Search

Herkes Kandırır: Cebimdeki Yabancı

1438

Haberleri ilk çıktığında epey bir ses getiren Cebimdeki Yabancı sonunda vizyona girdi. Güzide oyuncularımızdan Serra Yılmaz’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan filmin yapımcılığını da İtalya’nın güzide yönetmenlerinden Ferzan Özpetek yapıyor. Zaten Ferzan Özpetek’in filme yapımcı olması epey bir ilgi çekmesini sağladı. Şimdi burada değinmek istediğim bir şey var: Film maalesef ülkemizde orjinal bir hikayeymiş gibi tanıtıldı. Ya da böyle bir algı oluşturuldu. Aslında film Perfetti Sconosciuti’nin uyarlaması. Ferzan Özpetek’in kendi deyişiyle filmin hakları çıktığında ilk alan kendisi. Bir diğer beni ufaktan rahatsız eden kısmı ise filmin yapımcısı olarak afişe adını baya baya büyük yazdırmış olması. Ben, şahsen, Serra Yılmaz’ı başa koymak istiyorum çünkü çok usta işi bir iş çıkarmış.

30 yıldır arkadaş olan bir grup aralarından birinin evinde her zaman olduğu gibi toplanma kararı alır. Evin sahibinin enfes yemekleri ile süslediği masaya doluşan arkadaşlar zamanla kendilerini bir oyunun içinde bulur. Belçim Bilgin’in canlandırdığı karakterin hadi herkes telefonu masaya koysun demesiyle olaylar başlar. Saklayacağı hiçbir şey yokmuş gibi davrananlar zamanla kendini gerilim dolu dakikaların içinde bulur ve bu masum oyun hiç masum olmayan bir yöne doğru gider.

Öncelikle filmi çok başarılı bulduğumu; iyi bir uyarlama olduğunu ve özellikle belirtmek istiyorum: Serra Yılmaz’ın muhteşem bir iş çıkardığını düşünüyorum. İlk yönetmenlik deneyimine göre fevkalade bir iş çıkarmış. Özellikle açı açı çekimleri sürekli yapmayarak akıcı kamera kullanımı ve işi tiyatral boyuta taşıması beni mutlu etti. İzlediğim filmin su gibi akmasını sağladı. Belçim Bilgin’in de öve öve bitiremediği yönetmeni tebrik ediyorum ve kendisinin bile filmi izlemek için bir sebep olduğunu düşünüyorum.

Oyunculukların da şahane olduğu film başarılı bir şekilde ülkemize uyarlanmış. Kadın erkek ilişkilerindeki problemler, herkesin aldatmaya meyilli olduğu gerçeği ve özellikle çok derin bir konu olan “ibne” lafının üstünden çok başarılı bir şekilde geçiliyor. Özellikle Suavi ve Kerem’in içinde kaldığı durum bence muazzam işlenmiş. Kerem’in “2 saatte ne hissettiğini anladım“sözü filmin en başarılı repliğidir. Çiftlerin birbirlerini aldatması, kandırması, gizli işler çevirmesi çok olağan bir hikaye fakat Suavi ve Kerem’in hikayesi bence filmin tadı tuzu olmuş.

Filmin çok derin bir hikayesinin olduğunu düşünmüyorum. Mesajının olduğunu da düşünmüyorum. Sadece basit bir söylemi var: Herkes aldatır. Ortada bir mesaj yok, gerçeklik var. Hepimiz birbirimizi kandırıyoruz. Telefon, kandırmayı hem aşırı kolaylaştırırken hem de zorlaştırıyor. Ortası yok. Bir mesajla aldatabilir, bir mesajla hayatımızı karartabiliriz. 30 yıldır arkadaş olmalarına rağmen hepsinin aslında birbirine karşı negatif yanı çok yüksek. Film boyunca hepsinin birbirinden nefret ettiğini sezebilirsiniz.

Son olarak 2 şey söylemek istiyorum. İlki; keşke film evlerden başlamasaydı. Önceden bir karakter tahlili yapmasaydık. Nasıl Suavi için hiçbir ön gösterim yapılmadıysa zamanla kim olduğunu anladıysak keşke diğerleri için de bunu yapsalardı. Film misafirliğe gelen arkadaşlar ile başlasaydı. İkinci; film bittiğinde biraz üzüldüm. Ne kadar izlediğim işten zevk alsam da uyarlama olması canımı sıktı. Evet, aradığım Türk sineması bu dedim. Gelin görün ki bizde böylesine bir senaryo yazan yok. Orjinal olamıyoruz. Buna da razıyım fakat keşke böylesine güzel bir hikayeyi 80 milyondan biri çıkarabilseydi. Sözün özü… Gidin ve izleyin. İyi film. Güzel film.

Reviews

  • Yönetmenlik9
  • Sinematografi8
  • Senaryo8
  • Oyunculuk7
  • Müzik7
  • 7.8

    Score

User Rating: 3.3 ( 2 Votes )


mm

Sinema Teröristi... Senaryo Canavarı... Dergi Yazarı... Avan-Gardist... Çok Feci Bir Beşiktaş Taraftarı...


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir