Yönetmenliğini yaptığı Sin City 2 filminden sonra beyaz perdelerden uzaklaşan Robert Rodriguez kendini bir süre dizilere vermişti. 5 yıllık aradan sonra geri döndü. Yukito Kishiro’nun Gunnm adlı mangasından uyarlanan filmin senaryosunda ve yapımcılığında James Cameron var. Son yıllarda artan animelerin filme dönüşmesi furyasının bir parçası olan Alita’nın diğerlerinden çok büyük bir farkı var. Alita, filmi animesinden daha iyi olan nadir filmlerden biri. Gunnm, ne kadar derinlikli bir altyapının üzerine kurulmuş olsa da bunu yansıtmakta oldukça başarısız olmuş. James Cameron ve Robert Rodriguez de bazı eklemeler ile animeden çok daha başarılı bir iş çıkarmışlar.

Kısaca konusuna değinelim… İnsanlar, büyük bir kıyamet sonrası gökyüzüne kurdukları şehirlerde yaşamaya başlar. Fakat kendi aralarında çıkan bir savaş sonrası sadece Zalem şehri hayatta kalır. Zalem’de yaşama hakkına ulaşamayanlar da uçan şehrin altında büyük bir kaosun içinde yaşamaktadır. Dr. Dyson Ido, Zalem’den düşen çöpleri toparlarken hala hayatta olan bir robot gövdesi bulur. Adını Alita koyduğu robotu düzeltir ve ona bir beden verir. Alita’yı kaybettiği kızı gibi korumaya çalışan Dyson Ido, zamanla Alita’nın sıradan bir Syborg olmadığını öğrenir. Alita, çöpte bulunan bir gövdeden çok daha fazlasıdır.

Robert Rodriguez her daim çok sevdiğim bir yönetmendir. Fakat kendisinin daha önce hiç blockbuster filmi olmamıştı. Kendi çapında çektiği B-Film tipi filmleri ile tanıdığımız yönetmen, ki kendisini bu sebeple çok seviyorum, karşımıza bu sefer çok ciddi bir görsellik ile çıkıyor. Kendisini çok seven, yönetmenlik detaylarına özendiğim biri olarak Alita’daki yönetmenliğinin, kendisine göre bir tık aşağıda kaldığını söyleyebilirim. Fakat aksiyon sahnelerinde gerçekten iyi bir iş çıkarmış. Böylesine büyük bir işten çıkabildiği için de kendisini tebrik etmek gerek.

Animelerden uyarlanan filmler genel itibariyle animenin felsefesini çöp ederler. Ghost in the Shell bunun en büyük örneğidir. Fakat Alita, Gunnm’dan çok daha başarılı olmuş ve üzerine çok daha fazlasını katmış diyebiliriz. Yine ve yeniden klişeler olsa da animeden çok daha iyi bir iş çıktığını söyleyebilirim. Buradaki tek sorun, film, bizim her şeyi bildiğimizi zannederek başlıyor ve ilk 30 dakika filmdeki dünyaya alışmakta zorlanıyorsunuz. Fakat alıştıktan sonra film su gibi akıp gidiyor. Özellikle aksiyon sahneleri, filmin en güzel yanları. Bu konuda Alita, izleyeni üzmeyecek kadar güzel bir film.

Çirkin güzeli Rosa Salazar’ın başrolünü üstlendiği filmde kendisi gerçekten iyi bir oyunculuk sergilemiş. Rosa, belki de kariyerinin en büyük işine imza atmış olabilir. Zaten tamamen animasyon olduğu için de pek bir sıkıntısını göremiyoruz. Gelin görün ki diğer isimler için bunu söyleyemeyeceğim. Christopher Waltz, Mahershala Ali gibi isimler ne kadar harika oyuncular olsa da böyle bir filmin içerisinde sanki göze biraz batıyorlar. Böylesine fantastik, görsel efekt bombardımanı filmlerde onları görmeye henüz alışık değilmişim. Aynı şey Ed Skrein için geçerli değil. Kendisi nerede olsa izlerim. Eiza Gonzalez’in de arzı endam ettiği filmde yine ve yeniden bir politik doğruculuk örneği görüyoruz. Dr. Ido’nun şişman asistanı maalesef filmde 3 kelime kullanan siyahi bir hanımefendiye çevrilmiş. Ve tabii ki Jackie Earle Haley. Büyüksün!

Sözün özü… Alita, Robert Rodriguez’in ilk blockbuster filmi. Potansiyelinin biraz altında ama yine de mükemmel bir iş çıkarmış. Özellikle aksiyon sahneleriyle film sizi çok eğlendirecek. Başta alışmakta zorlanacaksınız belki ama ileride film sizi içine alıyor. Keza film size bazı sorular verip cevabını vermediği için güzel bir gizem havası da oluşuyor. Ve şunu da söylemek istiyorum: Anime, filmden daha vasat. O sebeple izleyeceğiniz ya da izlediğiniz film, mahvedilmemiş bir iş. Bunu bilerek izlemek bile bence güven verir.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın