Gerçek bir hikayeyi anlatan film ve dizileri hep sevmişimdir. Özel bir ilgim var. Bunun sebebi, gerçek hayatın sinemadan daha korkunç olduğuna inanmamdır. Filmler ya da diziler, gerçek hayatın yaratıcılığına asla ulaşamazlar. The Hot Zone da bu yaratıcılığın en güzel örneklerinden biri. Size, görülmeyen ama herkesin adını duyduğunda ya da varlığını hissettiğinde ölümüne korktuğu bir film ya da dizi izliyorum desem, aklınıza ilk ne gelirdi? Büyük ihtimal fantastik bir düşünceniz olurdu. Hiç de fantastik değil; hatta hayatımızın bir parçası. Konumuz: Ebola.

Kısaca dizimizin konusuna değinelim… Ebola, 1976 senesinde keşfedilmiş bir hastalık. Adını Kongo ülkesindeki Ebola nehrinden alır. Alien filmlerini aratmayan bir hikayesi vardır. Varlığı, insanlıkla yaşıt olan bu hastalık, Afrika kıtası sınırlarında saklanan bir yaratıktan farksızdır. Yakaladığı canlıyı birkaç gün içerisinde kesinlikle öldürür. 2019 dünyasında hala ilacı yoktur; ortaya çıktığı zaman kontrol altına alınamazsa ölü sayısı kısa süre içerisinde 3 rakama çıkar. Dizi, ebolanın maymunlar vasıtasıyla Amerika’ya gelmesi ve olası bir kıyamet hikayesinin başlamadan engellenmesini anlatıyor.

Genellikle Afrika kıtasında görünen bu hastalığın milyonlarca insanın birbiri ile temas içerisinde yaşadığı bir ülkeye gelmesi demek, birkaç hafta içerisinde bir şehrin tamamen ölmesi demektir. Dizi, bu cümlemin altını muhteşem bir gerilim ile doldurmayı başarıyor. Gözükmeyen bu düşmanın oluşturduğu gerilim ve verdikleri mücadele, dedektiflik hikayesi, askeri hareketlilik 6 bölümün su gibi akmasına sebep oluyor. Ara ara da Ebola’nın ilk keşfedildiği dönem olan 1976’ya yolculuklar yaparak oluşan korkunun pekişmesi sağlanıyor.

Yapımcılığını National Geographic’in yaptığı dizinin oyuncu kadrosunda Juliana Margulies, Noah Emmerich ve özellikle Game of Thrones’tan hatırlayacağımız Liam Cunnigham yer alıyor. Dizi, hikayenin akmasına izin veren bir çekim temposuna sahip. Oyuncular da harika bir iş çıkarıyor ki gerilimin boyutlarını oyucuların oyunculuklarından anlıyoruz. Özellikle Afrika sahnelerinin oldukça başarılı olduğu dizi, benim gibi gerçek hikayeleri sevenler için bire bir. Keza Ebola virüsünün gerçekleri ile karşılaşmak ve bilgilenmek adına da güzel bir dizi. Aynı şekilde Amerika’nın tehlikeli hastalıklar biriminin nasıl çalıştığını, dizinin adını nereden aldığını da öğrenebilirsiniz.

Sinema ya da televizyon her zaman kurmaca değildir. Alien ya da Prometheus ne kadar güzel hikayeler olsa da hayatın kendisi de onlar kadar korkunç varlıklarla doludur. Diziyi bitirdiğinizde bu düşünceme büyük ihtimal siz de katılacaksınız.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın