2019 yılında en çok görmeyi beklediğiniz süper kahraman filmi nedir diye sorsak hemen hemen herkesin vereceği en popüler 2. cevap Captain Marvel olurdu. (İlk sırayı tabii ki Avengers: Endgame almış durumda.)

Avengers: Infinity War filmi geçtiğimiz senenin Nisan ayında vizyona girdikten sonra, Marvel Sinematik Evreni’nin geleceğinin ne olacağı tüm dünya tarafından merak edilen bir konu haline gelmişti. Kahramanların bir kısmının kül haline gelmesi, kurtuluş mücadelelerinin nasıl olacağı ve bilmediğimiz başka ne detaylar var diye kafamızda teoriler üretirken o gün geldi çattı.

Captain Marvel, ülkemizde 8 Mart haftası itibariyle beyaz perdede seyircisi ile buluşuyor. Filmin konusuna kısaca değinmek gerekirse; Oscar ödüllü ünlü aktris Brie Larson’ın hayat verdiği Carol Danvers, nam-ı diğer Vers veya Captain Marvel, kafasında tonlarca soru ve bulanık anı ile birlikte kendisini galaksiler arası bir savaşta buluyor. Bu savaş esnasında ise iki gözü de yerinde olan Ajan Nick Fury ve henüz bir çaylak olan Ajan Coulson, kahramanımıza macerasında yardımcı oluyor.

Film çoğunlukla 90’lı yıllarda, yani henüz evrenimiz Marvel Sinematik Evreni tarafından işgal edilmediği zamanlara geçiyor. Tabii ki çizgi roman geçmişini düşündüğümüzde Marvel çok daha öncelerine dayanıyor. Fakat filmde kahramanımız Blockbuster şubesine çakıldığında, raflarda ne Avengers ne de Iron Man filmleri var.

Filmi genel hatlarıyla incelediğimizde ortaya birbirinden kopuk anılar ve eksik hatıralar çıkıyor. Film boyunca karakterimiz kim olduğu konusunda ki sorulara cevap ararken bir yandan da çevresini güvenebileceği veya geçmişte güvendiği insanlarla çevrelemeye çalışıyor. Marvel bu taktikleri Guardians of the Galaxy filmlerinde herhalde yeteri kadar yapmadı ki, bu filmde de kullanmayı tercih ettiler. En azından önceki filmlerde Star Lord kendi hakkındaki soruların cevaplarını ararken, seyirciye karakter hakkında biraz daha detay verilmiş oluyordu. Yani anlayacağınız üzere; dostların düşman, düşmanların da dost olduğu bir ortamda Carol Danvers hakkındaki bütün gerçekleri siz de karakterle eş zamanlı öğreniyorsunuz.

Sahip olduğu vasatın biraz üzerinde kalitedeki orijin hikayesi ve biraz fazla kaçmış olduğunu düşündüğüm CGI festivaliyle film; sona erdiği zaman seyircisini tatmin olmuş bir biçimde bırakacağını düşünüyorum. Detaylı incelendiği zaman tat kaçıran birkaç klişesi dışında, Brie Larson’ın karakterin yapısına çok yakıştığını ve sahip olduğu “aşırı” gücü layığıyla ifade ettiğini düşünüyorum.

Kısaca özetlemek gerekirse, Marvel Sinema Evreni’nin arkaplanında neler olup bittiğini ve geleceği konusunda bilgi sahibi olmak istiyorsanız, güçlü kadınların bulunduğu bu film size iyi bir seçenek olacağa benziyor.

Filmin sonunda 2 tane post-credits sahnesi bulunuyor, bilginize!

Son olarak;

Değinmek istediğim küçük birkaç detayda spoiler sayılabilecek bilgiler bulunduğundan dolayı, yazının bu kısmında sizleri uyarıyorum.

SPOILER İÇİN TIKLAYIN

Değinmek istediğim konulardan birincisi, Jude Law’ın hayat verdiği Yon-Rogg karakterinin genel arka planı ve düşünce bağlamı. Kendisini ilk gördüğümüzde zaten içimizde olası bir ihanetin geleceği veya karakterin kötü tarafta yer alacağı hissi doğuyor. Yon-Rogg filmin daha ilk açılış sahnesinde verdiği demeçte, bir savaşçıya duygularının ne kadar zarar verebileceği ve bu duyguların bizi ne kadar hassas yaptığı konusuna değiniyor. Açıkçası bu sahneler bana biraz Matrix’i hatırlattı. Morpheus ve Neo’nun dövüş antremanı yapmadan önceki tavırlarına benzettim, o yüzden biraz tat kaçırdı açıkçası.

İkinci bahsetmek istediğim şey ise, aldatmaca ve kandırma gibi iki önemli unsurun en büyük besin kaynağı olan kılık değiştirme gibi bir güce sahip olan Skrulların filmin neredeyse ilk yarısına kadar bize kötü lanse edilip daha sonrasında “yok yok aslında iyi taraf onlar” denmesi. Yani sen zaten evrenin gelmiş geçmiş en güçlü karakterini yapmışsın,  bunu yaparken bir yandan da ilk kadın karakterini lanse ediyorsun. Bari karşısına doğru düzgün bir Villain ver ki seyirci olan bizler de kadının sahip olduğu gücün ihtişamının farkına varalım. Ama yok. Olmadı tabii ki.

Tat kaçıran bu tarz küçük detayların yanı sıra son olarak post-credits sahnelerinden bahsetmek istiyorum. İkincisi gerçekten gereksizdi, beklediğim zamana acıdım fakat o da ne?! O ilk sahne nedir arkadaş?! Captain Marvel bir anda, Avengers’tan geriye kalan ekibin arkasında belirip Fury’nin nerede olduğunu sormasıyla bütün salon olarak çığlıklar eşliğinde alkış tuttuk! Herhalde sinematik evrene ait 21 filmdeki en kaliteli post-credits sahnesi olabilir.

[collapse]

Captain Marvel, temsil ettiği kahramanlık ve güç itibari ile de dünya çapında izleyicilerine kadınlar konusunda ilham olacağını düşünüyorum. Bu etkilerin yaratılması konusunda da oldukça pay sahibi olan isimlerden birisi ise ülkemizden. Marvel Sinematik Evreni’nde bir ilke imza atarak, filmin orkestrasında ve bestelerinde harika bir iş çıkaran başarılı sanatçı sayın Pınar Toprak’ı da buradan tebrik ediyorum. Umarım başarıları ülkemizde ve dünya çapında duyulmaya devam eder!

Eğer sizlerin de farklı düşünceleri var ise, lütfen yorumlarda veya sosyal medya hesapları yoluyla paylaşın! Ben filmi izlerken ve yazarken keyif aldım, umarım sizler de okurken keyif almışsınızdır. Teşekkürler!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın