1Låt den rätte komma in – Sweden (2008)

Yönetmenliğini Tomas Alfredson’ın yaptığı İsveç yapımı Let the Right One In, aslında ilk örnek olmasına rağmen birçok kişi tarafından ancak yeni versiyonu yapıldığında keşfedildi. 2010 yılında Hollywood, Let Me In adıyla yeniden uyarladığında, seyirciler ilk versiyonunu keşfetmiş hatta ilk versiyonunun daha iyi olduğunu söylemişti. Gerçekten de öyle. Vampir sinemasını farklı bir noktaya taşıyan film, yalnız bir çocuğun vampir bir kız ile olan arkadaşlığını anlatıyor. Pısırık bir gencin vampir kız tarafından korunması; arkadaşlıkları sebebiyle kızın çocuğa dokunmaması ve başlarına gelenler filmin genel hikayesi. Drama ağırlıklı olan film, İskandinav sinemasının en başarılı korku-dramalarından biri.

2Lake Bodom – Finland (2016)

Finlandiya tarihinin en trajik cinayetlerinden biri Bodom gölünde yaşanmıştır. 4 gencin uyurken öldürülmesi, kimi ülkelerde sıradan bir haber olarak kalabilecekken Finlandiya gibi refah düzeyi yüksek bir ülkede derin bir yara açmıştı. Öyle ki trash metalin en güçlü gruplarından Children of Bodom’un ismi bu olaydan gelir. Lake Bodom da, 2016 yapımı bir filmdir ve bu trajik olayın iç yüzünü anlatır. Yönetmenliğini Taneli Mustonen’in yaptığı film, üstün bir çekim ve hikaye kalitesine sahip olmasa da bu trajik olayı korku temelli anlattığı için özel bir filmdir; İskandinav korkuları arasına alabileceğimiz bir eserdir.

3Trollhunter – Norway (2010)

The Autopsy of Jane Doe filmi ile tanıyabileceğimiz yönetmen André Øvredal’ın tanınmasını sağlayan Trollhunter, aynı zamanda mockumentary sinemanın da temellerini atan, gelişmesine sebep olan bir filmdir. Ayı ölümlerini araştırmak için ormana giden bir grup insanın dev bir Troll ile karşılaşması ve bu Troll’ü haber yapmaya çalışmasının anlatıldığı filmde el kamerası tekniği kullanılır. André Øvredal, mockumentary olarak bilinen kurmaca belgeselcilik sinemasının da -bana göre- gelişmesine sebep olmuştur bu filmi ile. Hollywood’un canavar filmleri ile gösteriş yaptığı 2010’larda Norveç’ten böyle bir film çıkması da takdire şayan.

4Thale – Norway (2012)

Aleksander Nordaas’ın yönetmenliğini yaptığı 2012 yapımı Thale, insan denen varlığın canavarlardan daha korkunç olduğunu anlatan bir korku filmi. Ülkemizde de festival kapsamında gösterilen film, bir cinayet mahalini temizlemeye gelen 2 kişinin geldikleri yerde, insan olmayan, fantastik bir kadın keşfetmesini anlatır. Orada tutulduğunu fark ettikleri bu canavar kadın, konuşamaz ama harika bir şekilde şarkı söyler. Fakat her güzel şeyin sonu keşfedilip yok edilmektir. Thale’ın peşinde askerler vardır ve onun varlığını kanıtlamak istemektedirler. Üst düzey bir film olmayan Thale, İskandinav korkuları arasına koyabileceğimiz türden de bir ilginçliğe sahip.

5Sauna – Finland (2008)

Finlandiya, korku sinemasında başarılı bir bakış açısına sahip diyebiliriz. Tarihsel olayları harika bir şekilde korkuya çevirebiliyorlar. Sauna, yönetmenliğini Antti-Jussi Annila’nın yaptığı bir psikolojik korku filmi. 25 yıllık İsveç-Rusya savaşının ardından 2 kardeş tekrar bir araya gelmeyi başarır. Fakat biri savaşla alakasız iken öbürü sürekli bu savaşın içinde kalmıştır. Haliyle savaş içinde kalan büyük ağabey, psikolojik sorunlara sahiptir. Ve bu sorunlar, küçük kardeşe bir korku filmi olarak dönecektir. IMDB puanı da -şaşırtıcı- bir korku filmi için gayet yüksek olan filmi kesinlikle denemenizi öneriyorum.

6Fritt Vilt – Norway (2006)

Norveç usulü slasher filmi. Yönetmenliğini Roar Uthaug’un yaptığı film, bir grup kaykaycının sakatlanan arkadaşları yüzünden terk edilmiş bir otelde saklanması ve ardından birileri tarafından tek tek öldürülmesini anlatıyor. Türkçe adıyla Şeytanın Oteli olan film, Norveçlilerin de Hollywood sinemasından geri kalmadığını, slasher konusunda ne kadar çılgınlaşabileceklerini gösterdikleri bir film. Cold Pursuit olarak da aratabileceğiniz film, artık bir seri filmi. Çünkü insanlar ölmeli!

7Dead Snow – Norway (2009)

Norveçlilerin ölüme olan merakı burada da devam ediyor. Ama birazcık fantastik şekilde. Yönetmenliğini Tommy Wirkola’nın yaptığı film, ölümden geri dönen Nazilerin terörlerine zombi olarak devam etmesini anlatıyor. Karla kaplı Norveç ormanlarında geri dönen Nazi zombiler, insanları öldürmeye başlar. Tabii ki yine ve yeniden Nazilere karşı çıkanlar olacaktır. Siyasi esprilerin de olduğu film, vahşet adına sevenlerinin keyifle izleyeceği ultra çılgın bir film. Özellikle Nazilerin rütbe rütbe gelmesi ise filmin en komik yanıdır.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın