2016, açık bir şekilde “siyahi” sinemanın en başarılı senesi oldu. Konusu siyahi insanların olduğu bir sürü film yapıldı. Moonlight gibi bilinen, the Fits gibi bilinmeyen. Hepsi birbirinden güzel filmlerdi ve 2016’yı taçlandırdılar. The Fits de bu yelpazenin örneklerinden biriydi; fakat bilinmeyen taraftan. !f İstanbul’un 2017 ayağında izleme imkanına eriştiğimiz The Fits, festivalin en başarılı 2 filminden biriydi. Fakat film, anlattığının anlaşılabilmesi için bir kültür birikimi istiyor. En azından sağlıktan anlamanız, hiç olmadı Bir Psikiyatristin Gizli Defteri kitabını okumuş olmanız gerek.

Toni, okuldan sonra gittiği spor salonunda boks eğitimi almaktadır. Boks ve spora olan merakıyla genç bir kız olmasına rağmen erkek gibi büyümüştür. Tabii kendisini de reddedemez. Salonun üst katındaki dans ekibini gizlice izleyen Toni en sonunda kendinden ödün vererek oraya katılmaya karar verir. Fakat Toni’nin dans ekibine katılmasıyla beraber gün gün ekibin liderleri kriz geçirerek hastahaneye kaldırılır. Yarışmaya katılmayı planlayan dans ekibi tek tek liderlerini kaybeder. Sebep? Sebep belli değil. Durduk yere oluşan krizler çocukları ve aileleri korkutmaya başlar; salon araştırılmaya başlar.

The Fits, 2 farklı hikayeyi anlatıyor aslında. Kriz ana tema iken Toni’nin erkeksi tarafından ufak ufak koparak kadınlaşması hikayedir. Erkeksi tavırları olan, fazlasıyla cool ve umursamaz geçinen Toni, dans grubuna katılınca onların da verdiği enerji ile yavaş yavaş kadınsı yanını keşfetmeye başlar. Tabii hayatta herkesi mutlu etmek mümkün değil. Toni, kendi keyfine göre hareket edip kadınlaştıkça çok sevdiği abisi ile arası açılmaya başlar. Yönetmen, Toni’nin değişimini ağır ama sağlam adımlarla anlatmış ve bu konuda gerçekten de başarılı olmuş. Bunda Toni’yi canlandıran Royalty Hightower’ın da etkisi büyük. Öyle ki şimdiden 2 film projesinin çalışmalarına başladı.

The Fits’te anlatılan tema, eğer konu hakkında bir bilginiz yoksa anlamanız pek mümkün değil. Gary Small ve Gigi Vorgan’ın yazdığı Bir Psikiyatrist’in Gizli Defteri kitabını okuduysanız konu hakkında bilginiz var demektir. Bayılan Kızlar bölümünde anlatılan bölüm, toplu halde olmasa da birebir olarak The Fits’te anlatılıyor. Heyecan ve korkunun yol açtığı histeri krizi filmde harika bir şekilde işlenmiş. Dans ekibinin liderleri, ne kadar küçüklere ağırlıklarını göstermeye çalışsa da içten içe aşırı derecede heyecanlılar ve turnuvadan korkuyorlar. Beynimiz, korktuğu zaman ve bir çare üretemediği zaman panikler. Beyin korkulan şeyin ne olduğunu tespit edemediği zaman boşluğa düşüyor. Hayatımızda kendimizi birçok şey ile korkuturuz. Çoğu bilmediğimiz şeylerdir. Fakat beyin, korkulan şeyin kendisi olduğunu anlarsa; yapacakları sınırsızdır. Yapabileceği şey sınırsız olan bir düşman gören beyin kendini kitler; kısacası error verir.

Bu tarz olaylar Amerika’da daha çok yaşanır. Sebebi, yaşlar arasındaki hiyerarşik yapılanmadır. Bizim ülkemizde lise-üniversite ayrımı problem değildir. Fakat Amerika’da sınıflar arası bile ayrım vardır. Keza popülerlik Amerika’da çok mühim bir konudur. Dans ekibinin liderleri, ufaklıklar için çok yüksek bir mertebedir. Kabul edilebilmek için her dediklerini yapmaya hazırlardır. Fakat liderler heyecanların ve korkularına yenik düşünce histeri krizine yakalanırlar ve bu kriz kitle histerisine döner; tek tek herkesi yakalar. En popülerinden en düşüğüne kadar hepsi tek tek kendini kaybeder.

Kitle Histerisini bilmeyen bir seyircinin finali tam olarak anlaması mümkün değil ama şu sebepten demesi muhtemel. Filmde en beğendiğim yeri de finali. Özenmek, hiyerarşik yapılanma ve popülerliğin Amerika’daki seviyesi muazzam. Toni, erkek tarafını korurken ufaktan da olsa kadınsı yanlarını keşfediyor. Öyle ya da böyle ekipteki kızlardan artakalmak istemiyor. Buna histeri de dahil. Çocukların çoğu, sırasıyla oluşan krizlerden korkarak en sonunda kriz geçiriyor. Fakat Toni, korkusundan değil, özendiğinden kriz geçiriyor. O da onlardan biri olmak istiyor ve geri kalmayı kabul edemiyor. Kriz geçirdiği sahne ve köprü üstündeki dans sahnesi gerçekten de filmin en başarılı yerleriydi.

Filmin yönetmenliğini yapan ve ilk filmi olan Anna Rose Holmer, harika bir iş çıkarmış. Gerek yönetmenlik olsun gerek senaryo, müziklerinden oyunculuğuna kadar temiz ve özenli bir iş çıkarmış. Farklı, değişik bir film izlemek isterseniz The Fits kesinlikle sizi tatmin edecektir. Fakat izlemeden önce kitle histerisi nedir ya da Bir Psikiyatrist’in Gizli Defteri kitabındaki Bayılan Kızlar bölümünü okumanızı öneririm. Film, ancak o zaman kafanızda tam oturacaktır.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın