“Hem utangaç hem hevesli mektepli sevgililerdik.

Pek kırılgan pek acemi bir söyler bin gülerdik…”

Çocukluğumuzdan beri televizyonlarda izlediğimiz lise temalı diziler sağ olsun belki de daha mavi önlüklü ilkokul yıllarımızdan itibaren hepimizin bir lise hayali vardı. Kabul ediyorum üniversite hayallerimden daha çok lise hayallerim vardı benim. Siz de kabul edin!

Tabii işin içine girince ak koyun kara koyun ortaya çıktı da gerçeklerin hiç de dizilerdeki gibi pembe olmadığını, Can Hoca gibi koçların, Amil Sağlam gibi müdürlerin, Edis gibi kötü çocukların, Mennan gibi müstahdemlerin, Afet Hoca, pardon Afet Öğretmen gibi insanların ancak dizilerde olduğunu görebildik. Can Hoca ve Afet Öğretmen’in olması ne kadar da işimize yarardı halbuki… Bütün öğretmenlerimizin bir Afet Güçverir olduğunu düşünsenize…

Çok eskilere gitmeye fazla gerek yok. Benim hatırladığım ilk lise temalı dizi Tarık Akan’ın basketbol koçu Can olduğu Koçum Benim dizisi. Şimdi düşünüyorum da lise temalı diziler Koçum Benim gibi devam etseydi keşke çok daha güzel dersler çıkarabilirdik. Daha o yıllarda liselerde uyuşturucu madde kullanımı bu kadar yayılmamışken süper koçumuz Can Hoca bununla ilgili bir ayar veriyordu. Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanın makbul olduğu Yunus Günçe’nin karakterinin doping için aldığı hapları kullanmasının ortaya çıkmasıyla aşılanıyordu. Hepsini geçtim, o dizinin oyuncu kadrosunu şöyle bir gözümün önüne getiriyorum da günümüzün en başarılı isimleri bir arada. Ozan Güven, Engin Altan Düzyatan, Yunus Günçe, Selin Demiratar, Nehir Erdoğan ve daha niceleri…

2002’de fırtınalar estiren Koçum Benim’in ardından Mustafa Altıoklar da benzer temayla bir dizi yaptı. Kanal D için yapılan bu dizi Lise Defteri’ydi. Dizinin şarkısı hala kulaklarımda…

“Lise defteri gizli bahçem, sırdaşım…
Lise defteri anılarım, arkadaşım…”

İstanbul’da Kabataş Lisesi’nde çekilen Lise Defteri’nde de yine spor ve sporculuğun önemi vurgulanmıştı. Ama her şeyden önce iyi insan olma öğretisi ön plandaydı. Emre Altuğ (Kerim) ve Arda Kural’ın (Edis) iyi kötü çatışmasını yarattığı dizide esas kızımız Nil’i de Ece Erken canlandırıyordu. Evet, Emre Altuğ iyi olan esas oğlandı ama o yıllarda bütün hemcinslerim Arda Kural’a aşıktı. Tıpkı Koçum Benim’de olduğu gibi Lise Defteri’nde de bugünün başarılı isimlerini görüyoruz. Daha evvel saydıklarımın yanı sıra Sarp Levendoğlu, Sinem Kobal, Mehmet Can Mincinozlu, Dağhan Külegeç, Akasya Asıltürkmen, Yağmur Atacan, Fethi Kantarcı, Selin Demiratar ve Onur Büyüktopçu…

2003 yılına geldiğimizde lise dizisi furyasının iyice tuttuğunu fark eden yapımcılar bu defa Show TV için Hayat Bilgisi’ni yaptı. Kikirik’in Afet Hoca geliyor diye bağırması, Kopil ile Törpü’nün “Öpiyim mi? – Öpme!” atışmalarını, Arif’in her iddiaya var olmasını, Ürperi Hanım’ı, “Bu bir çelişki midir?” diye ortada gezinen Ruhi’yi unutmadık tabii ki… Hele ki Ortega Sedat’ın tam Fenerbahçe’de top koşturacak iken Barbie Gamze’nin babasının arabasıyla çarpması sonucunda sakat kalmasına hepimiz ağladık!

Ben nihayet lise yıllarıma yaklaştığımda Benim 3 efsane dizimin yerinde yeller esiyordu. Onun yerine Fox Tv’de Arka Sıradakiler başlamıştı! Ay, o ne diziydi öyle ya? Hatırladıkça hala tüylerim diken diken oluyor. Bütün sorunlu öğrenciler mi bir araya gelir? Adamların arkadaşlıkları sorunlu, dersleri berbat, aileler umursamaz, lise aşkları desen doğal olarak yerle yeksan. (Hangimizin lise aşkları mutlu gitti ki?) Allah’tan bütün Arka Sıradakiler için bir umut olan Kemal öğretmen geldi de bunları hale yola koydu, koymaya çalıştı. Yoksa işimiz işti açıkçası.

Lise yıllarımla beraber lise hayatını öğrendiğim dizilerin yerini yabancı diziler almıştı. Tabii, ergenlik dönemi ya beğenmiyoruz bizimkiler! Hepimiz yabancı dizi izliyoruz, üstüne anne babamıza bir de diyoruz ki “İngilizce öğretmenimiz yabancı dizi izleyin, dedi anne.” Evet yabancı dilde dizi film izlememiz dil öğrenimi için bir seçenek olabilir ama o yaşta da Gossip Girl izle demedi hoca sana. Ama oturduk Gossip Girl izledik. O da yetmezmiş gibi bir de Gossip Girl şampiyonlar ligi kadrosuyla Türkiye’ye uyarlandı. Sinem Kobal, Birkan Sokullu, Burak Özçivit, Merve Boluğur, Kadir Doğulu, İpek Karapınar, Gonca Vuslateri… Hey gidi hey! Demirciler, Çetciler, Aliciler diye üçe ayrılmıştı herkes. (Benzer durum daha sonra The O.C. uyarlaması Medcezir’de de yaşanacak, ama onun liseyle alakası yok.)

Son yıllarda birçok lise dizisi daha başladı. Dizi konusu olarak ilkokul ya da üniversiteye oranla lisenin seçilmesinin nedeni ergenlik dönemindeki gençlerin duygusal tatmini olsa gerek diye düşünüyorum. Ne de olsa hayal kurmak güzel bir şey.

Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de çok fazla liseli dizisi çekildi. Pis Yedili, Elde Var Hüzün, Sınıf, Hayat Bazen Tatlıdır, Kırgın Çiçekler, Güneşi Beklerken ve daha niceleri…

O yoldan geçeli neredeyse 10 yıl olmuş biri olarak söylüyorum ki o diziler gerçek olmuyor sevgili gençler, inanın bana, belki de en çok bana inanın bu konuda…

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın