İnsanlar yorulur, doğa yorulur, kitaplar yorulur… İnsanı durmak, doğayı bahar ve kitabı da okşamak dinlendirir. Elinize yaşlı sayfalı yıpranmış bir kitap geçerse okşayın sayfalarını, bu okumak kadar iyi gelir. Sonra da okumak için baktığınızda bazı kelimeler yok olup gitmiştir… Yılların kelimelere yaptığı zalimlik için bir hastane düşünülmüştür. Türkiye’de ilk kitap hastanesi ilmi adıyla Patoloji servisi İstanbul’da Süleymaniye Kütüphanesi’nde çalışmalarına başladı. Bu servis, birçok kitabın zamana karşı kaybolan kelimelerini tutundurmak için kurulmuştur. 95534 tane bulunan Arapça, Farsça ve Türkçe el yazma eserleriyle Süleymaniye Kütüphanesi dünyanın en büyük kütüphanesi olarak yer almaktadır. Kuruluşla birlikte 550 yılından bu yana bulunan el yazma kitapların ölmemesi için 8 uzmanla mücadele verildi. Parçalanmak kitabın kalbini incitir diye ilk hali için uğraşıldı. Kütüphanede yer alan kitaplar için bu durum her yıl yapıldı. Kitaplar için zararlı olan kurt ve tozları temizlendi. Kitapların sayfalarındaki yırtık ve delikler kağıt hamuruyla dolduruldu. Onarım işlemi tamamlanan kitap cilt onarım bölümüne gönderildi. Açıldığı andan itibaren 80 bin kitaptan 40 bini onarıldı. Bu işlemlerin yanı sıra kitapları ne yok eder, nedir karşı koyamadıkları zararlı şeyler, bunlar üzerinde de çalışma yapıldı. Çalışmalar yapılırken çeşitli ülkelerden gelen uzmanlar onarılan kitapları incelediler. Mikro film kitaplığında da birçok kazandırılan kitap bulunmaktadır. 1952 yılı ile hastane bilgisayar sistemine geçmiştir.

Kırk yılı aşkın süredir Süleymaniye Kütüphanesi müdürü olarak çalışan Muammer Ülker yazma ve basma kitapların korunması için; “Yazma ve eski basım eserlerin baskı eserlerin bulunduğu depo, dolap gibi yerlerin güneş almaması fakat bol ışıklı olması ve sık sık havalandırması lazımdır. Kitapların muhafaza edildiği yerler ister bir depo olsun, ister salonda bulunan bir dolap veya raf olsun, kitapların bulundukları yerde 18-20 derece; nem %50-65 arasında olmalıdır. Aşırı sıcak ve soğuk aşırı sıcaklık farkları zararlıdır. Şayet kitapların bulunduğu depo, dolap veya bölümler de rutubet derecesi normalin üstünde ise fazla rutubet, rutubet alma cihazları ile giderilir. Normalin altında ise kitapların bulundukları her yerde fazla suya ihtiyacı olan ve o nispette fazla su sarf eden bitki toplulukları, süs ve saksı çiçekleri bulundurmak gerekir.” diye ifade etmiştir.

Yazarı için her kitap kıymetlidir. Lakin yıllara kafa tutmuş her kitap okunmasından evvel antika değeri de taşımaktadır. Şimdiye kadar onarılan bir çok eser müzayedeler de milyon dolarla değer bulmaktadır. Olmasaydı ve yazılmasaydı bu satırlar; ne gördüysek olduğumuz yer, ne duyduysak yaşadığımız kadardı. Bizi yalnız bildiğimizden öteye taşıyan kitaplar iyi ki var. Onlara bir şey olmasın. Ve tabii ki bizi yalnız okumak kurtaracak!

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın