“bir kuğu bile bir kez olsun kendi etrafında
kirlenmeden dönemiyorsa bu dünyada
neyi yazacaksın sevgilim”

Aslında şiirde sorulan her soru; cevabı olmayan isyanın satırıdır. Çok yazmak istediğinde şiire yük olmasın diye biraz da deneme yazdığını kendi dilinden duyduğumuz içli bir adamı konuk edeceğiz sözlerimizde; Haydar Ergülen. 14 Ekim 1956 yılında dünyayla tanışır. Haydar ismi konur Hz. Ali’den ötürü ailesinden ona yadıgar. Doğumu Eskişehir’de olur. Sonraları bu şehir onun şiirlerinin imgesi haline gelir. Eskişehir gibi içinden nehir geçen şehirler Ergülen’i kelimelerinden vurur. Tıpkı Bosna Hersek gibi. Birkaç yıl önce eşiyle Bosna’yı ziyaret eder. Bu ziyaret yaralarını sessiz sedasız iyi eden Bosna’nın şair için unutulamaz anısı olur. Ve şiirin neden şehri olur yine bu için adamın satırlarında buluruz;

“insan arkadaşına benzer ve iyidir benzemesi
arkadaşlığın da eski bir şehre hele usul sesliyse şehir,
trenler de bölmemişse henüz arkadaşlığın sesini yani benzediğim ne varsa eskiden
yavaş akan bir şehir, sakin kitaplar,
su aziz ve biz büyüdükçe yeşil bir nehir, kuşları bile dalında yerli
bir şehirden birden kanatsız uçtum kayıp ikizlerle dolu bir şehre düştüm
baktım herkes benzersizin peşinde
herkes kayıp arayan yok kendini
anladım beyhûdeymiş benzerimi aramak
eski arkadaşlıkların payına bir damla bile
gözyaşının düşmediği şehirde”

Eğitimini Ankara’da sürdürmek adına buraya taşınır.  Ankara Aydınlıkevler Lisesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirir. ODTÜ’de okuduğu yıllarda film gösterimlerine sıklıkla katılır. Sinema üzerinde yoğun çalışma sağlamamış olsa bile bir röportajında; “sinemada aslında çağımızın bir şiiri midir diye hep düşünürüm” diyerek bahseder. Aslında şairlik yalnız şiir yazmak değildir. Filmlerden izlediği kısımlar için ilham aldığını anlatır. Sinema çoğu kez satırlarını besler. Hatta Kediler Gazel’i kitabında On Dakika Ara bölümü bunun en önemli örneği olur. Çeşitli dergi ve ansiklopedilerde çeviriler ve metin yazarlığı yapar. Daha sonra reklam şirketlerinde çalışır. Üç Çiçek ve Şiir Atı dergilerinin yönetimine katılır. Radikal gazetesinde haftalık köşe yazıları yazar.

“İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye?”

Ve tabi ki “nar” Haydar Ergülen’in şiirlerinin soluk aldığı imgesi. Kızının ismiyle ilk rastladığımız nar aslında küçücük bir meyvenin bunca parçayı birlikteliği ile imge olmayı hak eder. Hz. Fatıma’nın simgesi olarak da kullanılan nar Ergülen için ne çok değer bulur şiirlerinde. Nar Alfabesi adında bir de çocuk kitabı çıkarır. Bu kitabı kızı için oluşturur. Şiirlerinde bir mekan olgusu bulunduran isim çocukluğunu yani yitirdiklerinizi bulmak adına yazar. Çocukken hızla geçmek istediğimiz hallerin şimdilerde ise o yılların arayışını kelimelerine sığdırır. Çok zarif, naif buna rağmen derin; zarf, nar gibi isimler koyar kitaplarına. Özellikle mektup yazmanın onun için çok değerli olduğundan bahsetmesi Zarf kitabının ismi için yeterli açıklama olur. Eşinin kedileri çok sevmesinden ötürü kedilerin sevgisiyle tanışan Haydar Ergülen kedileri anlamamalarımızdan ötürü Üzgün Kediler Gazeli kitabını çıkarır. Ayrıca bu kitabı Metin Altınok ödülünü almıştır.  Ve Eskişehir’in şairi trenleri de unutmaz kelimelerinde çünkü trenlerde unutulmamalıdır. Anısı olana şiir yeter. Ve şiir anlattığı yerde özlemleri Haydar Ergüle şiiri oluverir. “ben bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım” diyen bu şairin değinemediğimiz tüm hoşluklarını burada sonlandırırken hayatıyla ilgili Arakatsanat okurlarına da küçük bir tavsiyedir. Haydar Ergülen’i çok etkilenmiş olan Tarçın Kokulu Kız – Jorge Amado kitabı buraya bırakıyoruz. İyi ki Doğdun Nar’ın babası güzel insan. Nice yılların olsun.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın