Yaşamına gözlerini 23 Kasım 1861’de Moskova’da açan Konstantin Alekseyevich Korovin, Moskova’nın önemli tüccar ailesinin evladı olarak dünyaya geldi. Babası Aleksey Mikhailovich Korovin, Kontanstantin’in dedesi tarafından kurulan aile işinde çalışmakla birlikte sanatla ilgileniyordu. On dört yaşında Moskova resim, heykel ve mimarlık fakültesinde eğitim almaya başlamış ve sanat hayatına ilk adımını burada atmıştır. Korovin’in, aynı yerde öğrenci olan ağabeyi Sergei Korovin tanınmış gerçekçi bir ressamdır. Öğrencilik yılları zorlu bir mücadeleyle geçmiş ve bu süreçte ağabeyi Sergei Korovin’den ders almıştır. İki yıl çalışma sürecinden sonra resim bölümüne geçmeyi hak kazanan Korovin burada Alexei Savrasov’un etkisine girerek önem verdiği konu olan doğadan esinlenerek resim yapmaya başlamış ve asıl işlerini göstermiştir. Daha sonra eğitimini tamamlamak için St. Petersburg’a gidip Sanat Akademisine girmiş ancak üç ay içinde eski öğretim yöntemlerinden dolayı hayal kırıklığına uğrayıp Moskova’ya geri dönmüştür.

Eğitim hayatının son yıllarında ise sanatsal forma önem veren Vasily Polenov’da okumuştur. Resim yapmanın yanı sıra tiyatro ve operalarda sahne dekorlarında da yaratıcılığını konuşturmuş ve bu alanda da çalışmalara başlamıştır. Yaşamı boyunca resimlerinde doğa ve insan odaklı konularına yer veren sanatçı, izlenimciliğin yanında gerçekçilik ve Art Nauveau(modern) olarak üç tarzda resim üretmiş, İspanya ve Fransa dahil olmak üzere birçok ülkeye gitmiştir. İspanya ve Fransa ya gitmek için tiyatroda kazandığı parayı kullanmıştır. Korovin, Kuzey Avrupa gezilerinden büyük ölçüde etkilenmesi Norveç kıyılarından büyük ilham almasına neden olmuştur. İkinci Kuzey Avrupa seyahatinde ise buranın tüm güzelliğini peyzajda ele almış, bu etüt tarzı eserler Korovin’in 1890’lı yılların sanatının karakteristiği olmuştur. Çalışmalarını gri tonlarında hassas bir ağ üzerine kurmuştur. Sonrasında, bu geziden esinlenerek Far North pavyonunu tasarlanmış ve bu pavyon için Kuzey ve Kuzey Kutbu bölgesinin yaşamının çeşitli yönlerini tasvir eden on adet büyük tuval yapmıştır. Dekorasyonunda çok başarılı olan Korovin bu başarısı sayesinde Paris’te olan dünya sergisinde Rus pavyonlarının baş sanatsal tasarımcısı seçilmiştir. Bu unvan ile birlikte yeteneklerinin sınırlarını zorlamış ve birkaç büyük dekoratif paneller tasarlamıştır. Bu sayede sergide altın madalya alarak dünya çapında ün kazanıp eserleri birçok Avrupa ülkesinde sergilenmiştir.

Yirminci yüzyılın başlarından itibaren yoğun bir şekilde tiyatroya yönelmiş, Konstantin Mamontov’un özel operasından St. Petersburg’taki Mariinsky Tiyatrosuna geçerek daha geniş çalışma olanaklarına sahip olup tiyatro dekor tasarımlarında devrim yaşatmıştır. Sadece eylemin olduğu anı gösteren geleneksel dekor türünü kullanıp hissedilen bir ruh hali dekoru üretmiş bununla birlikte Aktör ve tiyatro yönetmeni olan Konstantin Stanislavsky’in drama yapıtlarının birkaçına setler hazırlamıştır. Faust, Little Humpbacked Horse ve Sadko gibi yapımların renkli kostümleri ve sahnelerinin  sanatsal ifade gücünü arttırarak opera ve balede başarı elde etmiştir. Sevdiği temalardan biride Paris olmuş Paris’in canlı ışıklı hali onu büyük ölçüde etkileyerek paletini genişletmiştir ve kendine özgür boyama alanı açmaya başlamıştır. Tiyatro çalışmalarına olan sevgisi de resmini büyük ölçüde etkileyip tuvalleri daha renkli daha özgür ve coşkulu hale gelmiştir.

Kariyeri boyunca, çalışmaları Peredvizhniki, Sanat Dünyası Derneği ve Rus Sanatçılar Birliği’nin sergilerinde sergilenmiştir. 1901’den itibaren ise Moskova Resim, Heykel ve Mimarlık Okulun’da dersler vermiş ve bir çok Sovyet sanatçısı da onun altında çalışmıştır. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı’ında Rus ordularının merkezinde kamuflaj danışmanı olarak çalışmış ama kötü sağlık durumundan dolayı cepheden ayrılmıştır. Ekim Devriminden sonra sanat hayatı aktif bir şekilde devam etmiş ve sanat hazinelerini koruma, müzayedeler ve sergiler düzenlemenin yanında Warger’in Die Waiüre, Siegfried ve Çaykovski’nin Fındıkkıran Balesi adlı yapıtlarını tasarlayarak sahne işinde çalışmaya devam etmiştir. Önceki çalışmalarını gösteren zengin renk tarzı artık kendini tamamen göstermişti. Rimsky-Korsakov’un The Golden Cockerel adlı Torino Opera Binası’nın yapımı Rus müzik ve kültürüne olan ilgisinin göstergesi olmuştur. Yaşamının son dönemlerinde Avrupa, Amerika, Asya ve Avustralya’daki pek çok tiyatroda çalışmıştır. 11 Eylül 1939 ise yaşama veda etmiştir. Sanatçı Konslantin Yuon, Korovin’in yaptığı iş hakkında şunları söylemiştir:

Korovin’in tablosu, onun mutluluğunun ve yaşam sevincinin görüntüsündeki bir düzenlemedir. Dünyanın bütün renkleri ona seslendi ve ona gülümsedi.

 

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın