Fast & Furious serisinin 9. filmi ve ilk yan ürünü Hobbs & Shaw 2 Ağustos Cuma günü vizyona giriyor. John Wick ve Deadpool 2’den tanıdığımız David Leitch’in yapımcılığını yaptığı film, aksiyon ve komediyi yıldız dolu kadrosuyla beyaz perdeye aktarmada oldukça başarılı.

Baş rollerimizi zaten tanıyoruz. FBI’ın en iyi ajanlarından, klasik bir Amerikan Hobbs (Dwayne Johnson) ve sonradan süper kötüye dönüşen daha sonra tekrar iyiliğe dönen eski İngiliz askeri Deckard Shaw (Jason Statham). Bu filmde kötü adamlığı üstlenen ismin Idris Elba olacağı da uzun zaman önce açıklanmıştı. Deckard’ın kardeşiyle başlayan teknolojiye sahip kötü adamlık yeni film ile zirveye ulaşmış durumda. Adeta birisi Idris Elba’nın gözünün içine bakıp “I wanna make a supersonic man out of you” demiş ve sonrasında Siyahi Superman nasıl yaparız diye kafa kafaya vermişler diye düşünüyorum. Daha sonrasında da “ee bu adam İngiliz, adını da ne yapalım biliyor musunuz? BRIXTON!” diye kolayca bulmuşlar diye sanıyorum çünkü Brixton’ın bir tık üstü zaten THE GREAT BRITAIN; yani daha İngiliz bir isim düşünemedim açıkçası. Gerçi ismi; motorsiklet markasından almış da olabilir; adam bütün filmi motorsiklet üstünde geçirdi… Neyse devam edelim. Bunlara ek olarak olayların üstünden döndüğü isim de Hattie Shaw (Vanessa Kirby). Shaw ailesinin 4. ferdi; o ise MI6 ajanı, eğitimli, korkusuz bir asker. Bu kadar yıldız erkek kadrosunun arasında nasıl olacak umarım sönük kalmaz diye düşündüğüm bir isimdi açıkçası fakat sandığım gibi sönük kalmadı hatta koca gözleriyle kendisini size kolayca sevdirecek.

Filmimiz ikiye ayrılmış olarak başlıyor. Bir tarafta atletiyle çiğ yumurta yiyerek güne başlayan Hobbs, diğer tarafta şef misali kendine omlet yapan Shaw. Filme en basit farklılıkları ile başlıyoruz. Daha sonra ikisine de aynı anda telefon geliyor olay karşısındaki çözümlerini izlerken farklılıkları yavaş yavaş azalıyor gözünüzde. İkiliyi diğer filmlerinden de bildiğimiz gibi, kesinlikle anlaşamıyorlar. İkisi de birbirinden nefret edercesine sürekli birbirlerine hakaret ve tehdit yağdırıyorlar. Bu birbirlerine ettikleri sözler açıkçası beni kahkahalara boğdu; daha önceki filmlerde de zaten bu diyaloglar güzel hazırlanmıştı.

Olaylar bütün dünyayı evrimleştirmek isteyen ve bu yolda herkesi öldürebilecek bir virüs hazırlayan gizli bir örgütün başının altından çıkıyor. Bu virüsü ele geçirip yok etmezlerse insan ırkı çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacak gibi duruyor. Bu iki kaslı adamımız tabi ki farklılıklarını ve nefretlerini hiçe sayarak bu yola baş koyuyorlar fakat karşılarında “Ben siyah Superman’im” diyen ve aslında tamamen anti-Superman olan bütün gün teknoloji harikası motoruyla dehşet saçan bir kötüler kötüsü var. Burada devreye 3. kardeş olan Hattie Shaw, görevi Hobbs’a ulaştırmadan sorumlu CIA ajanına hayat veren Ryan Reynolds ve bu iki alfa erkeğinden çokta farklı olmadığını hissettirmeye çalışan hava mareşali (Kevin Hart) giriyor. Olaylar ne kadar baş rollerin üzerinde dönse de Ryan Reynolds’ın Deadpoolvari sahneleri ve Kevin Hart’ın boyu değil işlevi konuşmaları sizleri gülme krizine sokacak.

Buraya kadar her şey tamam kafamızda az çok bir şeyler oluştu filmle ilgili ama şöyle bir durum da var. Filmimiz ne kadar Aksiyon/Macera olarak geçse de bana göre Komedi çok daha ağır basmış. Zaten özellikle hazırlanan komedi sahneleri dışında inanılmaz güleceğiniz yerler de olacak çünkü baş rollerimiz filmin 2. yarısında o kadar çok uzaklara bakarak anlamlı sözler söylemeye çalışıyorlar ki ben bunun ciddi ciddi yazılmış olduğunu düşünmek istemiyorum. Eğer böyle yazıldıysa ve anlam yüklenmeye çalışıldıysa kesinlikle Samanyolu TV oyuncularından özel dersler alınmış olabilir ya da yazarımız Türk dizilerinin hayranı. Hani bu 20 dakikalık konusu olan ama kendini 4 saat izlettiren dizilerimiz var ya? Heh onların hayranı olmalı.

Önerime gelecek olursak, eğer siz de benim gibi ilk Fast & Furious filmlerini severek izlediyseniz ve aile kavramı üzerinden işlenen duygulu, küçük adamların büyük başarılarını görmek istiyorsanız bu film sizi hüsrana uğratacaktır. Fakat kaslı adamların hayali fizik kurallarını son damlasına kadar kullanıp, dünyayı kurtarmasını izlemek istiyorsanız yeterince keyif alabileceğiniz bir film. Şahsen ben izlerken defalarca kahkaha attım ve güzel vakit geçirdim.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın