Tokyo Ghoul, yazarlığını ve tasarımını Sui Ishida’nın yaptığı karanlık yönü ağır basan fantastik bir manga serisidir. 2014’te yayınlanan 12 bölümlük ilk sezonu ile beğenileri toplayan anime 2. sezonu ile devam etti. Ardından da Tokyo Ghoul Re adında aynı evrende geçen başka bir hikaye ile -şimdilik- yayın hayatlarına son verdiler. Stüdyo Pierrot’un üstlendiği animenin yönetmenliğini Shuhei Morita yapıyor. Filmleri hatta oyunları bile olan Tokyo Ghoul, anime dünyasının sevilen, başarılı işlerinden biridir.

Kısaca konusuna değinelim… Alternatif bir evrende geçen Tokyo Ghoul’un bizim evrenimizden farklı tek yanı, geceleri sokakta gezmenin şimdikinden daha tehlikeli olması. İnsan kılığındaki gulyabanilerin yaşadığı evrende, Gulyabaniler, gündüzleri normal hayatlarını yaşarken geceleri açlıklarını gidermek için insanların kanını emiyorlar. Hikaye de sıradan bir öğrenci olan Ken Kaneki’nin, maalesef yanlış yerde yanlış zamanda bulunarak bu kan emici, acımasız yaratıklardan biri ile karşılaşmasıyla başlıyor. Fakat bu kan emici yaratık Kaneki’yi tam ememeden engelleniyor. Böylelikle Kaneki, yarı gulyabani kalarak hybrid bir türe dönüşüyor. Dönüştüğü şeye karşı çıkmaya çalışmasına rağmen doğası gereği kan emmesi gerekiyor. Ama sineği bile incitemeyecek kadar naif biri olan Kaneki’nin değişimi ise animenin genel konusuna tekabül ediyor.

Tokyo Ghoul, bir bilgisayar oyunu olmak için biçilmiş kaftan. Animenin ilerleyişi, aksiyon severleri ve özellikle RPG oyunu severleri epey bir tatmin edecektir. Anime, sadece Kaneki’nin değişimine değil, insanlara savaş açmaya hazırlanan gulyabanileri de anlatıyor. Animelerin meşhur egosuna yenik düşen, herkese üstün geleceğini düşünen karakterlerden Tokyo Ghoul’da bir sürü var. Polisler ve isyancı gulyabanilerin savaşı anlatılırken 20’ye yakın farklı karakterle tanışıyoruz. Oyun sistemindeki gibi tüm bu karakterler sezona yayılarak kısmi bir level sistemi oluşturuluyor.

Tokyo Ghoul, Hellsing sonrası izlediğim en vahşi, en acımasız anime olabilir. Sadece Kaneki’nin işkence sahneleri bile animenin ne kadar vahşi olduğunu tanımlamaya yeter. Öldürmenin sadece bir kurtuluş değil zevk halini de aldığı anime yükselen savaş gerilimi ile şiddetinin de dozunu arttırıyor. Karakter çeşitliliğinin çok olması, telef olacak birçok karakter demektir. Sezon sonunu, ancak en güçlü olanlar tamamlayabilir. Bu süreç içerisinde anime size bir çok teke tek, toplu savaş sahnesi sunuyor. O sebeple Tokyo Ghoul, kan ve aksiyon adını oldukça doyurucu bir anime. Keza savaş sonrası oluşturduğu dram ile de bir güzel cila çekiyorlar.

Diğer animelere nazaran temelinde bir mesajı olmayan Tokyo Ghoul, deliliğin sınırlarını zorlayan; izleyicisine alabildiğine aksiyon ve vahşet sunan bir anime. Diğerleri gibi puzzle bir senaryosu da olmamakla beraber final ve sezon tercihleri de diğerlerine nazaran farklı. Özü kandan ibaret olan animeyi tamamen zevk amaçlı izleyebilirsiniz. 3 sezon boyunca bitmek bilmeyen bir aksiyon tufanı sizi bekliyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın