“Oy ne imiş ne imiş

Kaderim böyle imiş

Gizli sevda sevmesi

Ateşten gömlek imiş.”

(Çarşambayı Sel Aldı, halk türküsü)

Netflix’in ilk ve tek Türkiye yapımlı dizisi Hakan: Muhafız… 14 Aralık 2018’de yayınlanmaya başlayan Hakan: Muhafız, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında büyük bir ivme kazanan dizi sektörü içinde parlayışa geçti. Biz her ne kadar diziyi milli duygularla izlemiş olsak da dünyayla aynı fikirde olduğumuzu görmek gurur okşayıcı.

Dizinin başrolünde Çağatay Ulusoy (Hakan) var. Ancak diğer oyuncular da Türkiye’nin en iyileri. Okan Yalabık (Faysal), Mehmet Kurtuluş (Mahzar), Ayça Ayşin Turan (Leyla), Hazar Ergüçlü (Zeynep), Yurdaer Okur (Kemal), Burçin Terzioğlu (Rüya) dizinin diğer oyuncuları arasında.

Sıradan bir genç olan Hakan’ın (Çağatay Ulusoy) tarihte kendisine verilmiş gizli bir görevle ailesinin kuşaklardan beri İstanbul’u korumak zorunda olduğu bir genetiğe sahip olduğunu öğrenir. Ne babası bildiği insan aslında babasıdır, ne de gerçekte kim olduğuna dair bildikleri gerçektir. Üzerine geçirilen bir gömlek ve ona her zaman destek olmaya ant içmiş sadık olanlarla birlikte İstanbul’un muhafızlığını yapmak zorundadır. Tam bir muhafız olması için gömleğini giymesi, ölümsüz olanın kim olduğunu anlamaya yarayan yüzüğü takması gerekmektedir. Ama ortada bir sorun vardır. Çünkü gömlek üzerindedir ama özel taşı yüzüğü yoktur. Bu durumda Hakan’ın ilk görevi o yüzüğü bulmak, ardından da ölümsüze ulaşıp onu özel bir hançerle öldürmektir.

Türkçe’de dizinin genel hikayesine uygun bir deyim var: Ateşten gömlek. Dizinin genel hikayesiyle uygun diyorum, çünkü Hakan’ın muhafız güçlerini tamamen kullanabilmesi için bu gömleği giymesi gerekiyor. Hatta giymesi de yetmiyor o gömleğin içine nüfuz etmesi gerekiyor.

İnsanın sırtına binen her yeni görev aslında bir ateşten gömlektir. Tıpkı Hakan’da olduğu gibi. İstanbul’un koruyucusu olmak evet çok havalı, ama peşinde de birçok sorumluluk getirecektir. Kendi özel hayatından feragat edip kendini İstanbul için ortaya koyması gerekecek. Acaba Hakan bu ateşten gömleği gereğince sırtında taşıyabilecek mi? 1. sezonda gördüğümüz kadarıyla Hakan bu duruma bir şekilde uyum sağlamaya başlayacak ama birinci sezonun son bölümünde Leyla’nın başına gelenler Hakan’ı esas görevinden uzaklaştıracak mı bunu ikinci sezonda göreceğiz.

Ateşten Gömlek demişken okul yıllarından kalma bilgilerim geldi aklıma. Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek adlı romanı. Ateşten Gömlek aslında Yakup Kadri’nin Yaban romanının adı olacakmış ama Halide Edip, Yakup Kadri’yle yaptığı bir sohbet sırasında bu adı izin alarak kendi romanında kullanıyor. Hatırlamak gerekirse Yaban’da da Ahmet Cemil’in sırtında bir ateşten gömlek vardı. O da cahil Anadolu halkını bir Türk aydını olarak Milli Mücadele’ye teşvik eden ve onlara yardımcı olan toplumsal bir ateşten gömlekti. Herkesin kendi derdine göre giydiği ateşten gömlek de farklı olacaktır elbette.

Peyami, zengin bir İstanbul beyefendisidir. İzmir’deki Ayşe ile evlenmesi istenir ama bunu asla kabul etmez. Bunun üzerine Ayşe, Peyami ile evlenmemeyi kafasına koyar ve İzmir’de bir başkasıyla evlenir. İzmir’in işgali sırasında Ayşe’nin çocukları ve kocası Yunan mezalimine uğrar. Ayşe İzmir’de daha fazla duramayacağını anlar ve İstanbul’a Binbaşı İhsan ve kardeşi Cemal’in yanına gider. Peyami de onların arkadaşıdır ve bu 3 genç her fırsatta ne olacak bu memleketin hali temalı konuşmalar yapıp, memleketi kurtarmak için çareler ararlar. Halide Edip’in meşhur Sultan Ahmet Mitingi’ni dinledikten sonra hep birlikte Anadolu’ya geçerler. Ayşe burada hemşirelik yapmaya başlar. Gelişen olayların içinde iki yakın arkadaş olan Peyami ve İhsan, Ayşe’ye aşık olur. Ancak Ayşe’nin aşkla meşkle işi yoktur, onun tek derdi memleketi kurtarmaktır. Kendi şahsi işlerini memleketin kurtuluşundan sonraya saklar, İhsan’a da ancak o zaman aşkını itiraf edecektir. Bir saldırı sırasında İhsan vurulur ve Peyami’nin kucağına düşer. Cemal ise ölür. Peyami’yi ve Cemal’i kaybedecek olmanın acısıyla kendini birden çarpışmanın olduğu yere doğru atar ve o sırada hayatını kaybeder. Peyami, şehit edilen 3 arkadaşını yan yana gömdürür. Peyami’nin yazdığı anılar burada biter. Savaşta bacaklarını kaybeden Peyami, beynine saplanmış olan kurşunun çıkarılacağı ameliyatta hayata gözlerini yumar.

Ateşten Gömlek romanında karakterlerin her biri birer ateşten gömleğe sahiptir. Buradaki gömlek, Hakan’ın sırtına geçirdiği gömlek gibi gerçek değil, soyuttur. Bu gömlekler romanda toplumsal ve ferdi olarak iki açıdan izlenir. Ayşe’nin, Cemal’in, İhsan’ın ve Peyami’nin ortak bir ateşten gömleği vardır sırtında o da vatanı kurtarmaktır. Toplumsal bir ateşten gömlek olan vatan kurtarmayı başarabilmek için bireysel ateşten gömlekler kalbin en derinliklerine gömülmelidir ki bunu Ayşe’de görüyoruz. İhsan ona aşkını ilan ettiğinde Ayşe bu aşktan kaçarak uzaklaşmıştır. Oysaki kendi de için için İhsan’ı sevmektedir. Ama toplumsal ateşten gömleği, vatanı kurtarma ülküsü onda ağır basmıştır.

Seneler önce, 1922’de yazılan bu romandaki ateşten gömlek mevzusu biraz da somutlaştırılarak Muhafız’da karşımıza çıkmıştır. Hakan’ın hayatta olmasının tek bir amacı vardır. O da İstanbul’u ve İstanbulluları kurtarmaktır. Sıradan bir gençken hayatının değişmesiyle sırtına geçirilen ilk ateşten gömleği toplumsal ateşten gömlektir. Ölümsüz olanı aramaya girdiği yolda, İstanbul’u ölümsüzden korurken aşık olan Hakan, çok zaman aşkı ve görevi arasında bocalamıştır. Hele ki sezon finalinde bireysel ateşten gömleği için neler yaptığını görüyoruz.

Sosyal bilimlerin en sevdiğim yanı tarihin, sanatın, edebiyatın, sinemanın iç içe olması. Yıllar önce yazılmış bu roman belki de senaristlerin aklından bile geçmemişti. Ama dizinin izleyicilerinden birinin aklına geldi. Ya da dizinin senaryosuna İstanbul ve İstanbul’un tarihiyle ilgili birçok şey eklenebildi. Yüce sosyal bilimler aşkına!

“Niçin ruhumun bu ateşten gömleği sırtımdan canıma geçiyor? Gözümden, dilimden kızıl, yakıcı yenlerini gösteriyor.”

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın