1990’da mini seri olarak televizyonda yayınlanan IT, bir dönemin palyaçolardan korkma sebebiydi. Stephen King’in en başarılı romanlarından biri olan IT, 18-20 kasım 1990’da 2 bölüm olarak yayınlanarak adını unutulmazlar arasına yazdırmıştı. Şahsen ben de asla unutmam. Ne zaman izlediğimi hatırlamasam da televizyonda bol bol film döndüğü dönemlerde IT’de en çok gösterilen filmlerdendi. 2017’de yeniden uyarlanan film, eskisinin şanını lekelemeyen, başarılı bir uyarlamaydı. Lakin bölüm 2, kesinlikle 1990’ın anısını yaşatan bir film olmuş diyebilirim.

Kısaca konusuna değinelim… 27 yıl önce çılgın Pennywise’ı öldüren, ya da öldürdüğünü zanneden çocuklar hayata atılmış, kocaman bireyler olmuşlar. Muhteşem arkadaşlıkları da maalesef unutulmuş güzel anılara dönüşmüş. Fakat birbirlerinden uzak günleri bitmeye yakındır. Derry’de yine çocuk ölümleri başlamıştır. Pennywise geri dönerse kasabaya geri dönüp bitirdiklerini sandıkları işi tamamlayacağını söyleyen çocuklar, hatırlamadıkları anılarını canlandırmak ve bir canavarı durdurmak için söz verdikleri gibi geri dönerler. Anıların canlanması ve arkadaşlıklarının pekişmesi derken bu sefer aslında anılarını neden unuttuklarını hatırlamaya başlarlar. Geride bıraktıkları şeyler güzel değildir ve onlara bunları yaşatan şey daha vahşi bir şekilde geri dönmüştür.

2017 yılındaki IT filmi herkesi bir nebze şaşırtmıştı. Sebebi ise Pennywise’ın vahşiliği idi. Biz onu çocukları korkutan bir palyaço olarak bilirdik ama Andy Muschietti’nin Pennywise’ı çocukları korkutmakla kalmayıp onları yemekten zevk alan bir manyağa dönüşmüştü. İlk film, Pennywise’ın açlığını yatıştırmak için neler yapabileceğini gösteren çılgın bir korku macerasıydı. Fakat ikinci filmde tema biraz farklı. İkinci film 1990’ın ruhunu daha çok yaşatan bir yaklaşıma sahip ki filmi ilkine nazaran daha çok beğenmemin sebebi de bu oldu.

Çocukların geri dönmesi ile unuttukları o tüm korkunç anılar da canlanmaya başlar. Ya da Pennywise onlara bu anılarını tek tek hatırlatır. İkinci filmde yine çocukları yiyen bir manyak olsa da bu sefer ekibimize psikolojik baskı yapan, onları yıldırmaya ve kırmaya çalışan bir palyaço var. 1990’daki 2 bölümlük filmde de Pennywise, çocukları içten fethetmeye çalışıyordu. Korkudan çok psikolojik harp savaşı niteliğindeki film ilkine nazaran daha az korkunç ama daha fazla boğucu ve hoplatıcı olmuş.

Film bir noktadan sonra korkutmayı bırakıp sizi karnaval tadında bir eğlenceye çıkarıyor. Korkmaktan çok eğlenmeye başlıyorsunuz. Pennywise’ın korkutmak için seçtiği tercihler gerçekten ilginç; yer yer de keyifli. Andy Muschietti’yi bu konuda tebrik etmek gerek. Guillermo del Toro sonrası sinemada yaratık kullanımını en iyi yapan yönetmenlerden biri oldu. IT Bölüm 2, bu konuda tam bir cümbüş. Sizi hem yerinizden zıplatıyor hem de eğlendiriyor. Tam bir karnaval, tam bir lunapark yolculuğu gibi.

Sözün özü… Daha fazla Pennywise görme şansına eriştiğimiz film kendisini canlandıran Bill Skarsgard’ın da en sevdiği film olmuş. Oyunculuğunu sergileme fırsatını yakalayan Bill Skarsgard, 10 numara bir manyak tasviri çizmiş. Filmde tüm oyunculuklar harika olsa da Pennywise filmi tek başına alıp götürüyor; sırf onun için bile izlemeye değer. Korkudan çok eğlendiren ama bir o kadar da yerinden zıplatan film 1990’daki filmin ruhunu -bana göre- birebir taşıyor. Aynı zamanda karakterlerin hem çocukluk hem yetişkinliklerini görme fırsatına eriştiğimiz için ortaya tam bir Stephen King dostluk hikayesi çıkıyor. Yani, başarılı bir korku drama.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın