Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’nun yeni oyunu; karikatürist Yiğit Özgür’ün o çok sevdiğimiz Hunililer’i, Ezel Akay yönetiminde 12 Ocak 2019’da ilk prömiyer gösterimiyle tiyatro sahnesinde yerini aldı. Emre Özbay’ın yazdığı Hunililer 32 farklı maceradan oluşan sürreal bir kaos olmakla beraber aynı zamanda izleyenin de dahil olmaktan kendini alamadığı bir eğlence. Sahnede Hunililer’i başarılı bir şekilde Bahar Kaplan, Bertan Dirikolu, Emre Kıvılcım, Güliz Gündüz, Hakan Eke, Hasan Eflatun Akay, Kerime Obenik, Merve Polat, Reşit Berker Enhoş ve Tufan Afşar isimli genç oyuncular canlandırıyor. 

Ezel Akay Hunililer’i şöyle tanımlıyor:

Akıl gitmiş, ama geriye özgürlük, utanmazlık, merak, vicdan, masumiyet ve saçmalık kalmıştır.” Ve şöyle devam eder: “Şöyle beyaz entarili, çıplak sayılacak kadar takısız taklavatsız, ne yapsalar hoş görülebilecek, ne söyleseler alınganlık yapılmayacak karakterler olsun istedim; gibi şeyler demişti bana Yiğit. Bunlar sahneye çıksalar “normal” seyirci karşısında ne yaparlardı acaba?”

Hunililer fuayede seyircilerin arasına karıştılar. Biz “normal” seyirciler bu on Hunili’yi fuaye alanından itibaren izlemeye başladık. Sürreal bir alanın içine bizi sokarak aramızda gayet “normal” bir şekilde dolaşmaya ve laf atmaya başlayan Hunililer bembeyaz entarileri ve kafalarındaki hunileri ile bir anlam ifade etmedikleri halde bizi o anlardan itibaren gülümsetmeye başlattılar bile.

Sahnedeki on Hunili bir saniye bile durmaksızın hareket ve konuşma halindeydiler, aynı şekilde sahne tasarımları da her an değişebilen son derece hareketli yapısıyla Hunililer’e ayak uydurur vaziyetteydi. Sahne rengi Hunililer’in beyaz entarileri gibi beyaz, sahne ışıkları hareketli ve parlak, müzikler yine Hunililer’e ayak uydurur derecede hareketliydi. Sahneye konan oyunun ruhuna uygun olarak seyircinin dikkatini bir an için bile onlardan alamayacağı bir ortam yaratılmıştı yani.

Parodiler art arda gelmeye başladı. Türkiye’nin mizah üretme kapasitesinin günlük ortalamada dahi ne kadar yoğun bir gündemi olduğunu düşünürsek; izdivaç programlarından, kaynana-gelin programlarına, yemek programlarından, sağlık ve sağlıklı beslenme programlarına, aldatma, hırsızlık, şiddete yönelik reality şovlardan, aile içi absürtlüklere, yarışma programlarına, adalet ve hukuktan, eğitim, inanç ve dini konulara varana kadar sahnelenen parodilerin Hunililer ekseninden bize yansıması çoğu zaman kahkaha attıracak kadar mizah yüklü ve alkışlanacak kadar coşku vericiydi.

Sahneye konan Hunililer ile seyirci arasında oluşan bağa dikkat çekilmesi gereken unsurlar ilk sahneden itibaren ortaya çıktı aslında. Bunlardan en önemlisi: Hunililer, Yiğit Özgür tarafından karikatürize edilen, beyaz entarileri ve başlarında hunileri ile kendilerini canlandırıp bir parodiyi canlandırmadıkları zaman seyircinin yüzünde oluşan gülümseme. Hunililer maskelerini takıp günümüz dünyasından aşina olduğumuz bir olayı parodileştirip canlandırdıklarında kahkahalara ve nihayetinde mizah açısından iyice yükselerek alkışların kopmasına sebebiyet verdi her seferinde.

Mizahın en önemli unsurları bu anlarda ortaya çıktı. Oyunun dramaturjisine yardımcı ögeler olarak kullanılan maskelerle ilk aşamada somut anlamda ‘seyredeni kendine yabancılaştırma’ unsuru kullanılmış, ardından zaten mizahın temel unsuru olan ‘ben onun (veya onların) durumuna düşmem ki, o (veya onlar) çok aptal’ dan yola çıkarak kahkahalar art arda patlak vermeye başlamıştı. Aslında “kendimize güldüğümüzü” fark etmeksizin mizahın kadim yöntemleriyle kahkahalar tam da zamanında ve yerinde atılmış oldu.

Yani sahnede Hunililer olduğunda, sürrealist olan seyirci tarafı olurken; Hunililer maskelerini takıp günlük ve gerçek hayattan parodiler paylaştıklarında sürrealist olan onlar, kahkahalar atan seyirci ise Hunili oluveriyordu. Bu karşılıklı alışveriş komedi unsurlarının tüm yapısını ortaya çıkarabilen çok önemli bir unsur oluyor oyun için.

Ezel Akay’ın bazı çalışmalarından, yönetmenliğini yaptığı Karagöz – Hacivat filminden de mesela, aşina olduğumuz üzere geleneksel Türkiye Tiyatrosu’na olan sevgisi, Tuluat tiyatrosuna veya Direkler Arası’nda sergilenen Orta Oyunu tarzı oyunlara benzer özellikte verileri kullanarak gerçekleştirdiği projeler sanat dünyamız açısından son derece önemli. Çünkü bağlantı noktalarımızı bizlere hatırlatırken, tiyatromuzu tiyatro yapan temel niteliklerle ilişkide kalmamız gerektiğini de bize her yeni projesiyle yeniden gösterme açısından çok kıymetli işler ortaya koymakta.

Hunililer, güzel bir tiyatro oyunu olmuş. Kafaları dağıtmanın ötesinde ‘Onlar gibi olsak keşke. Hayat daha mı katlanılabilir olurdu acaba?’ sorusunu sordurtuyor bizlere ve daha oyunun başında bir Hunili şu şarkıyı söylemeye başlıyor seyirciye karşı: 4

“Ben evrim geçirdim. Sen maymun kaldın.“

Hangimiz sürreal olan taraftayız sizce? Hunililer ile tanışmadan bilemezsiniz. İzlemeniz dileğiyle.   

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın