Bam İstanbul’un büyük beğeni toplayan ve 3 ödül sahibi oyunu Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’i yazan ve yöneten Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yeni projesi ‘Kader Can’ 25 Aralık’tan beri sahnelerde. Tek kişilik oyunun başrolü ise bu sezon 2 ayrı oyunda daha izleme şansı bulduğumuz Deniz Karaoğlu’na emanet.

Kader Can, 21 yaşında rap müzik kültürüne meraklı, Bağcılar’da annesiyle yaşayan, hayalleri kendinden büyük bir genç çocuk. Rap şarkıcısı olmak istiyor, başka dünyalar görmek istiyor, sevmek istiyor. Fakat hayatın üzerine yüklediği sorumluluklar peşini bırakmıyor. Askere gitme yaşı gelip çatınca yolu Ankara’ya düşüyor. Burada tanıştığı insanlar, tanık olduğu hayatlar onu dönüştürüyor, başkalaştırıyor. Dünyanın onun hayallerinden büyük, insanların rap şarkılarında olduğundan daha acımasız olabildiğini görüyor.

Oyuncu sahnede tek bir küple baş başa. Başka bir dekor yok. Gerek de yok. Çünkü Deniz Karaoğlu size oyundaki bütün mekanları ve karakterleri yaşatıyor, zihninizde birer resim gibi canlanıyor hepsi. Annesi, kız arkadaşı, asker arkadaşları ve daha birçok karakter kanlı canlı beliriyor sanki karşınızda. Asla karikatürize etmiyor onları, gerçek anlar yaratıyor, bolca kahkaha da attırıyor. O küp ev oluyor, taksi oluyor, yatak oluyor. Eylemler bu küp kullanılarak belirli bir hareket tasarımına bağlı olarak düzenlenmiş. Dansçı ve koreograf Gizem Bilgen’e ait olan bu tasarım oyuna mükemmel şekilde hizmet ediyor, sıradan olmasını engelliyor. Durumları bu tasarımın içinde hayal edip görebiliyorsunuz. Oyunun müzikleri de Ah! Kosmos’a ait.

Metin hem çokça komedi unsuru barındırıyor hem de bunları dramatik bir zemine başarılı şekilde yerleştiriyor. Büyük oranda askerlik maceralarını anlatıyor Kader Can’ın. Bu tercihle Murat Mahmutyazıcıoğlu, toplumumuzdaki erkeklik algısına değinmek istemiş. “Erkek olma” kavramı, bunun askerlikle bağı, erkeğin üzerine toplum tarafından yüklenen sorumluluklar ve bunların bir erkeğin ruhunu ne kadar zedeleyebileceğini anlatmış. Kader Can’a kendi olma, hayallerinin peşinden gitme izni verilmiyor. Saflığı ve dürüstlüğü bir kusur gibi algılanıyor. Bu da bizi acıtıyor. Fakat askerlik anıları dışında bu karakterin başına gelen başka yerlerdeki başka olayları da görme isteği uyanıyor insanda. Kader Can, o kadar doğal ve sempatik bir karakter ki seyirci olarak ona yakın hissediyorsunuz. Başına gelecek başka şeyleri merak ediyorsunuz. Askerlik anıları tek bir duruma sıkışmış hissettirebiliyor oyun içinde sizi. Rap kültürü, bu kültüre bağlı yaşam tarzı ve bakış açısını da daha fazla görmeyi beklerdik belki.

Bunların sonucunda Kader Can, Deniz Karaoğlu’nun 90 dakika boyunca seviyesi bir an bile düşmeyen bir enerji ve ritim ile sahnede var olduğu, metne hayat verdiği sezonun en iyi oyunculuk performanslarından birini barındırıyor. Mutlaka görülmesi gerekenlerden.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın