Search
EKİBİMİZ
porno izle- Canlı Bahis Siteleri- canlı casino siteleri- ngsbahis yeni giriş- enbet giriş adresi-

Güçlü Bir Kadın: Pink

Gençliği ya da çocukluğu benim gibi 2000’lere denk gelen biriyseniz ve müzikle ilgileniyorsanız büyük ihtimal müzik listelerinizin içinde Pink ve onun çok çılgın şarkıları vardır. Pembe saçları, karakteristik suratı ve ilginç klipleri ile hiç unutulmayacak biri olduğunu söyleyebiliriz.

Asıl adı Alecia Beth Moore olan Pink, 8 eylül 1979’da Amerika, Pennsylvania’da doğdu. Annesi hemşire, babası Vietnam gazisiydi. Kenar mahallede büyümek zorunda kalan Pink, zor bir çocukluk geçirir. 10 yaşında ailesi boşanmak zorunda kalır. Bunca zorluğa rağmen Pink kendini müziğe vererek ayakta kalmaya çalışır. 10 yaşından itibaren şarkı sözleri yazmaya başlayan şarkıcı zamanla kendine müzik grubu da bulur. Fakat bu müzik grubu yarışmalarda sürekli kaybeder ve başarısız olur.

14 yaşında geldiğinde Phildelphia’da kulüplerde şarkı söylemeye başlayan Pink zamanla ne kadar iyi şarkı söylediğini keşfeder. Fakat bunun kötü bir yanı da vardı. Daha 14 yaşında uyuşturucuya başlamış ve bu ona büyük bir sorun olmuştur. Verdiği bir röportajda 14, 15 ve 16 yaşlarında uyuşturucu kullandığını söyleyen sanatçı gençliğinin bu sebeple çok zor geçtiğini ve uyuşturucu probleminin şehirde değil kenar mahallelerde sorun olduğunu dile getirmiştir.

Pink, lakabını da genç yaşta almıştır. Lakabını saçlarının pembe olmasından değil agresifliğinden almıştır. Arkadaşları, Quentin Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri’ndeki Mr. Pink’e benzediği için kendisine Pink lakabını takar ki Pink’i ne kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlamış oluyorum.

16 yaşında Stephanie Galligan ve Chrissy Conway ile R&B grubu kuran Alicia, Key to My Heart adlı bir albüm kaydeder ve LaFace Records’a göndererek resmileştirir. Tabii yaşlarının 18 altında olmasından ötürü ailelerinin imzaları gerekmekteydi. Aileleri ne kadar istemese de sözleşmenin altına imza atarlar fakat bu ilk albüm maalesef hiçbir zaman yayınlanmaz. Bunun üzerine ekip dağılmaya karar verir ve Pink, LaFace Records ile solo albüm için anlaşma yapar. Çıkardığı There You Go adlı single, Billboard Hot 100 listesine girerek ilk süksesini yapmasını sağlar. There You Go sonrası şarkılar yaparak gene adından söz ettiren Pink’in kapısını Moulin Rouge! çalar.

2000 yılında Billboard yılın yeni şarkıcısı ödülünü alan Pink yapımcıların ilgisini çeker ve 2001 yılında vizyona giren Moulin Rouge!’un soundtrack çalışması için Christina Aguilera, Lil Kim, Mya ve Missy Elliot gibi güçlü isimlerle bir araya gelir. Lady Marmalade, 2001’de yılın en iyi müzik klibi ödülünü alır; gerçekten de o senenin en iyi şarkısı ve klibi Lady Marmalade idi. Fakat Lady Marmalde’ın Pink’in kariyerindeki yeri başkadır. Ne kadar yılın en iyi müzik klibi seçilse de Pink bedenini ve kadınsı yanını klipte sergilemekten rahatsız olur ve kendini farklı bir şekilde anlatmayı tercih eder. Bu da Missundaztood albümünün ve Get the Party Started’ın doğmasına sebep olur.

Farklı bir şey denemek isteyen Pink çalışmalara başlar ama yardım eline ihtiyacı vardı. Bunun için de 4 Non Blondes’ın üyelerinden biri olan Linda Perry’ye ulaşarak yardım ister. Tabii ki Linda en başta bunu kabul etmez. Pink de Linda’yı resmen taciz etmeye başlar. Kabul edene kadar mesaj atmaya devam edeceğini söyleyen Pink en sonunda Linda’yı pes ettirir ve 2002’nin en iyi şarkısı Get the Party Started ekranlardaki yerini alır. Şarkı; Hem müzik olarak hem de klip olarak çok büyük sükse yapar. Öyle ki Pink kendini sergilemeden ve kendini sergileyenlerle dalga geçerek kendini dinletmeyi başarır. Şarkı bizim ülkemizde de bol bol dinleniyordu ama ben eminim ki bizler kendisini Family Portrait şarkısı ile tanıyoruz.

Farklı tarzı ve güçlü sesi ile adından söz ettirmeyi başaran Pink bunu sıradaki albümlerinde de göstermeyi başarır. Try This ve I’m Not Dead adlı albümlerinde kendine has tarzını devam ettiren Pink aynı şekilde kliplerindeki alay motiflerini de çoğaltır. Dönemin en eğlenceli kliplerinden biri olan Stupid Girls, başarıya ulaşmak için soyunan, bedenini meta olarak kullanan kadınlarla dalga geçiyordu. Lindsay Lohan, Jessica Simpson, Mary-Kate Olsen ve Paris Hilton gibi ünlülerin parodisi yapan Pink, aslında kadınların bedenlerini göstermeden, başarılı metinler ve kliplerle de ödüller alabileceğini kanıtlar. Stupid Girls’deki: Amerikan başkanı olmak isteyen 50 Cent klibinde dans ediyor, sözleri hala gönlümdeki yerini korumakta.

2008 yılında çıkardığı So What albümünün ise oldukça ilginç bir hikayesi vardır. 2001 yılında motorcross yarışçısı Carey Hart ile tanışan Pink, kendisini o kadar sever ki evlenme teklifini beklemeden kendisi eder. 2005’te bir motorcross yarışında Carey Hart’ın asistanlığını yapan Pink, yarış esnasında pite “Benimle evlenir misin? Ciddiyim!” yazdırarak oldukça ilginç bir işe imza atar. Tabii yarışçının bunu anlaması birkaç tur alır. Ardından durumu anlayan yarışçı pite gelerek evlenme teklifini kabul eder. Tabii Pink gene çılgınlık yaparak yarışa devam etmesini, mağluplarla evlenmek istemediğini söyleyerek evlilik teklifini daha da ilginç bir havaya sokar. İkili, 2006 yılında Costa Rica’da evlenirler.

So What albümü ilginç kılan nokta: 3 yıllık beraberliğin bitişini anlatan bir albümdür. Ne yapıp ne edip ilişkiyi mahveden ikili ayrılmaya karar verir. Fakat Pink bunu yediremez. So What klibinde hala ayakta olduğunu ve yıkılmadığını anlatmaya çalışır. Daha da ilginci, ayrıldığı kocası Carey Hart’ı, So What klibinde oynatan Pink, adamı bir nevi rezil eder. İşin en ilginç yanı ise Carey Hart, klibin neyle alakalı olduğunu bilmeden gelmesi ve Pink’in kurbanı olmasıdır. So What, albüm olarak çıkmadan önce sızdırılır. Sızan şarkı bile bir numaraya oturur. Güçlü kadın temsili albüm zamanla sadece bir albüm olarak kalır çünkü Carey Hart ve Pink 2010’da barışıp günümüze kadar uzanan ilişkilerini tekrar başlatırlar.

2009 yılında Funhouse ve o zamana kadarki en iyi şarkılarının yer aldığı bir albüm çıkartan Pink, yeni albümünde de klasik tarzını devam ettirerek karakterini ortaya koyar. Funhouse, klip olarak da oldukça başarılı bir kliptir. Fakat albümün en dikkat çeken şarkısın Glitter in the Air olur. Özellikle 2009 MTV Müzik Ödüllerinde şarkı için sergilediği performans hala unutulmazlar arasında yer almaktadır. Pink’in kareografiye rağmen hiçbir şekilde detone olmaması ve sınırları zorlamasına rağmen hep aynı kalabilmesi herkesi büyülemişti.

Funhouse sonrası Pink, biraz da yeni sanatçıların ortaya çıkması ile ortalardan kayboldu. Ya da gerilede düştü. The Truth of Love ve You+Me albümleri ne kadar yarışmalara aday olsalar da eski şaşalı Pink havasında değillerdi. 2011 yılında anne olmasının ardından şarkıları da daha duygusal bir hal aldı. Kocası Carey Hart’ın da bol bol kliplerinde yer almasıyla Pink’in mutlu ve rahat olduğunu görebiliriz. 2016 yılında Beautiful Trauma ile son albümünü çıkaran Pink hala son albümünün konserlerini veriyor.

Kişisel Hayatı

Alicia, müzik sektörüne kendi bedenini sergilemeden de başarılı olunabileceğini göstermiştir. Zaten karakteri de buna uygun değil. Kendisinin hep bir erkeksi yanı vardı. Fiziği de aynı şekilde hep erkeksiydi. Bunun sebebi ise çocukluğunu geçirdiği sokaklardır. Stupid Girls klibinde Amerikan Futbolu oynayan kız aslında kendisidir. Pink’in bu yanı onun hep dürüst ve bildiğini okuyan biri olmasını sağlamıştır. Mesela erkekten evlilik beklemek yerine evlilik teklifi edecek kadar cesur ve kural kırıcı olmak. Sanırım Mr. Pink lakabını gerçekten de hakediyor diyebiliriz.

Pink, kişisel hayatında da kliplerinde olduğu gibi alaycı ve serttir. Kendisi çok sıkı bir hayvan hakları koruyucusu ve PETA üyesidir. Kürk giyenlere karşı çok ciddi tavır almışlığı vardır. Sırf bunun için hayranlarını organize edip Jenifer Lopez ve Beyonce’yi protesto ettirmiştir. Keza İngiltere Prens’ine mektup yazarak “avcılığı” bırakmasını istemiştir. Tabii bu mektuba cevap gelmez ama sanatçı mektubunun okunduğundan emindir. Kendisine hiç korkmadınız mı diye soranlara da: “Taçlarının olması umrumda değil, hayvan öldürmesinler” diyerek cevap vermiştir. Kliplerinde soyunmayan bile soyunmayan çılgın kadın, PETA için soyunarak: Kürk giymek yerine çıplak gezerim daha iyi, diyerek hayvanları ne kadar önemsediğini göstermiştir.

Alicia aynı şekilde LGBT üyesidir de. İnsan haklarını savunan bütün oluşumlara maddi yardımda bulunmaktan çekinmez. Müzikte Janis Joplin ve Madonna aşığı, edebiyatta da Poe ve Rumi aşığıdır. Ortalama bir vegan olduğunu dile getiren sanatçı tavuk ve balık yemeyi tercih ediyor.

Pink’i farklı kılan özelliklerden biri de yaptığı coverlardır. Kendi şarkıları gibi başkalarının şarkılarını da kusursuz bir şekilde söyleyebiliyor. Birçok sanatçının uyarlamaya cüret edemediği şarkıları uyarlamaktan çekinmiyor. Korkusuz yanını sanatının ve hayatının her noktasında sergilemeyi başarıyor da diyebiliriz. Bedeni ile değil karakteri ile tanınan ve şarkıları ile sevilen biri olması da gene onu farklı kılan noktalardan biri. Keza şuan ünlü olarak bildiğimizo popstarların aksine Alicia şarkılarını kendisi yazmaktadır. İçinden gelerek ve yaşayarak yazdığı için de gönlümdeki yeri her zaman farklıdır. Eğlenceli kliplerini kimsenin unutması mümkün değil. Yeni albümleri aynı şekilde ses getirir mi bilmiyorum fakat 2000’lerin başında yaptığı şarkılar ve klasik kadın kurgusuna karşı gelişi ile asla unutulmayacak bir karakter. Benim gibi çok kişi tarafından hatırlanıyor ve dinleniyor.

Aslında kendisi hakkında birkaç bilgi verip en güzel şarkılarını koymak için başladığım bu yazı biraz uzadı evet. O yüzden en güzel şarkıları bölümüne anca şimdi geçebiliyorum. Yukarıda verdiklerimin dışında kalanları tek tek koyayım.

 

Kendi yaşantısını ve ailesini belki de en iyi anlatan şarkıdır. Dediğim gibi: İçinden gelerek yazdığı için özel bir sanatçı.

Şahsımın en sevdiği Pink şarkısıdır.

Jefferson Airplane’in meşhur şarkısı olan White Rabbit’e yaptığı cover Emiliana Torrini’den sonraki en iyi cover olabilir.



Sinema Teröristi; Arakat Sanat Ele Başı; Beşiktaş Taraftarı.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.