Netflix’in yeni filmi The Boy Who Harnessed the Wind, 12 Years a Slave filmindeki rolü ile geniş kitlelerce tanınan başarılı oyuncu Chiwetel Ejiofor’un ilk yönetmenlik denemesi olarak karşımızda. BBC yapımı film, dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yaptıktan sonra 1 Mart’ta Netflix’te yayına girdi. William Kamkwamba ve Bryan Mealer’ın aynı adlı çok satan otobiyografik romanından yine Ejiofor tarafından uyarlanan senaryo, gerçek bir hikayeyi anlatıyor.

William Kamkwamba, Afrika’nın güneydoğusunda yer alan Malavi’de yaşayan 13 yaşındaki bir çocuktur. Zeki bir çocuk olan William, ailesinin yaşadığı maddi zorluklar yüzünden çok sevdiği okulundan atılır. Fakat bu William’ın çalışma isteğine engel olmaz. Kimsenin haberi olmadan okulun kütüphanesine gitmeye başlar. Kütüphanede saatlerce çalışan William, bir süre sonra büyük bir başarı elde eder. Yaptığı çalışmaların sonunda babasına ait olan eski bir bisikletin parçalarını kullanarak bir rüzgar jeneratörü yapar. Bu başarı sadece onun ve ailesinin hayatını değiştirmekle kalmayacak, köyün de sefaletten kurtulmasını sağlayacaktır.

William karakterine genç oyuncu Maxwell Simba hayat veriyor. Bu kendisinin ilk filmi. Aïssa Maïga, Joseph Marcell, Noma Dumezweni, Lemogang Tsipa ise kadrodaki diğer isimler. Filmin en dikkat çeken yanı büyük oranda Chewa dili yani Malavi’nin resmi dili kullanılarak çekilmiş olması. (İngilizce diyaloglar da mevcut aynı zamanda). Amerikan ve İngiliz yapımlarında konu başka bir Avrupa, Güney Amerika veya Afrika ülkesinde geçse de genelde İngilizce kullanılır. Bu da hikayenin gerçekliğini zedeler. Burada bunu görmüyoruz, dolayısıyla hikayenin gerçekliği büyük oranda artıyor. Kulağa çok hoş gelen bir dil olması da, sürekli İngilizce yapım izlemekten bunalan bünyemize hoş bir değişiklik sağlıyor. Çekim bölgesi olarak yine hikayenin gerçekten yaşandığı yer olan Malavi’deki köy kullanılmış.

Chiwetel Ejiofor, bu ilk uzun metraj denemesinde bilindik sularda yüzüyor. Hikayesini fazla risk almadan, olabildiğince sade şekilde anlatıyor. Film bir Hollywood yapımı olmadığını belli ediyor bu noktada. Oldukça dramatize edilebilecek bir öyküyü, bu tuzağa düşmeden dozunda bir duygusallıkla ele alıyor. Fakat sade olacağım derken ilk yarıda ilgiyi ayakta tutmakta bir miktar zorlandığını söyleyebiliriz. İkinci yarıda merak unsuru artıyor ve hikaye daha izlenesi bir hal alıyor. Hem genel planlar hem de yakın planlar eşit oranda kullanılmış. Ejiofor, bize güzel Afrika manzaraları gösteriyor. Tüm oyuncu kadrosundan da çok başarılı performanslar elde etmiş. İlk filminde Maxwell Simba oldukça başarılı. Hikayeyi onun gözünden izlediğimiz için önemli olan bu performans, Ejiofor’un oyuncu yönetimindeki başarısını da kanıtlıyor.

Film, yalnızca hayatta kalabilmek için büyük mücadeleler vermek zorunda olan Afrika köylülerinin yaşamını oldukça doğal biçimde gösteriyor. Bu insanlar karınlarını doyurmak için mücadele etmek zorunda. Hem hükümetle, hem diğer köylülerle, hem de doğayla. Aile olmanın ve bir arada kalmanın önemini vurgularken, baba ve oğul arasındaki kuşak çatışmasına da değiniyor. (Baba oğluna, bizim de ailelerimizden duymaya alışık olduğumuz; “Başıma icat çıkarma” lafını bile söylüyor diyebiliriz). Filmin en önemsediği nokta ise eğitim. William hem ailesine yardım etmek hem de kendini bu zor koşullardan kurtarmak için üniversiteye gitmeli, iş sahibi olmalı. Bunun yolu da okula devam etmekten geçiyor fakat her şey gibi bu da paraya bakıyor. Filmi izlerken yine dünya düzenine lanet ediyorsunuz. Bu insanların bu kadar az kaynakla yaşamak zorunda olmalarına, başka ülkelerde başka insanların harcayamayacakları kadar fazla kaynağa sahip olmalarına… Buna rağmen Ejiofor, konuyu bu noktadan ele alıp ajitasyona kaçmaya çalışmamış. Önemli olanın merak etmek, hayal etmek ve denemek olduğunu söylüyor. William’ı başarıya götüren de bunlar oluyor.

The Boy Harnessed the Wind, eli yüzü düzgün, temiz bir yapım. Bir oyuncunun ilk yönetmenlik denemesi olarak başarılı sayılabilir. Farklı bir anlatı tarzı peşinde değil. Hikayesini ve oyuncularını ön plana alıyor. Gerçek bir hikayeyi bize olduğu gibi anlatmak amacında. Bunu başardığını da söyleyebiliriz.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın