Mavi ve Son Mavi Dergileri

1952-1956 yılları arasında Ankara’da çıkarılan dergidir. 1950 sonrasında Türkiye edebiyatında düşünce ve sanatın sosyal bir sınıf veya grubun bayağı yapılamayacağını hürriyetin ve barışın rengi olduğundan dolayı adını aldığı Mavi dergisi yayımlanır.
1 Kasım 1952’de ilk sayısı yayımlanmış olup aylık düşünce ve sanat dergisidir.
Büyük boy kağıda 8 sayfa olarak basılmıştır.

Teoman Civelek, Ülkü Arman, Ümran Kıratlı, Bekir Çiftçi ve Güner Somer tarafından çıkarılmıştır. İlk 24 sayının yazı işleri müdürlüğünü Teoman Civelek yapmıştır.
25. Sayıdan itibaren dergini adı Son Mavi olarak değişir ve derginin yazı işlerine Özdemir Nutku getirilir. Son Mavi de 1956’ya kadar belirli aralıklarla 8 sayı çıkar ve 32. Sayısıyla düşünce ve sanat dünyasında son bulur.

Derginin toplam kaç sayı çıktığı konusunda çeşitli görüşler vardır. Erdal Doğan ve Vedat Günyol derginin 36 sayı çıktığını söylerken Öztürk Emiroğlu 32, Memet Fuat 33 sayı çıktığını belirtmiştir.

Maviciler

Attila İlhan, Ferit Edgü, Orhan Duru, Özdemir Nutku, Yılmaz Gruda, Ahmet Oktay, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü ve Tahsin Yücel’den oluşan Maviciler, Türkiye edebiyatı içerisinde Garip dışında yeniliğini sürdüren şiir anlayışı içindedir.

Mavicilerin sanatta var oluşu Garipçilerin karşısında durmasıyla başlamıştır diyebiliriz. Garip şiirinin özelliklerine karşı çıkmışlardır.Attila İlhan’ın Mavi dergisinin 1 Temmuz 1954 tarihli 21. Sayısında yer alan “Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç” adlı yazısında Garip şairlerini “bobstiller” (züppeler) diye nitelendirmiştir. Bunu yanı sıra Ahmet Oktay da derginin 1955’de yayınlanan 26. Sayısında “Orhan Veli’nin Yeri” adlı bir yazı yazmış ve burada “Orhan Veli eksik bir öncü” benzetmesini yapmıştır. Bu 2 yazı Mavicilerin doğuşuna ortam hazırlamıştır. Attila İlhan Mavi hareketinin başlangıcını Elde Var Hüzün’de açıkça söylemiştir.

“Mavi Hareketi ya da Sosyal Realizm diye bilinen kampanyayı başlattım.”

Garip şiirinin karşısında duran Mavi şiiri bazen de İkinci Yeni’nin öncülleri olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu yoruma da Attila İlhan karşı çıkarak İkinci Yeni’yi yoz olarak nitelendirmiştir. Bu konuyu Elde Var Hüzün’de şöyle açıklamıştır:

“İmgeyi sadece kelime istifi diye ananlarınsa, çapraz bulmacayla şiiri birbirine karıştırdıkları, aşağı yukarı kesindir. Türk şiirinin böyle bir çıkmaza girmesinde, galiba gelenekten kopmasıyla, Türk Dil Kurumu uydurmacalığına kanıp, yeni ve anlaşılmaz bir şiir şifresine yozlaşması sebep olmuştur. Gelenekten kopma mısraı öldürdü, oysa mısra cümleye yozlaştı mı, şiir şiirlikten çıkıyor, etkileme gücü sıfıra eşit! Sayfalarca “şiir” okuyor, en küçük heyecan duyamıyoruz.”

Mavici Edebiyatın Özellikleri

• İmla kurallarını reddetmiştir.
• Kendilerine has bir imla sistemi oluşturmuşlardır.
• Dil konusunda oldukça keyfidirler.
• Günlük dilden kaybolan kelimeleri kullanmayı severler.
• Türkçe kelimelerin arasına özellikle Fransızca olmak üzere yabancı sözcükler koyarlar. (Böylece hem yazar okuyucunun dikkatini çeker hem de orjinalliğini vurgulamak ister.)
• Şiirin açık olması gerekliliğinin karşısında durmuşlardır. (Yaşadığımız dünyanın karmaşıklığı üzerinde durmanın bir yoludur bu onlar için.)
• Zengin teşbihler kullanılmalı.
• Derin bir anlam içermeli.

Yazımızın sonunda Attila İlhan’ın Ben Sana Mecburum adlı şiir kitabında yer alan Ağustos Çıkmazı şiiri yer alıyor. Bu şiirden yola çıkarak Mavicilerin kendilerine düstur edindikleri özellikleri görmekteyiz.

“beni koyup koyup gitme
ne olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme
ne olursun
bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
sonun kötüye varacak
beni koyup koyup gitme
ne olursun
elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim
beni koyup koyup gitme
ne olursun”
Attila İlhan, Ağustos Çıkmazı

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın