak zorunda kalan adam hem vahşi olaylara tanık olur hem de bu vahşi olayların bir parçası haline gelir. Görsel olarak oldukça sert olan film işkence konusunda yepyeni bir seviyeye ulaşıyor. Aynı zamanda Gareth Evans, ne kadar iyi bir yönetmen olduğunu da bize bir kez daha kanıtlıyor.

2The Ritual

Yönetmenliğini korku filmleri ile tanınan David Bruckner’ın yaptığı film, Adam Nevill’ın romanından uyarlamadır. Birçok yabancı web sitesine göre 2018’in en iyi korku filmlerinden biri olan The Ritual, 4 arkadaşın ölen arkadaşları için bir ormana arınma seyahatine çıkmasını anlatıyor. Fakat duygusal seyahatleri ormanda ne olduğu belli olmayan şeyler yüzünden korkunç bir geceye dönüşecektir. Özellikle psikolojik kısmıyla başarılı bir yaklaşıma sahip olan The Ritual, Blair Witch’e benzeyen tarzıyla insanları korkutmayı başarıyor.

3The Autopsy of Jane Doe

Troll Avcısı ile adından söz ettiren Norveçli yönetmen André Øvredal’ın ikinci uzun metraj çalışması The Autopsy of Jane Doe, tek mekanda geçen devasa bir maceradır. Otopsi doktoru olan Tommy ve oğlu Austin’in gelen adı belirsiz ceset üzerinde başladıkları çalışma sırasında yaşadıkları garip olayları anlatan film, sonunda da ağızları açık bırakacak cinsten. Bir mekan ve bir otopsiden 86 dakkalık bir macera çıkaran film, son saniyesine kadar sizi ekran başında tutuyor.

4The Invitation

Yönetmenliğini Karin Kusama’nın yaptığı 2015 yapımı film tek mekanda geçen ve bir noktasından sonra çılgınca bir aksiyona dönüşen son dönemlerin başarılı korku filmlerindendir. Eski arkadaşların yıllar sonra buluşmasını konu edinen film gecenin bir saatinden sonra herkesin yavaşça delirmesi ve birbirini öldürmeye çalışmasını anlatıyor. Tek bir evde bir sürü manyak katil ile baş başa kaldığımız bu çılgın gerilim/korku filmi son saniyesine kadar soru işaretlerini koruyan, oldukça etkileyici bir film.

5The Conjuring

2013 yapımı The Conjurnig, birçoklarına göre 2013’ün en başarılı korku filmidir. Hatta ileriye gidelim, son yıllarda yapılmış en başarılı korku filmi bile olabilir. Yönetmenliğini James Wan’ın yaptığı ve adını korku sinemasına altın harflerle yazdırdığı film günümüzde kocaman bir seriye dönüştü. Kendi Conjuring evrenini dallandırıp büyüten yönetmen şimdilerde seriyi yeni spin-off’lar ile devam ettiriyor. İblis uzmanı olarak bilinen Warren ailesinin karşılaştıkları en korkunç hikayeye odaklanan film, 5 çocuklu bir ailenin yeni taşındıkları evde yaşadıklarını anlatıyor. Aman dikkat, izlemeden önce bir daha düşünün deriz.

6Rosemary’s Baby

Kimileri, Rosemary’s Baby’nin Polanski’nin en iyi filmi olduğunu söyler. Polonyalı yönetmenin apartman üçlemesi olarak adlandırdığı filmlerden biri olan Rosemary’nin Bebeği, Ira Levin’in romanından uyarlama. Mia Farrow ve John Cassavetes’in başrolünde olduğu film, apartmana yeni taşınan çiftin yaşadıklarını anlatıyor. Rosemary’nin gizemli bir şekilde hamile kalmasının ardından delirmeye başlaması ve komşularından şüphelenmesi zamanla paranoyaya dönüşür. Üzerine gitmeye çalışan Rosemary, apartmanın ve komşularının korkunç sırrına ulaşmaya çalışır. Özellikle Mia Farrow’un performansı için bile izlenebilecek olan Rosemary’s Baby, 60’ların en güzide korku filmlerinden biridir.

7The Amityville Horror

Tarihin en ürkütücü olaylarından biri olan Amityville, 1974 yılında yaşanmış gerçek bir olayın film versiyonudur. 1977 yılında kitaba dönüştürülen film 1979 yılında da film olmuştur. Film, Ronald DeFeo Jr. adlı bir babanın 13 kasım 1974 gecesi ailesindeki 6 kişiyi tek tek öldürmesini anlatıyor. Yakalanmasının ardından “bunu bana yaptırdılar” diyen babanın bu açıklaması infiale sebep olmuştu. 79 yılındaki ilk film, koca bir serinin başlangıcı olmuştu. İlk film ardından sonraki tüm filmler zorlamadır. O sebeple ilk filmin değeri ve anlatısı farklıdır, izlenilesidir.

8The Taking of Deborah Logan

Korku filmleri yönetmeni olan Adam Robitel’in ilk uzun metraj filmi olan The Taking, Mockumentary filmlerinin en güzel örneklerinden biridir. Şizofren hastası bir kadını kameraya almaya gelen 2 üniversite öğrencisinin yaşadıklarını anlatan film özellikle sonu ile korku algısını bambaşka bir seviyeye taşıyor. Şizofren hastası Deborah Logan’ın gerçek yüzü ile karşılaşmaya başlayan öğrenciler, belgesellerini çektiklerine pişman olurlar. Belgesellerinin de sonu hiç tahmin ettikleri gibi sonuçlanmaz.

9Creep

Korku filmleri yönetmeni Patrick Brice’ın ilk uzun metraj filmi olan Creep, 2014’ün en başarılı korku-gerilim filmlerinden biriydi. Sadece korkutucu değil aynı zamanda fazlasıyla rahatsız edici bir yapıya sahipti. Craiglist’teki iş ilanına cevap veren bir yönetmen, tek günlük iş için hiç tanımadığı bir adamın yanına gider. Fakat oldukça garip hareketleri olan bu adam, yönetmenin başını ağrıtacak, ağrıtmakla kalmayıp geldiğine pişman edecek. İzlerken sadece gerilmeyecek, aynı zamanda rahatsız olacak, sinirleneceksiniz!

10Quarantine

2008 yapımı Quarantine, 2007 yapımı İspanyol filmi REC’in Amerikan uyarlamasıdır. Korku filmleri ile adından fazlasıyla söz ettiren John Erick Dowdle’ın filmi Quarantine, itfaye kıyafetleri hariç neredeyse birebir aynıdır. Bir ihbar üzerine binaya giren İtfaye ekibi, onlar binadayken binanın karantina altına alınması ile içeride mahsur kalır. Bina sakinleri ile beraber beklemeye başlatan ekip, dışarı çıkması istenmeyen şeyin terörü ile karşı karşıya kalır ve onlarca insan bir apartmanda köşe kapmaca oynamaya başlar.

1 YORUM

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın