1The Passion of Joan Arc

Danimarka sinemasının efsane yönetmeni Carl Theodor Dreyer’in yönetmenliğini yaptığı The Passion of Joan Arc, Joan Arc efsanesine çok farklı bir açıdan yaklaşan, birçoklarına göre tarihin en iyi filmlerinden biridir. Hali hazırda da IMDB Top 250 listesinde 200. sıradadır. Tanrının onla konuştuğunu söyleyen Joan Arc, Fransa adına İngiltere’ye karşı savaşmak için peşine bir sürü insanı toplamayı başarır ve Orleans ile Reims’i İngilizlerin elindne krtarır. Ardından Paris’e hareketlenen Joan Arc maalesef politikanın kurbanı olur. İngilizler tarafından rehin alınan Joan Arc, cadı olmakla suçlanır ve mahkemeye çıkarılır. Birçok film Joan Arc hikayesinin savaş kısmına odaklanırken Carl Thodor Dreyer, mahkeme kısmına odaklanır. Bu mahkemede kendisinin söyledikleri ise filmi kült mertebesine taşımıştır. Mutlaka izlemeniz gereken, birçok konuda düşüncelerinize hitap edecek bir filmdir The Passion of Joan Arc.

2The Help

Tate Taylor’un yönetmenliğini yaptığı The Help, listedeki birçok filme nazaran daha sakin bir yapıya sahiptir. Kölelik teması; naif bir dille daha çok sosyal hayat içerisindeki ırkçılık üzerinden anlatılır. Emma Stone, Viola Davis, Octavia Spencer, Bryce Dallas Howard ve Allison Janey gibi güçlü isimlerin oyunculuklarıyla göz doldurduğu film, ağırlığını hiçbir başrole vermez. Zengin kadınların siyahilere yaklaşımı, siyahilerin toplum içindeki yeri, hizmetçilik meslekleri üzerine odaklanan filmin en güzel yanı ise ırkçılık ile kötülük arasındaki ayrımı yapmasıdır. Çünkü siyahi kadınları ezmeye çalışan bu zengin, züppe kadınlar aynı zamanda beyaz kadınları da ezmektedir. Film, ırkçılığın aslında başka temellere dayandığını, sosyal hayatta oluşan baskıları çok naif bir dille anlatır. Öyle ki film 4 dalda Oscar adayı olup birini kazanmayı başarmıştır.

3The Color Purple

Steven Spielberg’ün yönetmenliğini yaptığı, 11 dalda Oscar adayı olan film; 14 yaşında “hamileyken” tanıştığımız bir kadının 30 senelik hayatını anlatıyor. Whoopi Goldberg’in mükemmel ötesi oyunculuğu ile kendini her anında seyrettiren film, bir kadının hayatı boyunca kendine “yaşayacak” yer aramasına odaklanıyor. Kendine ait olduğu bir yer bulmak isteyen Celia’nın acıklı hayatı, belki de her kadının izlemesi gereken yegane filmlerden biridir.

4Iron Jawed Angels

Seçme ve seçilme hakkı maalesef kadınları çok ama çok sonra verildi. Bazı toplumlar hariç kadınları üst mertebelerde kabul edenler çok olmadı. Modern toplum oluştukça kadınlar bu haklarını zorla da olsa almaya çalıştılar ve 1917 yılında Suffragette olayları gerçekleşti. Kadınlar oy kullanma hakları için sokakta yürüdüler ve 1918 yılında gerçekleşen genel oylamada ilk kez oy kullandılar. Iron Jawed Angels da 2004 yapımı bir Suffragette hikayesidir. 1917 yılındaki olayları aktarmaya çalışan başarılı bir filmdir.

5Suffragette

Yönetmenliğini Sarah Gavron’un yaptığı Suffragette, 2004 yapımı Iron Jawed Angels’ın bir farklı versiyonudur. 1912 yılında sokaklarda oy kullanma hakkını arayan kadınların hikayesini anlatan film, onların çektiği zorlukları ve verdikleri amansız mücadeleye odaklanıyor. Kadrosunda Carey Mulligan, Helena Bonham Carter, Meryl Streep gibi güçlü isimlerin olduğu film kadın hakları ve kadın dayanışması adına yapılmış en güzide filmlerden biridir.

6Rabbit Proof Fence

Yönetmenliğini Phillip Noyce’un yaptığı, Doris Pilkington’un romanından uyarlanan film; 1931 yılında geçen bir arayış hikayesidir. Filmde; Avustralya’da beyazların yabani olarak adlandırdığı esas yerlileri ehilleştirme projesinin bir parçası olan melez çocuklarını ailelerinden koparıp kilometrelerce uzakta, modern toplumun hristiyan kültürü ile yetiştirilmesi konu ediniliyor. Onlara göre Aborjin çocukları, “kendilerinden kurtulmaları” için ailelerinden alınıyor. Ailelerinden kopartılan üç kız çocuğunun hayat boyu süren dramı, götürüldükleri yerden kaçıp esas evlerine dönme çabaları sade ama oldukça dramatik bir dille anlatılıyor. Listedeki belki de en ağır, en güçlü film Rabbit Proof Fence olabilir.

7North Country

Niki Caro’nun yönetmenliğini yaptığı North Country’nin başrolünde Charlize Theron var. Kendisini döven kocasından ayrılmak isteyen Josey, arkadaşının yardımıyla maden ocağında iş bulur. Babası ne kadar onaylamasa da sırf ayakta durabilmek, bir erkeğe muhtaç olmadığını kanıtlamak için Josey, maden ocağının zorlu şartlarına rağmen çalışmaya devam eder. Sadece şartlar zorlu değildir aynı zamanda bir kadın olarak erkekler arasında çalışmak da zordur. Fakat ayakta kalmak ve 2 çocuğuna bakmak için buna katlanmak zorundadır. Oldukça başarılı bir film olan North Country’yi de mutlaka izlemenizi öneriyoruz.

8Norma Rae

Martin Ritt’in yönetmenliğini yaptığı bu 79 yapımı film oldukça güçlü bir hikayeye sahiptir. Sally Field’ın başrolünde olduğu Norma Rae, yerel bir tekstil firmasında çalışan herhangi bir kadındır. Fakat çalışma şartları, üst kademelerin onlara kötü yaklaşımları ve tabii ki ödemeler en sonunda herkesi rahatsız etmeye başlar. Fakat hepsinin sesi olmayı Norma Rae kabul eder ve işçileri örgütleyerek haklarını armaya başlar. Fakat hakkını aramak ailesinde de sorunlar oluşturmaya başlar. Hem aile içi hem de aile dışı etmenlerle mücadele etmek zorunda kalan Norma Rae’nin tek motivasyonu ise hakkını aramak olur.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın