Vaughn Stein’ın ilk uzun metraj filmi olan Terminal, kariyer başlangıcı olarak oldukça şık bir film. Nicolas Winding Refn ile başlayan ya da onun sayesinde farkına vardığımız neon ışık sevdası Terminal’in neredeyse her şeyi konumunda. Başrol Margot Robbie mi yoksa görüntü yönetmeni Christopher Ross mu, üzerine tartışabiliriz. Fragmanıyla bile sanatsal açıdan mükemmel bir iş olacağının mesajını veren film, 2018’in şu ana kadar izlediğim en başarılı sanat yönetmenliğine, ışık oyunlarına ve dizaynına sahip. Özene bezene hazırlanmış olan Terminal’in senaryosu ise sanırım görüntüsü kadar şık değil.

Konuya az biraz değinecek olursak… 2 mafyavari adam, biri kaşarlanmış biri yeni, terminal dolaplarında buldukları çanta sonrası kimsenin görmediği gizemli ama pek bir meşhur suç adamından iş aldıklarını zanneder. Bu kişinin her dediğini yapmaya hazır olan adamların yolu tam olarak ne iş yaptığı belli olmayan gizemli bir sarışınla kesişir. Gizemli sarışın ise hem mağdur kızdır, hem de bu gizemli adamın gizemli ortağıdır. Üçü de bu kimliği belli olmayan gizemli adamın dediklerini yapmak için hazırdır. Görev, birbirlerini öldürmek olsa bile. Hikaye aynı zamanda farklı bir zaman diliminde sarışının kafesine gelen kanser olduğu için ölmeyi bekleyen bir adamın hikayesini de anlatıyor. Gizemli sarışın “zaten öleceksin, bari kendini öldür” diye film boyunca adamımızı farklı ölüm yolları ile ikna etmeye çalışıyor.

Şimdi; hikaye biraz karışık. Tam olarak ne anlattığı da belli değil. Margot Robbie, ikili oynayan ama finale kadar tam olarak ne yaptığı bir türlü belli olmayan gizemli bir sarışını, özetle Femme Fatale’yi canlandırıyor. Zaten yönetmen filmi bizzat kendisine yazmış. Filmde birçok farklı karakter olsa da, bunlardan biri Simon Pegg, Margot Robbie tek kişilik dev kadro gibi filmin her saniyesinde parlıyor. Gizemli yanı, ikili oyunu ve sürekli değişen tavırlarıyla karışık hikayesine rağmen sizi filmde tutmayı başarıyor.

Hikaye biraz karışık ve sıkıntılı olsa da filmin ortamı şahane. Karakter tasarımları, kıyafetler, renkler, ışıklar tek kelimeyle şaheser. Filmin tamamının sabit mekanlarda geçiyor olması set ortamı havası verse de neon ışık furyasının en güzel kullanıldığı filmlerden biri olduğunu iddia edebilirim. Yönetmen Vaughn Stein’ın Sin City tarzı yaklaşımından ötürü de filme modern kara film diyebiliriz. Görüntü yönetmeni Christopher Ross’u burada bir kez daha yazmak istiyorum: Akademi adaylık vermeyecektir; hatta vizyona girdiği ülkede tek salonda gösterilen filmi kimse umursamaz fakat ben umursuyorum. Gönlümdesin, harika bir işe imza atmışın.

Görsel olarak doymak, Margot Robbie sen neymişsin be demek için Terminal’e gitmenizi öneririm. Görsel tasarımda 2018’in en zirve noktası olan filmin fragmanını izlediğinizde ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Karışık ve garip bir hikayesi olmasına karşın finali oldukça ilginç. Filmin bir diğer güzel yanı ise 7 sene sonra tekrar oyunculuğa geri dönen Mike Myers. Margot Robbie gibi harika bir oyunculuk sergileyen usta oyuncu bu modern kara film örneğinin güzide parçalarından biri olmuş. Denemeye değer mi? Bence değer. Özellikle görsel doyum için Terminal arayıp da bulamayacağın her şey.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın